İSTİSMARCI YANI BAŞIMIZDA!

Habere Oy Verin:

Son günlerde gün geçmiyor ki çocuklara yönelik cinsel istismar ve taciz haberiyle karşılaşmayalım. Bu konuya dikkat kesilmek, her duyarlı vatandaşın görevi. Konuyla ilgili sitemiz köşe yazarı, Psikolojik Rehber Danışman Barış Aygener ile cinsel istismara uğrayan çocukları, istismarcıyı ve istismardan korunmanın yollarını konuştuğumuz bir röportaj gerçekleştirdik.

İstismar nerede başlar, nerede cinsel istismar adını alır?

Bir kişinin gücünü bir başka kişiyi psikolojik ve/veya fiziksel zarar göreceği bir eyleme maruz bırakması ya da zorlamasıyla istismar başlar. Cinsel istismar, istismar türlerinden biri ve en ağırıdır. Cinsel istismar söz konusu olduğunda eylemin cinsel içerik taşımasından bahsediyoruz. Siz daha çok cinsel istismar ve taciz üzerine konuşmak istiyorsunuz.

İstismar çok farklı alanlarda görülse de kamuoyunda daha çok cinsel istismar olarak biliniyor.

Evet. Öncelikle konuyla ilgili doğru kabul ettiğimiz fakat yanlış olan kabullerimiz var. Bunlardan söz edelim: “Eğitim yükseldikçe cinsel istismar azalır, istismar çocuğa uzak insanlardan gelmektedir, evli ve çocuklu olanlar tacizden uzaktır, kızlar istismara daha fazla uğrar, dinsel kimliği ile öne çıkanlar istismardan uzaktır, cezaları artırırsak sorun çözülür, sürekli gündemde tutarsak sorun azalır.” şeklindeki yargılar gerçeği yansıtmamaktadır. Oysa araştırmalar, cinsel istismarcının eğitimi ile eylem arasında bir ilişki kuramamaktadır, eğitim belirleyici bir faktör değil yani, bazen eğitim düzeyi hastalıklı dürtüselliklerini saklamada işlerine bile yarayabiliyor. Dünya düzeyindeki araştırma ve raporlar, cinsel istismar ve tacizin çoğu zaman çocuğun tanıdığı hatta çocuk üzerinde otorite kullanabilecek birinden geldiğine işaret ediyor. Ben de tacizin sıklıkla çocuğun tanıdığı, güvendiği kişilerden- ebeveyn, akraba, kardeş, arkadaş, öğretmen, bakıcı - geldiğini düşünüyorum. Ailelerin “bizde olmaz” yanılgısını bırakıp çocuğun yakın ilişki kurduğu kişiler konusunda en az yabancılar kadar dikkatli olmaları gerekiyor. Yine istismarcının demografik özellikleri evli ve çocuklu olduklarını söylüyor. Cinsel istismardan kız ve erkekler aşağı yukarı eşit oranda pay alıyorlar. Kapalı gruplaşmalarda, yurtlarda, yatılı okullarda, sağlıksız dinsel gruplaşmalarda, katı disiplin odaklı sosyal birlikteliklerde açık gruplaşmalardan daha fazla görülüyor istismar. Cezaları artırırsak sorunu çözeriz anlayışı gerçekçi olmadığı gibi ceza alıp çıkanlar arasında tekrar bu suçu işleyenler de az değil. İstismarı Sürekli gündemde tutmak, farkındalığı artırıyor fakat insanlar bir süre sonra konuya duyarsızlaşabiliyorlar, ne kadar hassas bir durum da olsa aşırıya kaçan uyarmalar sorunun olağanlaşmasını beraberinde getirebiliyor, diğer taraftan aşırı korumacı ailelerin artmasına neden oluyor ki bu da pedagojik anlamda istenmeyen başka bir durum. Bir de medyada istismarcının hasta rolü oynadığına şahit oluyoruz, “Elimde değil” diyorlar, tamam bunlar hasta insanlar fakat bildiğimiz anlamda değil. Çünkü biliyoruz ki organize yaklaşıyorlar, çocuğu gizli bir yerde, örneğin geceleyin, söyleyemeyeceği bir noktada yalnız yakalıyorlar. İşte bu doğru bildiğimiz yanlışlar, bildiğimiz metotları geçersiz kılıyor ve güvendiğimiz sistemlerin ayarını bozuyor.

Çocuklara nasıl yaklaşıyor istismarcı?

Öncelikle istismarcı, özgüveni düşük bir psikolojiye sahip, haz odaklı, kendi otoritesini kullanabileceği hedefleri seçiyor, yani maruz bırakma peşinde; engelleme ve durdurma konusunda inisiyatif alamayan, zayıf, sessiz, kendini ifade edemeyen, çığlık atamayacak denli ürkek, duygusal açlık içinde olanı seçiyor. Zihinsel engellilerin tercih edilmesindeki neden de bu. İstismarcı delil de bırakmıyor, uygun çocuğu seçiyor ve anı kullanıyor. Nasıl mı yaklaşıyor demiştiniz? İki türlü; şiddet ve rüşvetle. “Sana, ailene zarar veririm, anneni öldürürüm, suçunu açıklarım…” gibi tehdit ve şiddetle ya da “Sana küçük hediyeler getirdim, seni herkesten çok seveceğim, iyi not veririm…” gibi rüşvetlerle. Çoğunlukla istismarcının çocuğun tanıdığı, sevdiği, güvendiği bir kişi olduğu durumlarla beraber düşünün lütfen bu tutumları. Yani istismarcı oldukça planlı ve manipülatiftir. Hedef aldığı çocuk üzerinde etkisini ve baskısını giderek artırır ve sıklıkla çocuğun ilk aşamada bu durumdan kaygı duymaması için çabalar. Bunun bir oyun olduğunu, sevgi ifadesi olduğunu söyleme ya da söylediğim gibi çocukları çeşitli vaatlerle kandırma hatta tehdit yoluyla korkutma söz konusudur. Çocuğun durumu değiştirmek yönünde hiçbir gücünün olmadığını yerleştirmeye çalışır.

Hedef çocuklar, hem de…

Evet. Zaten çocuğun kategorik olarak yeterliliği, kendini savunma olanağı sınırlı. Bu kategori içinden de yetersiz olanı, sessiz, psikolojik olarak en zayıf olanı hedefliyor.

Peki bir çocuğun cinsel istismara, tacize maruz kaldığı nasıl anlaşılır?

Ben çocukların her yaşta istismarı anlayacağına ve kendi yaşına özgü sözel, davranışsal ya da bedensel ifadelerle bunu çevresindekilere anlatabileceğine inanıyorum. Yeter ki çocuğun çevresinde çocukla yeteri kadar ilgilenen ve güven veren yetişkinler olsun, çocuk anlattığı zaman kendisine inanılacağını ve korunacağını bilsin.

İpuçları veriyorlar, o halde.

Çoğu zaman doğrudan anlatmalar biçiminde olmuyor. Fakat çocuk adeta çığlık atarcasına tepki verir, anlayanına, dolaylı da olsa. Sürekli gözlemleyicisi için açıklanamayan değişiklikler gösterir. Uykularında düzensizlik, sık ve nedensiz ağlama, iç çamaşırında leke, yırtık görülebilir, okul başarısı düşer, arkadaşlarıyla uyumu bozulur, korku ve kaygıda artış olur, yaşının altındaki davranışlara geri döner; gece işemeleri, tırnak yemeleri başlar, yemek yemez, iştahsızdır, içine kapanır, üzüntülü ve keyifsizdir, birdenbire takıntılar, kendine zarar verme davranışları baş gösterebilir, cinselliğe aşırı ilgi duyabilir, yaşına uygun olmayan cinsellik tutumları sergileyebilir. Sıraladığım duygusal ve davranışsal tepkilerin dışında hiçbir tepki göstermeyen çocuklar da olduğu unutulmamalıdır.

Fark edildi, sonraki aşama dile getirmesi değil mi?

Evet. Açıklama için çocuklar büyüklere ihtiyaç duyarlar. Bu büyükler de anne baba, rehber öğretmenler… kısaca yakın bulduğu ve güvendiği kişiler. İstismar aileden ya da çocuğun güvendiği yakın bir kişiden geldiğinde çocuklar saklama eğilimindeler. Bunu kendilerine inanılmayacağını düşündükleri, bu durumdan ötürü kendilerini suçladıkları ya da durumu açıkladıklarında ailenin dağılmasından korktukları için yapabiliyorlar. Burada uzmanlık devreye giriyor işte. Öncelikle çocuklar rehber öğretmenlere güveniyorlar, bu güven zemini süreç içinde oluşuyor. Bizi idareden görmüyorlar, kendilerine yakın buluyorlar. Bizler görüşmelerimizi güven esasına dayalı olarak ve gizlilik içinde yapıyoruz. Genellikle de yargılama ve eleştirmeden ziyade anlama eğiliminde olan bir meslek tutumuna sahibiz. Ayrıca bizler sadece sözel ifadelerle iş görmüyoruz, birçok değerlendirme ölçeğimiz var. Örneğin resim yorumlamalarımız var, projektif testleri kullanıyoruz, son yıllarda oyun ve dramayı da kullanıyor, benim gibi birçok meslektaşım. Aynı kişinin mağduru olan başka bir çocuğun konuşmasının ise konuşmakta zorlanan diğer çocukların konuşmasını da kolaylaştırdığı görülüyoruz, bu aşamadan sonrası çorap söküğü gibi geliyor zaten.

Çocuk istismarı ve tacizler, son yıllarda belirgin oranda arttı mı yoksa görünürlülüğü mü arttı?

Her ikisi de, ne yazık ki.

Farkındalık yaratmak için neler yapılabilir?

Aileler çocuklara beden sağlığı ve güvenliğini, hayır demeyi mutlaka öğretmeli. Bedenin aidiyeti, sınırlar ve izinler anlatılmalı. Her şeyden önce çocuklara, onların isteklerine ve vücut farkındalığına saygı duymayı biz öğrenmeliyiz. Eğer saygı duyarsak onlara “sana sarılabilir miyim, öpebilir miyim?” diye sorarız ve çocuk istemediğinde onlara zorla sarılıp öpmeyiz. Çocuk, böylelikle kendisine saygı duyan kişinin ve zor kullanan kişinin davranışı arasındaki farkı anlamış olur. Aynı zamanda ailelerin cinsel konularla ilgili konuşmaya açık olduklarını hissettirmeleri ve çocuğu bu konuda merak ettiklerini ailesiyle konuşmaya teşvik etmeleri gerekiyor. Ayrıca aileler çocuğun arkadaş ortamında ya da internette maruz kaldığı bilgileri takip etmeliler. Ne yazık ki cep telefonu, tablet çocukların eline veriliyor, çocukların ne yaptıklarının arkası kovalanmıyor. İnternet koruma programlarını kullanmalılar. Aileler yakın çevrelerine karşı alıcı gözle ve dile getirilen farkındalıkla bakmalılar, tehlikenin yakınlarda olabileceğinin bilincinde olarak. Fakat söz konusu ettiğimiz şeyin uyanık olmaya dikkat çekmek olduğunu unutmayalım. Yoksa her şey ve herkesten kuşku duyarak kendinin ve çocuğunun huzurunu bozmak değil, kastımız. Kitapçılarda farklı yaş grupları için cinsel eğitime yönelik pek çok kitap var, aileler bunları alıp çocuklara gerek hikâyeler okuyarak gerekse kendileri hangi konuda nasıl bilgi vermeleri gerektiğini öğrenerek onlara doğru mesajları iletebilirler. Elbette, önemli olan çocuğun yaşına uygun bilgi vermek ve onunla konuşmaktan çekinmemek.

Cinsel istismara ve tacize uğramış bir çocuğun belirli bir süre yardım alması gerekiyor, değil mi?

Kendisine inanan ve destek veren bir aile ortamının olması çocuğun travma ile baş etme ve travmanın etkilerini azaltma sürecinde en büyük desteği sağlayacaktır. Bununla birlikte cinsel istismara maruz kalan çocuğun ve ailesinin acil profesyonel değerlendirme ve tedavi görmeleri gerekmektedir. Sürdürülen tedavi yoluyla ise çocuklar, öz saygılarını yeniden kazanabilir ve bu olaydan kaynaklanan suçluluk, kaygı, korku, öfke gibi duygularıyla baş etme becerileri kazanabilirler. Dolayısıyla olayı unutmalarını sağlayamasak da bu olayın hayatlarının geri kalanını olumsuz etkilemesinin önüne geçmiş olabiliriz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Toplumsal anlamda bütünleşmiş toplumların toplumsal kurumları organik bir biçimde çalışırlar, yani aynı hedefe yönelirler. Biz toplum olarak bunun oldukça uzağındayız. Bunu sorunu tek bir kurumun üzerine atmanın, çıkartılacak ağır bir yasadan umut beklemenin yanlış olduğunu anlatmak için söylüyorum. Aileden eğitime, medyadan güvenlik güçlerine, hukuktan inanç kurumlarına kadar toplumsal kurumların her biri aynı amaca yönelmeliler, elbette sistemli ve bütünsel bir politikayla.

Teşekkür ederiz.

Ne zamandır ülkemizi ve Bodrum’u üzen bu hassas ve önemli konuyu gündemde tuttuğunuz için ben teşekkür ederim.

 

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.