BODRUM İÇİN BÜYÜK HAYALLERİ VAR... İŞTE MARATON GÖNÜLLÜLERİ

Habere Oy Verin:

Bodrum ekim ayında benzersiz bir organizasyonu yaşadı. Yarımada, ilk kez bir yarı maratona ev sahipliği yaptı. Bu bir spor organizasyonundan daha çok festivale benziyordu aslında!.. Fuarı, oyun alanları, sosyal sorumluluk stantları, eğlencesi, yarışları ile tam anlamıyla bir ekim festivaliydi… Bugüne kadar Türkiye’nin pek çok yerinde maraton koşuldu, yarış organizasyonları yapıldı ama ilk kez bu kadar komplike, dolu dolu ve standartları zorlayan bir spor festivali yaşandı. 
Çağdaş Bodrum Yarı Maratonu’nun görünmez kahramanları “gönüllüler” tayfası, yarıştan 10 gün sonra Bodrum Komodor Meze Evi’nde buluştu. Dört günlük organizasyonda adeta birer atom karınca gibi koşturan yorgun savaşçıların yüzünde bu kez keyifli bir dinginlik, harika bir neşe ve müthiş bir gurur ifadesi vardı… 
İnanılmaz bir işin altından yüzlerinin akıyla çıktılar ve  o dört günlük koşuşturmanın kritiğini yapmak için bir araya geldiler. Aslında Kımız Organizasyon’un gerçekleştirdiği festivalde 100’e yakın gönüllü görev aldı… Sadece Bodrum’dan değil, Türkiye’nin başka başka kentlerinden de gelmişlerdi. İş bittikten sonra evli evine, köylü köyüne döndü… İçlerinden bazıları da yoğunluk dolayısıyla geceye katılamadı. Buradaki grup Özgür Tetik Hoca’nın deyimiyle “Bodrum Tayfası”ydı… Yarışın her kademesinde yaşadıkları ve ‘mucize’ dedikleri anları paylaştılar birbirleriyle ve bizimle. Her şeyin o kadar kusursuza yakın gerçekleştiği böylesine dev bir organizasyonda meğer neler neler olmuş, haberimiz yokmuş! Sabahın 5’inde sokak köpekleri kovalarken emniyet bandı çekenler mi dersiniz, güneş yüzünü henüz göstermemişken vinç tepesinde Bodrum’u süsleyenler mi, yoksa bir krizi çözmek adına maratonu şampiyon olarak bitiren koşucunun yanından depar atarak geçip giden ekip lideri mi?.. Anlatacak o kadar çok hikayeleri var ki. Ve tabii müthiş bir de enerjileri… Her biri birer maraton koşucusu gibi!.. Geceyi hayret nidalarıyla, kahkahalarla noktaladığımızda anlıyoruz ki Bodrum bu ekiple daha pek çok organizasyonun altından başarıyla kalkacak… İşin daha çok başındalar ve heyecan dolu fikirleri var. 

TÜRKİYE’NİN EN İYİ SPORCULARI BODRUM’DAYDI

Organizasyonun direktörü, kendisi de bir sporcu olan Engin Çetinay’dı. Dolayısıyla bu grubu bir araya getiren de O oldu…  Yanı başında Running Academy’den Özgür Tetik ve Tuğba Tetik vardı. Bu kemik kadro, çevresine bir avuç gönüllü toplayıp yola çıktı. 10 aylık maratonun son günlerine doğru çevrelerinde adeta bir “gönüllü ordusu” oluştu… Bodrum’dan, İstanbul’dan, Ankara’dan ve daha pek çok yerden deneyimli sporcular, antrenörler Çağdaş Bodrum Yarı Maratonu’nun başarıyla tamamlanması ve Türkiye’ye örnek bir maraton etkinliği olarak tarihe yazılması için elini taşın altına koydu. 

ÖZGÜR TETİK: BURADAKİ HERKESİN EMEĞİ ÇOK BÜYÜK

Organizasyonun sportif direktörlüğünü yapan deneyimli sporcu Özgür Tetik, başından beri hayalini kurdukları bu yarışın gerçekleşmesinde 100’e yakın gönüllünün büyük emeği ve katkısı olduğunu söyledi. Özgür Hoca, yarı maratonun hazırlık safhası ve elbette ki dört günlük koşuşturmasında en fazla ter döken isimlerden biriydi. Kendisi de profesyonel bir atlet olmasına rağmen bu kez parkurda değil, perde arkasında ter attı. “Çok kritik ve stresli anlar yaşadık. Çıkmaz sokağa girdiğimizi zannettiğimiz anlar oldu. İşte o dakikalarda gönüllü arkadaşlarımız yardımımıza koştu ve hatta günü kurtardı. Her birinin emeği ve gayreti çok büyük. Gönülden teşekkür ediyoruz” diyen Özgür Tetik, şöyle devam etti:
“Bu akşam Komodor’da Bodrum tayfası diyebileceğim grupla birlikteyiz. Ben tüm arkadaşlarım için söylüyorum. Beni pozitif yönde acayip şaşırttılar. Bu organizasyonu en az bizim kadar sahiplenebileceklerini açıkça düşünmemiştim. Son iki gün çok duygulandım. 40 saatlik uykusuzluktan baygınlık geçirecek duruma geldiğimde ‘hocam git bir iki saat uyu, ne yapman gerekiyorsa onu yap, biz buradayız’ diyerek sorumluluk aldılar. Bu beni çok duygulandırdı. Organizasyona dair aklımda kalan en güçlü anılardan biriydi.”

ONLARIN MARATONU 10 AY SÜRDÜ! 

Organizasyonun direktörü Engin Çetinay, Yarı Maraton’da ter döken insanların ‘büyülü enerjisinden ne denli etkilendiğini anlattı bize… O dört günlük zorlu koşuşturmanın en kritik dakikalarını anlatırken heyecanı hala gözlerinden okunuyordu. Saat sabaha karşı 05.00… Engin Çetinay Bitez güzergahında, Şenol Kanber ve Tuğba Tetik Kumbahçe tarafında… Yarışın başlamasına saatler kala, ekip canhıraş bir şekilde bariyer yerleştiriyor, güvenlik şeridi çekiyor ve koşuculara dağıtılacak su ve kumanyaları belirli noktalara yerleştiriyor. Her birinin yanında bir grup gönüllü… Derken Turgutreis’teki bir otelden yola çıkan ve suları taşıyan kamyonun ‘çöktüğü’ haberi geliyor! Özgür Tetik yaşadığı o stresli anları bakın nasıl dile getiriyor:
“Suları en geç saat 05.00’te dağıtmış olmamız gerekiyordu. Küçük bir kamyon gelmişti. Geldiğinde adeta yamulmuştu! Plan tamamen sarkmıştı… Saniyelerle yarışıyorduk artık. Engin gönüllüleri iki gruba ayırdı. Hem suları, hem gönüllüleri ve hem de hakemleri dağıtmamız gerekiyordu ve bizim sadece bir saatimiz kalmıştı! Bu arada Şenol ve Tuğba bariyer yerleştiriyor. Deniz ve Özge start noktasında vinç üzerinde süsleme yapıyor. Bu arada starta dakikalar kalmış ve start noktasında ana ekipten hiç kimse yok! O koşuşturmayı ve hengameyi asla unutamayacağım.” 
Özgür Hoca, 2000 yılından beri yarışlara katılan bir sporcu. Ama ilk kez bir organizasyonda görev aldığını söylüyor. “İlk kez yarıştırdım. Çok farklıydı. Uzun senelerdir düzenli antrenman yapıyorum. İlk kez 40 saat uyumadım. Bünyem alışık değil. 20 saat yarıştım ama bu kadar uykusuz kalmadım. Yarışmak daha kolaymış onu anladım. Ama yine de müthiş keyif aldım. Senelerdir takım sporu yapmadım. Bu organizasyon bana güzel bir şey öğretti. Hiç tanımadığınız insanlarla nasıl bir olabileceğinizi… Nasıl birlikte çalışabileceğinizi. İlk günün yarısında kayıt işini hiç düşünmedim ben mesela. Çünkü güvenilir insanlar olduğunu gördük o işin başında. Bu küçücük bir örnek” diyor.

EKİBİN ZAMBO’SU ŞENOL KAMBER

Şenol Kamber, yarı maratonun ‘Rambo’su!.. Kendisi kriz anlarında zabıta şeridini başına Rambo misali bağlayıp işe koyulan bir kurtarıcı!.. Yaşadığı heyecanı hala unutamıyor ve müthiş keyif alıyor o anları anlatırken… 
“Benim kırılma noktam, Tuğba Hoca ile zabıta şeritlerini çektiğimiz andı sanırım. Herkeste büyük bir telaş ve stres vardı. Bantları çekerken bir taraftan köpeklerle boğuşuyorduk! Tabii sabahın köründe ortalıkta bu kadar hareket görünce onlar da meraka kapılmıştı. Peşimizden bir saniye olsun ayrılmadılar. Hem onlardan kaçıp, hem de şerit çekmek hayli meşakkatli oldu! Hazırlık saatlerinde yaşadığım ve asla unutamayacağım an Tuğba Hoca’nın bariyerleri kuş misali kaldırıp koşarak yerleştirdiği anlardı! Bir kadının o kadar güçlü olabileceğini düşünmezdim ben! Koşarak alıyor, bariyeri ‘dan’ diye yerine koyuyor, sonra bir tane daha alıyor. İnanılmaz ama gerçek bir olay bu. Ben de şaşkınlıkla izliyorum O’nu… Bariyerleri dize dize geldi. Saat 06.00… "
Tuğba Tetik de gülerek anlatıyor o anları: “Şenol ile bir saatimiz vardı sadece. O bir saat içinde olmayacak bir şey yaptık. İnandık ve yaptık. Birbirimize baktık ve bu işi yapacağız dedik. Start olmadan hemen önce. En büyük sınavımızdı.” 
Deneyimli sporcu Tuğba Hoca’ya Çağdaş Bodrum Yarı Maratonu’nun en keyifli anını soruyoruz… “Startı gördüğüm an” diye yanıt veriyor. Günler süren koşuşturmanın ardından start anını görebileceğinden şüpheye düşmüş sanki…

BUNDAN SONRA HOBİ OLARAK YAPACAĞIM!

Deniz Terzi, işin sosyal sorumluluk bölümünde görevli olan isimlerden biriydi. Yarı Maraton, Çağdaş Holding'in ana sponsorluğu yanında pek çok kurumun da katkısıyla gerçekleştirildi. Pugedon, Haytap, Bodrum Sağlık Vakfı, Torba ve Turgutreis Geçici hayvan barınağı, organizasyonun sosyal sorumluluk ayağında yükü omuzlayan kuruluşlardı. Deneyimli yönetici Deniz Terzi de işin bu yönünü üstlendi. Sokak hayvanları için mama karşılığı fotoğraf çekimi, kermes ve mama bankaları O'ndan soruluyordu. Ancak “gönüllü” demek, işin en ağır ve tabiri caizse ‘amelelik gerektiren’ taraflarına da el atmak demekti! Dolayısıyla Deniz Terzi’nin sabah saat 05.00’te bir vincin tepesine çıkarak Bodrum’u süslemesi gayet doğaldı! Terzi, en unutamadığı anların o anlar olduğunu söylüyor ve “Mükemmeldi” diyor: “Asla aklımdan çıkmayacak Bodrum’un o muhteşem güzelliği. Bundan sonra hobi olarak bu işi yapmayı düşünüyorum” diye de ekliyor!

UNUTULMAZ ANILAR KALDI HAFIZALARDA…

Aslı Özlem Yavuz, Sevim Erdoğan, Ayşegül Yavuz, Toyga İçözü, Seda Yıldırım ve Caner Çalı da yarı maratona dair en unutulmaz anlarını paylaşıyor bizimle. Aslı, görevinin öneri formlarını doldurmak olduğunu anlatıyor. Tabii burada minik bir ayrıntıyı atladığını da!.. İşte gönüllülerin en unutamadığı anlar;

Aslı Özlem Yavuz (Gönüllü)
“Öneri formları vardı. Biz onun yarıştan sonra doldurulması gerektiğini bilmiyorduk. Gelen herkesin önüne uzatıyoruz. Ama ortada organizasyon yok daha! Görev olarak benimsemişim ama. Ankara grubuna da “doldurun” dedim. Forma bakan arkadaş “Akşam gelip bir daha doldurmamı ister misiniz?” dedi bana. Haklı tabii… Daha olay olmamış, ben değerlendirme istiyorum insanlardan.” 

Sevim Erdoğan (Gönüllü)
“Yarış esnasında emanete geçtim. Herkes bana çantasını veriyor… Nasıl geri vereceğim bunları diye bakıyorum. Çantasını veren gidiyor. Ben ne isim soruyorum, ne numara veriyorum! Nasıl vereceğim geri? Farkına vardığımda epey bir çanta birikmişti yanımda! Neyse ki kısa zamanda çözdük. Hiç sorun yaşanmadan halloldu.”

Ayşegül Yavuz (Gönüllü)

Yarış bitince madalyaları veriyorduk. Bir kadın 21K’dan çıktı. Kan ter içinde. Nefes nefese yanımıza kadar geldi. Madalyasını almış, arka taraftan koşmuş gelmiş. Gururla tutuyor madalyayı ama nefes de alamıyor. Bu arada bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Güçlükle ne söylediğini anlayabildim. Bir tane daha madalya istiyormuş benden! Şaşırdım tabii “Aldınız ya madalyanızı” dedim gayri ihtiyari… Üzüldü tabii.

Toyga İçözü (Koşucu) 

“Koşarken kendimi kral gibi hissettim. Özellikle finish noktasında bizi karşılayan grup harikaydı. Bir taraftan müzik, bir taraftan tezahürat yapan insanlar… Havaya girdim tabii… Bir yandan da halkı selamlıyordum. Parkura ilk girdiğimde kimi zaman yürüyordum, kimi zaman koşuyordum. Nilay Çetinay’ın su dağıttığını gördüm koşuculara. Yanında bir grup insanla bana tezahürat yapmaya başladılar. Ondan sonra yürümeyi bıraktım. Son hızla koşmaya başladım. Madalyamda onların da hakkı var anlayacağınız…” 

Seda Yıldırım (Gönüllü)

“Fazla koşunun içinde olamadım ama başından sonuna kadar tüm koşuculara ‘bravo, harikasın, az kaldı’ diyerek halay başlığı yaptım. İtfaiyenin orada bandocularla birlikteydim.. Küçük ama inanılmaz faydalı bir grup olduğumuza inanıyorum. O kadar çok beğendiler ki bizi kiraladılar! Artık bir ekip olarak devam edeceğiz. (Grup kahkahalarla gülüyor)

Şenol Kamber (Gönüllü)

“Koordinasyon ofisindeyiz. Muzlar var orada. Çocuk koşusundaki KİT’ler için hazırlık sürüyor. Ben de çantalara muzları koymalarını söylüyorum arkadaşlara. Ama 50 saattir uykusuzum! ‘Bodrum da koyun çantalara!’ diyorum. Bakıyorlar yüzüme boş boş! Bodrum Yarı Maratonu ya, aklımda hep o… Muz demeyi unutuyorum. Anladılar sağolsunlar. Bir tane de bana verdiler...

Özgür Tetik (Sportif direktör)

“5 K dönüşü otogarın oradan Bodrum merkeze doğru ilerliyor. Orada trafik akışını kesmek için bariyer konmasını istediğmiz bir nokta var. Tabii arkadaşlar bizi yanlış anlamış. Bodrum merkeze giden yola bariyer koymuş! Siyahi bir sporcu son hız koşarak finish noktasına yaklaşıyor. Polisin bariyerle yolunu kapattığını telsizden anons geçti bir arkadaş… O anda koşmaya başladım. Adamdan daha hızlı koşmuşum, bariyeri aldım kenara fırlattım. Birkaç saniye sonra da o geldi. Hiç şüphe duymadığım yerden gol yiyorduk az kalsın!”

Engin Çetinay (Organizasyon Direktörü)

“Buradaki herkesin inanması doğrultusunda oluşan bir enerji bu. Kimse kimseyi tamamlayamaz aksi taktirde. Birbirimizden haberimiz yokken kilitleniyoruz operasyona. Özge ile Deniz aradı beni. Süsleme yapacaklar. Vinç lazım. Bir taraftan onu ayarlıyorum, diğer yandan bariyer dağıtıyorum. Cumartesi gecesi 04.00! İnsanlar mekanlardan çıkıyor, trafik akıyor sürekli. Ben bariyerleri noktalara dağıtırken arkamdan trafik akıyor. Durdurabildiğiniz kadar durdurun dedim arkadaşlara. Yaşadığım en stresli dakikalardı. 

YENİ FİKİRLERİMİZ VAR… HAZIR OL BODRUM!

Engin Çetinay, yapılan organizasyonun her anından, her dakikasından, hatta her kaosundan büyük bir heyecanla ve keyifle söz ediyor. Bu grubun enerjisi, O’nu ve ekibi müthiş heyecanlandırıyor. Öyle ki akıllarında yeni pek çok fikir var şimdi… “Her şey çok güzel geçti. Şimdi bir tık daha yukarı taşıma vakti” derken, pek muammalı konuşuyor bize. Belli ki önümüzdeki aylarda, bu ekip çok daha güzel organizasyonlarla çıkacak karşımıza. 
“Bu bir mucize” diyor Çetinay ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
“İstanbul’dan gelen gönüllülerimizden hiç beklemediğimiz performanslar aldık. Müthiş bir sahiplenme gördük biz gönüllülerimizde. Bizim ilk başta yaratmak istediğimiz bir festivaldi. Ticari kaygımız hiç olmadı. Bunun da ötesinde farklı bir iş ortaya çıkarmaktı amacımız. Bir şeyler yaratmaktı. Diğer koşularda olduğu gibi insanlara ‘Hoşgeldiniz, finish’e ulaştınız, buyurun bu da madalyanız’ demek değildi olay… Böyle bir anlayışımız hiç olmadı. Biz sporcuya değer veren, festival yaşatan bir etkinlik olması için çalıştık. Saatlerce uyumadık. 10 ay boyunca hiç durmadık. Hayal ettik ve başardık. Sponsorlarımız bile bu kadar iyi olacağını düşünmüyordu. Çağdaş Holding İcra Kurulu Başkanı Dağlarca Çağlar, başından sonuna kadar bizim yanımızdaydı. Müthiş bir desteği vardı. Her şey gerçekleşip bittikten sonra tebrik etti bizi. Sıfırdan böyle bir organizasyona adım atmak çok zor. Ama bunun altından kalktık. 10 sene sonra bu grupla bir araya geldiğimizde ne üçüncü, ne beşinci seneyi konuşacağız. Hep bu seneyi anlatacağız birbirimize. Temelleri attık artık. Benim en büyük destekçim eşim Nilay’dı. Son iki aydır günde bir iki saat uykuyla geçiştirdim günlerimi. Hiç evde yoktum. Evimizin tüm sorumluluğu Nilay’ın üzerine kaldı. Sadece benim için değil, tüm gönüllü arkadaşlarım için de durum aynıydı. Avrupa standartlarında bir koşu yaptığımızı söyledi antrenörler, milli sporcular. Bu bizim için çok önemli. Hayal ettiğimiz koşuyu yapmak için çabaladık. Ve onu yaptığımıza inanıyorum.” 
Engin Çetinay, bunun bir başlangıç olduğunu söylüyor bize. “Örnek olduk” diyor ve ekliyor:
“Biz Türkiye’de yapılmayan en az iki organizasyon daha yapacağız Bodrum’da. Ve bu ekiple yapacağız. Bu iş önce inanmak, sonra vizyon işi… Biz hem inanıyoruz, hem vizyon sahibiyiz. Hayalimizin peşinden koşuyoruz. Koşarken inanıyoruz, inandırıyoruz. Şenol öyle ya da böyle sabote etmeye çalışsa da bizim işlerimizi… (masada kahkaha kopuyor)”
Bu grup gerçekten harika bir organizasyona imza attı. Bodrum’a ekim ayında müthiş bir dinamizm getirdi. Türkiye’de bu kadar kapsamlı ve komplike bir spor festivali daha önce hiç yaşanmamıştı. Ve belli ki onlar daha işin başında… Bodrum, bu ekiple daha pek çok festival yaşayacak. Biz de merakla onları izlemeye devam edeceğiz. 

Selda Öztürk

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.