YEŞİLÇAM'IN GAMZELİ GÜZELİ YENİDEN GÜLÜYOR... BODRUM BANA ŞİFA GİBİ

Habere Oy Verin:

Uzun süre kanser tedavisi gören Bahar Öztan, bu yaz başında hastalığının nüksetmesi üzerine yeniden ameliyat oldu. Yeşilçam’ın gamzeli güzeli, yaşadığı zorlu günleri dostları, oğlu ve ailesinin de desteğiyle atlattı. Bu yazı Bodrum’da geçiren Öztan’la katıldığı çok özel bir davette bir araya geldik. Çok uzun zamandır göremediğimiz güzel sanatçının morali ve keyfi yerindeydi. Tüm tedavilerinin bittiğini anlatan Öztan, Ekim ayı başında bir kontrolden daha geçeceğini söyledi. Ve tüm içtenliğiyle sorularımıza yanıt verdi. 

Çok iyi görünüyorsunuz. Kötü günler geride kaldı diyebilir miyiz artık?

Çok şükür. Tüm tedavilerim bitti. Tahlillerim temiz çıktı. Ekim ayı başına kadar rahatım. Tekrar kontrollerim olacak. Üç aylık bir rutinim var. İkinciyi atlattım. Her seferinde bir daha, bir daha doğuyorum. Çok şükür Rabbime. Her şeyde bir hayır var.

Zor bir süreç yaşadınız ama gençliğinizden, güzelliğinizden bir şey kaybetmediniz. Sırrı nedir acaba?

Çok ciddi bir hastalıktan kalktım. Hiçbir şey yaptırmadım. Sadece bir kez botoks yaptırdım yaz öncesi. Bodrum iyi geliyor bana. Genetikten herhalde, genç görünmek. 

Nazara inanır mısınız?

İnanırım. Nazar boncuğumu hiç yanımdan ayırmam. Allaha çok şükür sevenlerimin duası benimle. Her yerden… Dünyanın her yerinden dualar geldi. Bu müthiş bir şey. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Hayata sarılmamak mümkün değil. 

Sizi artık ekranda göremiyoruz. Sinemada da… Emekli mi oldunuz?

2008’de bir iki tane dizide oynadım. Uzun soluklu olmadı onlar. Onun dışında TVM’e bir televizyon progarmı yaptım. Birkaç tane projem vardı. İlk hastalıktan sonra. Film gibi… İkinci nüksedince kaldı. Artık benim için her gün yeni bir gün. Güneş yeniden doğuyor. Denk gelirse olur, olmazsa da iş konusunda ısrarcı değilim. Ama işimi seviyorum. Zamanında çok çalıştım. Kendi işimi de yaptım. Anaokulum vardı, otelimi işletmiştim. İş kadınlığı da yaptım. Sanatçı yönüm de var. Sahneye de çıktım. Bu arada oğlumu büyüttüm. 

Bodrum’da bir oteliniz var. Orası devam mı?

1991 yılında Bodrum Yalıkavak butik oteli Spring Otel’i açmıştım. Bir süre işlettim. Ama artık kirada. Adı Nomia oldu. Evim otelin içinde. Orada kalıyorum yazları. Yeniden işletmeyi düşünmüyorum. Dönüp baktığımda, ticaret yapmak istemem bu saatten sonra. Sadece kendi işimi yapabilirim. Beni yormayacak şekilde. 

BODRUM ŞİFA GİBİ…

Bodrum sizin için ne ifade ediyor?

Çok eski bir Bodrumlu’yum. Yıllardır tatilimi Bodrum’da geçiriyorum. Ancak ben çok eskilerden keşfettim Bodrum’u. Farklı bir aurası var bu yarımadanın. Uçaktan indiğiniz andan itibaren Bodrum’a doğru yola çıkıyorsunuz ya o sizde başlıyor, yavaş yavaş… Bambaşka bir şey. Begonvilinden tutun, mavisi, yeşili, göğü, beyazlığı bambaşka. İyileştiriyor. Şifa gibi Bodrum… Bodrum’da yaşayan insanların yüzlerinde hep gülümseme görürsünüz. Tatil için gelenlerde bile. İstanbul’da göremezsiniz bunu. İnşallah bozulmaz.

Siz keşfettiğinizden bu yana çok değişti Bodrum…

Evet. İlk geldiğim senelerde arabamızı getirir sokağa bırakırdık. Ne evimizin ne arabamızın kapısını kilitlerdik. Ama hala çok güzel. Yalıkavak’ı gördüğümde aşık oldum. Tepeden ilk gördüm, 1989 dedim ki burası nasıl bir yer… Dünyanın birçok yerine gittim, gördüm. Ama Bodrum başka… Bodrum çok bakirdi o yıllarda. Bozulmadı ama kalabalık artık. Yalıkavak ise bambaşkaydı. Tablo gibiydi.

POLİSİYE OYNAMAK İSTERDİM

İçinizde kalan bir şey… “Keşke yapsam” dediğiniz…

Her şeyi yaptım hemen hemen. Belki senaryo olarak oynamadığım  bir rol varsa… Mesela polisiyeye çok heveslenirdim eskiden. Şu an yok öyle bir heves… Yine de belli olmaz.

Dizileri izliyor musunuz?

İzliyorum. Geçtiğimiz kış hep evdeydim. 

Beğeniyor musunuz yeni dönem işleri?

Beğendiklerim de var, beğenmediklerim de… Bir dizi tutulduğu zaman aynı tarzda diziler bir anda çoğalıyor. Onlar işi bozuyor. Öyle olmamalı. Tadı kalmıyor. Her şey bir arada olmalı. Senaryosundan, oyuncusuna, kameramanından ışığına… Her şey dört dörtlük olursa o iş güzel olur.

Sizin döneminizde çekilen filmlerin büyüsü hala devam ediyor. Defalarca izliyoruz o filmleri. Neydi acaba farklı olan?

Herkes öyle söylüyor. Bıkmadan izliyorlar. Hala seviliyoruz. Sevilmek çok güzel bir şey. O dönemin büyüsü vardı demek ki. O zamanlar para yoktu. O, ikinci üçüncü sıradaydı. Sevgi vardı. Biz işimize sevgimizi kattık. Setteki tüm arkadaşlarımız öyleydi… Çok zorluklar çektik ama onun da meyvelerini hala topluyoruz. 

Duygusal bir insan mısınız?

Evet. Öyleyimdir. 

Kanserle yaşadığınız tecrübe sizde neyi değiştirdi diye sorsam…

Ben hiç ‘bana olmaz’ demezdim. Ailemde vardı çünkü. Babam, akciğer kanserinden vefat etti. Annemde meme kanseri çıkmıştı. Babamın tüm sülalesi yaşadı bunu. Her sene muntazam check up’larımı yaptırırdım. Ama yumurtalık o kadar sinsi ki. O kadar tahlil yaptırdım, temiz çıkıyordu. Ama artık o kadar ilerlemiş ki, belirtileri çoğaldı. Karnım şişmeye başladı. İştah kesildi. Ben o yaz yine Bodrum’daydım. Arkadaşlarımla birlikte tatil yapıyoruz. Koşturuyorum, oraya buraya. Çok hareketli bir insanım zaten. Denize giriyorum, rahatsızlanıyorum. Üşütüyorum herhalde diyorum kendi kendime. Her yıl okullar açılmadan İstanbul’a gider ve baştan aşağı kontrollerimi yaptırırım. Ama bu kez başka oldu. Dördüncü evredeydi. Bu deneyim bana hiç ummadığınız bir anda başınıza böyle bir şey gelebileceğini öğretti. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. 5 dakika sonra bile ne olacağını asla bilemeyiz. Hayata böyle bakmak gerek galiba. 

İstanbul’a dönüş ne zaman?

Eylül başında gidiyorum. Kontrollerimden sonra belki yeniden gelirim. 

Peki aşk var mı?

Nerdee?.. Aslında çok büyük bir aşkım var. Oğlum… Aşkların en güzeli, en tatlısı. Ben her şeye aşığım aslında. Bir tek o romantik aşkı bulamıyorum. Olursa belki de adı aşk olmaz… Kimbilir. 

 

Selda Öztürk

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.