TÜRKBÜKÜ'NE BİR GÜMÜŞLÜK MARKASI GELDİ: MELENGEÇ

Habere Oy Verin:

Gümüşlük’te balık, meze, içki ve günbatımı denildiğinde ilk akla gelen yerdir Melengeç… Ve bu sezon itibariyle Türkbükü’nde!.. 

Melengeç, Türkbükü’ne tam bir Gümüşlük havası getirmiş… Defne yaprakları gölgesinde, su kabaklarıyla dekore edilmiş muhteşem bir iskele ve önünde masmavi Türkbükü koyu… Mekan buraya tam anlamıyla yakışmış!.. Melengeç, uzun yıllardır Bodrum’un en popüler ve trend markalarından biri… Hele Gümüşlük’e gelip de koyun sonundaki bu şirinlik abidesi restoranda meze, balık keyfi yapmadan dönen yoktur gibi… Ege kokulu mezeleri, konforlu ve elegan servisi, huzuru, ambiansı, romantizmi ve lezzetleriyle ünü dünyaya yayılan Melengeç, bu yaz itibariyle Türkbükü’nde lezzet tutkunlarını ağırlamaya başladı.

KALAMAR KÖFTE, KARİDES MANTI VE DAHA NELER NELER...

Melengeç’te tüm mezeler Ege mutfağından… Tabağınıza gelen her lezzet, semt pazarından alınan taptaze ürünlerle hazırlanıyor. Günlük… Dondurulmuş ürün asla kullanılmıyor. Bu restoranın en önemli özelliği, deniz ürünlerini adeta bir maestro inceliğiyle lezzete dönüştürmek bana göre…. Örneğin karides mantıyı başka hiçbir yerlerde yiyemezsiniz, bu kadar net! Olağanüstü bir lezzet, tabak tabak götürmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz. Benim bir diğer favorim kalamar köfte… Mekanın spesiyalitesi, olmazsa olmazı, sosyal medya fenomeni! Yemeden ölmeyin, o kadar söylüyorum. Midye dolma severim de midye ızgara ile aramızdaki derin aşkı tek geçerim! Melengeç’in deniz ürünleri hakikaten benzersiz. Ahmet Özdemir, “Hiçbir mezeyi önden hazırlayıp dolaba koymuyoruz. Hemen sipariş üzerine yapıyoruz. Bu da elbette lezzete yansıyor.” Diyor. Ben zaten o tazeliğin kokusunu mekanın kapısından girer girmez alıyorum.  Ara sıcaklarda şefin yaratıcılığına şapka çıkardıktan hemen sonra balığa geçiyoruz. Bu arada balık demişken, Akyadan yapılan balık pastırmasını geçemeyeceğim. Günlük hazırlanan aşırı güzel kokulu turşunun yanında, enfes bir lezzet… İlla ki deneyin… 

ÇOK ÖZEL LEZZETLERİN ADRESİ

Müthiş Türkbükü ambiansında, ışıl ışıl bir iskelede, keyifli müzikler dinlerken bir yandan içkinizi yudumlayıp, bir yandan enfes lezzetlerle akşamınızı şenlendirdiğiniz mekanda, sıra ana yemeklere geliyor. Burası tek kelimeyle bir balık restoranı. Izgarası, buğulaması, ‘tavada’sı, ‘ıspanak yatağında’sı, ‘sütte’si! Dil möniyeri, dülger möniyeri… Balığın her türlüsü kusursuz bir servisle geliyor önünüzde. Melengeç müdavimlerinin favorisi tuzda balıkmış onu öğreniyoruz Ahmet Bey’den… Rakının yanında ızgarayı tercih edenler de var tabii. Ama en önemlisi mevsiminde balık servis etmeleri… Bu mutfağa donmuş balık giremiyor. Hemen şuraya bir not düşelim, benim gibi bir hamur işi canavarıysanız, Melengeç’te mutlak surette karışık deniz ürünlü spagettinin tadına bakmalısınız. TripAdvisor’dan, zomato’dan bakıp buraya akın edenler meze ve ara sıcaklarla masalarını donatırken, bu enfes lezzeti gözden kaçırıyor bence… Midenizde azıcık yer ayırın da bu lezzet şöleniyle kendinizi şımartın. Bu da benim size Melengeç tüyom olsun!

BU MEKANDA MÜŞTERİ ASLA BEKLEMEZ

Ahmet Özdemir bu restoranın bazı yazılmamış kurallarından bahsediyor bize. Örneğin burada servis için asla uzun uzun beklemiyorsunuz. Tıpkı Gümüşlük’te olduğu gibi Türkbükü’nde de hiçbir masraftan kaçınmamış başarılı işletmeci… 170 kişi kapasiteli mekanda 25’in üzerinde personel çalışıyor. “Müşteriyi bekletmemek önemli” diyor Ahmet Özdemir…  

Ahmet Özdemir’in ve elbette Melengeç’in başarısı, popülaritesi bu minik kurallarla inşa edilmiş. Ama bundan çok öncesi de var. Özdemir, aslında tam anlamıyla bir çekirdekten yetişme! Başkent’in tarihine tanıklık eden, ünlü Bulvar Palas’ın mutfağında pişmiş kendisi! Sohbetimiz esnasında öğreniyoruz ki Ahmet Özdemir’in babası, meşhur Bulvar Palas’ın işletmecisiymiş aynı zamanda. Özdemir de mesleği burada öğrenmiş. 5 yaşında otelin kapısından girmiş. Dolayısıyla işin her adımına son derece hakim. 

“NE ŞARKI TÜRKÜ OKUDUM, NE YARIŞA GİRDİM”

Bodrum’a gelişi 1991 yılında. O tarihten itibaren açtığı her mekan, trend olmuş… Melengeç’ten öncesini bakın nasıl anlatıyor Özdemir;
“Bodrum’da dört mekan açtım. Gümüşlük’te Yakamoz bunlardan biriydi. Daha sonra Gusto… Yine Gümüşlük’te. Konsept farklıydı biraz. Beach ve balık restoranı. Mütevazı olmayacağım, yarımadanın en güzel mekanlarından biriydi. Devrettik. Bir süre uzak kaldım sektörden. Üç sene kadar. Ama insanlar sürekli talep ediyordu. Neden bir mekan açmıyorsun diye soruyorlardı. Uygun zaman geldiğinde Gümüşlük’te Melengeç’i açtık. 7 yıl kadar oldu… Çok güzel gidiyor her şey.”
O yıllardan gelen deneyiminin işini nasıl kolaylaştığını anlatıyor Özdemir… “Hem lezzet olarak hem de hizmet olarak çok daha iyi olmamızın altında, bu tecrübe yatıyor büyük olasılıkla. Biz bu işin çekirdeğinden yetiştik. Bulaşık da yıkadım, servis de yaptım. Bunu yaparken şarkı türkü okumadım. Meşhur olmaya çalışmadım! Yarışa da girmedim hiç kimseyle. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde yaptım işimi.” Burada aklımıza hemen dünyaya nam salan kasap arkadaşlar geliyor, gülümsüyoruz… Başarı şöhretle ölçülebilir mi sorusunun yanıtını alıyoruz deneyimli işletmeciden…  “Uzun uzun anlatmaya gerek yok” diyor Özdemir… “Ben başarılı olmak için mekan açıyorum. Kimsenin ne yaptığıyla ilgilenmiyorum. Hedef koyuyorum ve ona ulaşmak için emek, çaba sarfediyorum. O kadar…” 
 
HER AKŞAM BİR ÜNLÜ YAN MASANIZDA BALIK YİYOR OLABİLİR!

Melengeç Restoran, Bodrum’un hakikaten en ünlü mekanlarından biri… Dünyaca ünlü yıldızlar, Bodrum’a geldiklerinde muhakkak bu mekana uğrayıp Ege lezzetlerini tadıyorlar. Demi Moore gibi!.. İş, sanat, spor dünyasından, yurt içinden yurt dışından pek çok ünlü için Melengeç vazgeçilmez bir durak. Zaten hemen hepsiyle dost olmuş Ahmet Özdemir… Lezzete olduğu kadar, O’nun sohbetine, sıcak ilgisine de geliyorlar anlaşıldığı üzere…  Mekan hemen her akşam hınca hınç dolu… Türkbükü’nde henüz ilk seneleri olmasına rağmen rezervasyonla müşteri alıyorlar. Canlı müzik yok… Masanızda dilediğiniz kadar oturup sabahın ilk ışıklarına kadar sohbet edebilirsiniz. Saat limiti yok… Kimse size ‘artık kalkın’ demiyor burada. 

Ahmet Özdemir’e “Neden Türkbükü?” diye sorduğumda, şöyle yanıt veriyor: “Her şey çok çabuk gelişti aslında. Biz  5 yılın sonunda ikinci bir şube açmayı düşünmüştük. Bu Bodrum merkez de olabilirdi. Hedef o zaman 12 ay olurdu. Ama yer bulamadık. Bizim için lokasyon önemli. Müşterimiz yüzde 90 İstanbul ağırlıklı. Ve Türkbükü’nden bize gelen çok müdavimimiz vardı. Mesafe uzaktı. Onlar bize gelmesin, biz onlara gidelim dedik.”

BİR HOLDİNG BANA ‘GEL ORTAK OLALIM’ DESE OLMAM!

Tıpkı Gümüşlük’teki Melengeç gibi Türkbükü de Kasım ayında kapılarını kapatacak. Özdemir, Türkbükü’nün kış aylarında hareket kazanması için bazı kriterlere ihtiyaç olduğunu söylüyor: “Buranın hareketli olması için dört beş işletmenin en az üç sene açık tutması gerekiyor. Maddi olarak bir güç gerektiriyor bu. İnsanlar o zaman Türkbükü’ne gelir. Açık bulacağını bilir bazı mekanları. Eskiden Gümüşlük’e de gelmezlerdi . Artık kışın bile popüler. Ama Türkbükü’nde kimse yok. Yalıkavak da öyle. Zaman istiyor biraz.”

Ahmet Özdemir, ne yaptığını ve gelecekten ne beklediğini iyi bilen bir işletmeci. Bugün moda olduğu üzere bazı holdinglerle ‘ortaklık’ kuran butik mekanlardan biri asla olmayacağını söylüyor örneğin… “Doğuş Holding gelse ve Melengeç’e ortak olayım dese kabul etmem” diyor. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Bunu kabul edebilmem için çok büyük bir gücüm olması lazım. Beni ortak alır, gün be gün eritir. Düşünsenize koskoca Doğuş bana ortak olacak. Niye? O zaman her şey değişir. Melengeç de olmaz. Melengeç’in patronu Ahmet de olmaz. Olduğun gibi kalmak en iyisi. Butik, şirin ve kendince…”
Hiçbir zaman büyük hedefleri olmadığını söylüyor ünlü mekanın işletmecisi… “İşimi yaparken keyif alıyorum. Çocuklarım iyi eğitim görsün, ailem mutlu olsun, ben mutlu olayım yeter” diyor.  “Hiçbir zaman para kazanma hedefim olmadı” diye de ekliyor. Oysa yaptığı iş çok yorucu. Akşam saatlerinden itibaren mekanında, kimi zaman ağır misafirlerini konuk ediyor… 
Bodrum’da başarılı ve uzun soluklu bir mekan açmanın sırrına vakıf olanlardan biri Ahmet Özdemir… Çünkü hobi olarak yapmıyor bu işi. Sezon kötü gitti diye yatırım yapmaktan vazgeçmiyor işine… Daha sıkı sarılıyor. Kapıdan giren her müşterinin, aldığı hizmetten tatmin olması O’nun için çok önemli. “bir kişi mutsuz ayrılsa, bütün günüm zehir olur” diyor olanca içtenliğiyle… 

BİR MİNİK OTEL, ADI MELENGEÇ DEĞİL…

Türkbükü’ndeki Melengeç, hem beach hem restoran hem de bir otel… Plaj caddesine nazır 8 şirin odasıyla No:111… Geç saatlere kadar alkol alıp keyfi uzattıysanız, kalacak yeriniz de var yani! Ahmet Özdemir, otele Melengeç adını özellikle vermemiş. “Otel restoranı gibi bir algı oluşmasın istedik. Mutfağıyla iddialı olan otel neredeyse yok gibidir Türkiye’de… O yüzden asıl işimizi gölgelemesin dedik. Yaptığınız işlerden biri sizin çıkış noktanızdır. Mükemmeli yakalarsınız. Ama pek çok şeyi aynı anda yapayım dememeniz lazım. Bir yandan restoran, bir yandan beach, bir yandan otel… Hepsinde iddialı olmak gerekmiyor. Benim işim restorancılık” diye konuşuyor.  
Bu arada kendisi tam anlamıyla bir gurme! Hafif kilolu olmasından biraz şüphelenmedim değil tabii… Kendi sektöründeki rakipleriyle asla yarışmıyor ama “iyi” olan mekanları da görmezden gelmiyor. “Rakiplerimi tanırım, bilirim, onlarda yemek de yerim. Çok iddialıysa, neyi farklı yaptığını görmek isterim. Yediklerimi de iyi analiz ederim. Taze malzemelerle mi yapılmış, ne kadar beklemiş, nasıl harmanlanmış, hangi baharatlar kullanılmış anlarım. Bir tür gurmeyimdir anlayacağınız” diyor.  

GELELİM FİYATLARA! MELENGEÇ PAHALI BİR MEKAN MI?

İşte bu soru, can alıcı!.. Sosyal medyada Melengeç Restoran’ı öve öve bitiremeyenler de var, fiyat politikasını eleştiren de…  Ahmet Özdemir’e “Pahalı bir mekan mısınız?” diye soruyorum. Bir taraftan da menüye göz atıyorum. Çünkü her şeyin fiyatı burada yazılı!.. Sürpriz yok anlayacağınız. Özdemir, fiyatlarla, alınan hizmetin nasıl örtüşmesi gerektiğini anlatıyor bize:

“İnsanlar buraya gelirken, nasıl bir fiyatla karşılaşacaklarını bilerek gelirler. Bana göre fiyatlarımız kesinlikle yüksek değil. Yemek güzel miydi, ortamdan keyif aldın mı, hizmet kaliteli miydi? Bunlar en önemli kriterler. Bodrum’da yemeğinizi 50 liraya da yersiniz, 150 liraya da, 500 liraya da…  Aldığınız hizmete, yediğiniz yemeğe bağlı. Böyle bir restoranı 10 personelle de işletebilirsiniz ama ben 25 personel çalıştırıyorum. İnsanlar beklemekten hoşlanmıyorsa, beklememeli. Bunun bir bedeli vardır. Müşterim her şeyin en iyisine layık, dolayısıyla kullandığım tüm malzemeler kaliteli olsun istiyorum. Bunun da bir bedeli vardır… Standart bir malzeme kullanmaktan hoşlanmıyorum ben. Butik bir işletmeyim. Görselliğim de ona uygun olmalı. Ev tipi tabaklar, çatallar, minik vazolar… En iyisi olsun. Hoşuma gidiyor. Tabii ki bu hizmetin bir karşılığı olmalı. Bir mekana et restoranı diyorsunuz, birine kebapçı… Fiyatları farklı. Neden? Çünkü hizmet başkalaşıyor. Onu yaşatıyor sana zaten. Kimseyle kıyaslamıyorum fiyatlarımızı. Bana sorarsanız kesinlikle yüksek değil.”

PETRUS ŞARAP NE KADARDIR HEMŞEHRİM?

Bodrum’un adı çıkmış bir kere… İndirebilene aşk olsun! Ahmet Özdemir, bu konuda da çok net… “50 liraya lahmacun yiyeceğini bilerek gidiyor o mekana giden kişi” diyor… Doğru söze ne denir? Şu sosyal medyada adisyon paylaşanlara da bir çift sözü var ünlü işletmecinin: “Adisyonda bir şişe ‘petrus’ yazıyor. Peki sen ne ödemeyi bekliyorsun ona? Dünyanın en ünlü şarabı. Onu sipariş eden, parasını da bilir. Ödeyende bir sıkıntı yok zaten! Derdi başkalarını alıyor nedense!”
Melengeç, Türkbükü’nün bu yakasına adeta renk getirmiş bu sezon. Mekan dolup dolup taşıyor, mis kokular Plaj Caddesi’ni sarıyor… Ahmet Özdemir, sezonun şimdilik iyi gittiği görüşünde. “Beklentilerimizin üzerinde” diyor. Ama Türkbükü’ne daha iyi işletmelerin gelmesini istiyor. “Güzel ve kaliteli mekanlar olsun. Ve işi bilenler gelsin” diye de ekliyor. “İşte o zaman hem Türkbükü, hem Bodrum, hem de biz kazanırız.” 

 

Selda Öztürk

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.