Sempati Mobilya

MANNEQUIN CHALLENGE

Sevgili Dostlar bir sayıda daha buluşabildik şükür! Tabi insan her gününe, her anına, her saniyesine daha fazla bağlanır oldu. Neden mi? Çünkü daha bir gün önce, 1 saat önce, hatta 1 dakika önce geçtiğin yollar kana bulanmış olabiliyor ve sen oradan geçmiş olup parça parça olmayı atlatmış olmana bile sevinemiyorsun… Nasıl sevinmelisin ki? Sen tek parçasın ama birileri aynı durumda değil ve her biri bir hayat, bir anne, bir baba, bir kardeş… Hayalleri vardı, sevdikleri vardı, daha söyleyecek cümleleri vardı. Ölüm illaki hepimizi bir yerlerde yakalayacak ve hep yarım kalan bir şeyler olacaktır ama ben böyle yarım kalmak istemiyorum!

Değerli Dostlar en acısı da ne biliyor musunuz? Ben bomba sesini tanır olmuşum 5 sene yaşadığım bu güzel şehirde, ben neden bomba sesine aşınayım? Nasıl bilirim ve nasıl tanırım? İstemiyorum, ne tanınmak ne de bilmek… Aynı gece evimde ailemle otururken ve kucağımda dünyanın en sevimli varlığı Haydar`ım (kedim) ile huzur içinde dinlenirken bir gürleme sesi geldi ve bu sesin sonradan Avrupa yakasından geldiğini anlıyoruz ve biz ise Anadolu yakasında uzak sayılacak bir semtteyiz. Artık İstanbul’u bilenleriniz mesafelerle neyi anlatmak istediğimi anlamıştır, evdeki herkes duydu ve birbirine bakıp “o neydi “ diye sordu, biri “o nasıl eşya çekmek” dedi, öteki “gök mü gürledi yağmur geliyor galiba” dedi, diğeri “deprem miydi” dedi… Ve inanmayacaksınız ama benim ilk söylediğim şey “ bir yerde bomba patladı “ oldu! Söyledikten hemen sonra kendime inanılmaz kızdım, bu nasıl bir tahmin, nasıl pis bir enerji, sen neyi çağırıyorsun, evrene nasıl bir enerji yolluyorsun derken ( mır mır sesleri eşliğinde) dakikalar içinde üstün zekâlı telefonumdan dahil olduğum whatsup grupları peş peşe mesajlarla doldu. Bazen içimdeki o sesin haklı çıkmasına çok sinir oluyorum ama yine mesajlara bakmadan “ bir şey var, haber kanallarına geçin” dedim ve Beşiktaş’ın kalbini kana bulayan o acı başlık! Yine peşinden tanıdık, bildik herkesi aramaya başlamalar birde hafta sonu olması sebebiyle herkesin sokakta olduğunu biliyorsun ve dua ediyorsun “Allah`ım ne olur orda olmamış olsun, ne olur o maça gitmemiş olsun!” (patlamadan dakikalar önce Bursa-Beşiktaş maçı vardı ve taraftar daha yeni dağılmıştı) ve duaların bir anda karşılık buluyor, aradığın o sesi duyuyorsun ya o garip rahatlama paha biçilmez! Ee peki şimdi? Hemen kendine getiriyorsun kendini, çünkü senin gibi kalbi ağzında aradığı sesi duymak için hala uğraşanlar var bir yerlerde ve sen sürekli o artan bilançoya tanık oluyorsun acıyla ve biliyorsun ki aradığı sesi asla bir daha duyamayacak birileri olacak! Şükür ediyorsun, bu sefer yüreği parçalanan sen olmadığın veya parçalanan sen olmadığın için şükür ediyorsun! Sevincin saniyeler içinde gözyaşına bulaşıyor… Gidenlerin son saniyelerini, dakikalarını, paylaşımlarını, hikâyelerini, geçmişlerini her gün okumaya başlıyorsun ve sen yine gözyaşı döküyorsun. Ama biliyor musunuz hayat öyle bir devam ediyor ki çatır çatır hem de, çünkü yediği yemeği, gittiği mekânı, öz çekimlerini (selfie anla işte)paylaşmaya başlayanlar olmuş bile çoktan sosyal medyada… Evet, bende başlayacağım belki bugün veya öbür gün, hem paylaşmasam da ben şimdi de çekiyorum fotoğraflarımı, geziyorum, kar yağınca çocuklaşıyorum, arkadaşlarımı arayıp “hadi haftaya buluşacak mıyız” diyorum, diyoruz da, dememeli miyiz? En ahkâm kesen adamda yapıyor bunların hepsini merak etme, zaten bir suç değil!

O kadar çok yazdım ki, az önce şu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oldum Sevgili Dostlar “ ee Melek iyi güzel anlatıyorsun da bu anlattıklarının yazının başlığı olan Mannequin Challenge ile ne ilgisi var? Hem o ne ki tam olarak kızım? “  vallahi ne diyeyim haklısınız! Şöyle anlatayım, bu kısaca anı dondurmak demek, ABD de başlayan bir akım, öyle kıpırdamadan kalıyorsun olduğun yerde sonra biri de bunu her açıdan kameraya alıyor filan ( üstün zekâlı telefonundan bir bak, daha çok detay var zaten) . Benim ise dileğim, bir saatliğine dünya Mannequin akımına kapılsa keşke, herkes ama herkes donsa kalsa öyle ve kimse ölmese, kan akmasa, silahlar da bombalar da patlamasa, çocuklar ağlamasa! Bu acılara vesile olan her şeyi ve herkesi özel eğitimli yetkililer Mannequin akımını fırsat bilerek ortalıktan toplasa ve yok etse! Derin bir dünya temizliği gibi, ne güzel de benzettim bakın! Dünyaca kötülükleri temizlesek ve bunun için bence dünyaya sadece bir saat yeterdi… Tam 1 saat sonra herkes tekrar hareket etmeye başlayınca daha güzel bir hayat olurdu sanki?


Beyazın yakıştığı şehrimden selamlar…

Yorum