Sempati Mobilya

SEN NEREDE OLMAK İSTERDİN?

Bu akşam epeydir olmak istediğim bir yerdeydim, tiyatroda!

Çok sık gidemem ama gittiğim zamanlarda da dünyalar benim olur. Önce yerinizi heyecanla alırsınız sonra  vakit gelince kapılar kapanır (geç kalanlar için artık gerçekten çok geçtir çünkü o kapı kapanmıştır bir kere, giremezsin) , derken her yer kapkaranlık... Heyecanla sahneye fırlayacak ilk karakteri beklersiniz! Sonra mı? Sonrasında size ait olmayan ama bir anda içine sürüklendiğiniz bir dünyaya yolculuk yaparsınız.

Oldum olası butik salonlarda oynanan ve neredeyse elinizi uzatsanız sahneye dokunabileceğiniz yakınlıktaki salonlara bayılırım. Ben bir önceki hayatımda muhtemelen sahne insanıydım, daha hiç içinde olmadan insan sahneyi ve tozunu bu kadar sever mi? İşte bu sevgiyle gerçekten de tozunu azcıkta olsa içime çekmek için kurslara gitmişliğim de vardır. Bu yolculuğumda birbirinden değerli tiyatro ustalarıyla yollarımız kesişti hatta harika arkadaşlıklar bile kurdum!

Bakın Sevgili Dostlar yine başladım konuya bir yerden sonra kendimi başka yerlerde buluverdim! Seviyorum sizlerle sohbet etmeyi ve beni böyle kabul edip sevdiğiniz için ayrıca çok teşekkürler! Elbette asıl konu benim hangi kursu yaptığım ya da salonlara ve oyunlara olan hayranlığım değil! Asıl konu bugün sahnede izlediğim oyunun bende bıraktıkları!

Oyunun ismi 'İsimsiz Yıldız', Tuba Ünsal ve usta oyuncu, çok değerli Kayhan Yıldızoğlu başta olmak üzere çok kıymetli bir ekip ile sahnelendi. Daha fazla detayı üstün zekâlı telefonlarınızdan almanız mümkün, ama şu ara önemli sayılabilecek mekânlarda sahnelenmekle birlikte epeyce bir kitleye ulaşmaya devam ediyor diyebilirim. Başarıları daim olsun!


Değerli Dostlar bu gece çenem açıldı, kendimi bıraksam sayfalarca yazıp asıl konuma yine girememe gibi üstün bir performans sergileyebilirim. Bakınız kaç satır oldu ve ben hala size oyunda nelerden etkilendiğimi yazma çabası içindeyim!  Ama belki de şuan olmak istediğim yer tam olarak burası yani sizinle kalmak ve sohbet etmek!  İllaki bir konunun da olması şart değil ki; oradan, buradan, şuradan, sağdan, soldan, yani ne olduğu fark etmeksizin aslında sizinle olmak! Yok mudur sizin de olmak istediğiniz bir yerler? Veya yok mudur yapmak isteyip sonra gerçeklerinize takılıp ve sonra da sizi yine olmayı tercih etmediğiniz bir yere götürüp terk eden hayalleriniz?

Tamam, tamam geceleri gerçekten çekilmiyorum; devrik cümleler, betimlemeler, bir havalar filan! "Ne diyor şimdi bu kız " diyeceksiniz değil mi? Sevgili Dostlar mesela sabah gününüze başlayıp akşam bitirdiğiniz masa başı işinizden kopup ve her şeyi satıp savıp bir bavul ile Anadolu'nun köylerinde çalışıp, organik yaşam sürdürüp ve azıcık bir gelirle yaşamayı başaranlar gibi kaçmak istemez miydiniz? Daha geçtiğimiz yazımda Ayn'dan bahsettim; nasıl mükemmel sayılabilecek İstanbul'daki yaşantısını bırakıp Kamboçya'da bir köyde çocukların yüzündeki gülümsemeye sebep olduğunu... Arabasını, evini, güzel ve şık elbiselerini, gece hayatını, gündüzleri içilen Latte`leri, poşet poşet alışverişleri ve daha fazlasını bıraktı mesela!

İşte benim bu sahnedeki oyunda aklımda kalan Mona'nın mücevherleri ve şaşalı yaşantısı ile gökyüzü arasında kalışıydı! Ve elbette ardından gelen o sarsıcı soru 'Melek sen nerde olmak isterdin?'

Yorum