HALEP’İN YOLLARI

İçim daralıyor kaç gündür. Orhan Veli’nin “Cep delik cepken delik / Kevgir misin be kardeşlik.” dediği ben miyim, ülkem mi seçemiyorum.

Geceler uzun mu uzun. Saatler deseniz, şaşkın ördek. Sabahın köründe şak diye açılıyor gözlerim. Böyle zamanlarda en iyisi, yükü türkülere yıkmak.

Sabah sabah yöre türküleri ile açılayım istedim. Mustafa Özcan, Makbule Kaya derken kardeşim devreye giriyor:

Halebin de yollar aman dardır geçilmez

Bulanıktır suları bir tas içilmez… (https://www.youtube.com/watch?v=G8c86mZJ6Vg)

Türkünün tamamını dinlemek zor geliyor. Oysa bizim yöremizin tek uzun havası bu. Türküyü bizlere kazandıran Cavit İyidil’i de rahmetle anmak varken içimde bir volkan patlıyor sanki.

Geçen hafta sevgili kardeşim Cihan’la yaptığım uzun telefon görüşmesi sözcük sözcük aklımda.

Cihan, doğma büyüme Halepli. Yıllar önce Türkçe öğretmiştim ona ve kardeşlerine.

Halep, bir ölüm şehri artık, diye başlamıştı söze. Bu kirli savaşta, ne yazık ki bir ferdi yaralanmamış ya da ölmemiş tek aile yok. Kaçabilenler kaçtı. Nereye gidebiliyorsa oraya gittiler.

Halep öldü hocam. Koca bir şehir tarihiyle birlikte yerle bir oldu. Yeniden ayağa kalkar mı, zor. Hem de çok zor.

Bu savaş Suriyelilerin savaşı değil. Bu savaş Haleplilerin hiç değil. Biz Halep’te kimseye "Dinin ne, mezhebin ne?" sormazdık. Herkes birbiriyle komşuydu. Kız alıp verirdik birbirimizden. Bizi mezhepler üzerinden ayrıştırdılar. Kökenlerimiz üzerinden böldüler. Şimdi herkes birbirine düşman.

İŞİD nedir, bilmezdik biz. Ötekilerini de bilmezdik. Biz bizdik. Kardeş kardeşe yaşayıp giderdik. Kim sardı bunları başımıza dünya biliyor. Dünyayı bencil ve çıkarcı insanlar yönetiyor. Diğerleri de kör, sağır ve dilsiz.

Bu savaş Rusya ile Amerika’nın savaşı. Güçlerini masum Halepliler üzerinde sınıyorlar. Orada bombalar altında can veren; evsiz, sakat; aç susuz kalan bebeler, nineler, dedeler hiçbirinin umurunda değil.

Cihan’ın acısını, kendi acım biliyorum. Korkum, bu aymazlıkların güzel yurdumu da yangın yerine çevirmesi...

Bu satırları yazarken ajanslar Halep’te ateşkes konusunda Amerika ile Rusya’nın anlaşamadığını geçiyorlar. Kim bunlar? Ne işleri var Halep'te? Ağız dolusu sövüyorum… .Onlara da maşalarına da bağıra bağıra sövüyorum. Yüreğim soğumuyor.

Yarın Dünya İnsan Hakları günüymüş…

Sözüm ona dünya savaşlarından ders çıkaran insanoğlu bundan tam 68 yıl önce bir metin hazırlayıp altını da imzalamışlar.

Sözüm ona; “Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğar”mış.

Güya “Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da herhangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin bu Bildiri'de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir”miş.

Hatta “Yaşam, sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetlerden eşit yararlanmak bile vazgeçilmez hak”larmış.”

Biliyorum, kötülük melekleri, bugün yarın yine nutuk çekecekler. Kimi günah çıkaracak, kimi kötülüklerini birilerine ya da bir yerlere yıkacak.

Ama Musullu Aziz babalar, Halepli Aziza analar, Şırnaklı Dilan kızlar, Kudüslü Muhammet çocuklar ne haklarını ne de başına kimlerin çorap ördüğünü bilecek.

***

Gün akşama dönerken Yörük Memet arıyor Ilbıra dağlarından: 

“Keçiler yavruluyor. Gel de oğlakları gör. Tam zamanı.”diyor.

Yarın varıp bir oğlağın canı için gecenin ayazında sabahlayan Memed’e desem ki bugün İnsan Hakları Günü…

Desem ki çadır bile diyemeyeceğimiz barınakta onca işin altından kalkan, peynirin hasını yapan, üç pırlanta çocuk büyüten Nuray’a bu İnsan Hakları Günü’nde ne yapıyorsun?

Okuması için Muğla’dan daha yakında bir okul bulamadığımız, her hafta sonu bir meslek edinebilmesi için dağlardan kasabaya, kasabadan şehre yüz elli kilometre git gel, dediğimiz 16 yaşındaki İbrahim’e insan hakları sana ne anlatıyor, diye sorsam bana ne derler ki?

Yarın İnsan Hakları Günüymüş…

Bırakalım nutukları, konferansları, şarkıları, şiirleri…

İnsanlığın neresinde olduğumuzu masumlar bilmese de şeytanlar çok iyi biliyor...

Halep ordaysa arşın burada…

Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok.

Yorum