BİR ELEŞTİRİ DE BENDEN!

Sen en son hangi kitabı okudun? Bir anda dünyanın en basit sorusu gibi gelse de aslında şu günlerde baya kazık bir soru diyebiliriz! Düşününce en son okuduğun kitabı hatırlayamıyorsan eğer o zaman bir sorun var demektir. Gerilere gittikçe iyice bunalırsan ve cevabı bulmakta zorlanırsan da sinirlenme çünkü şimdi okumaya başlayabilirsin, olmaz mı?

Sırf bir köşem var ve yazıyorum diye, hatta bilmiş bilmiş en son okuduğunuz kitabı sordum diye her gün elinden kitap düşürmeyen bir insan gelmesin aklınıza sakın! Ama bilin ki elime kitabımı almadığım her gün için kendimi suçladığım oluyor, zira okumak değerli! 

Tamam, Sevgili Dostlar müsaadenizle ben de o klişe cümleleri kuracağım; okumak hayal kurma yetini güçlendirir, bilmediğin dünyalara çeker ve sana mutlaka bırakacağı bir şeyler olur çünkü her kitap sonunda illaki yanında götüreceklerin olacaktır. Mesela lisede okuduğum “Şeker Portakalı” kitabını düşündükçe tüylerim diken diken olur, okumalısın. Hatta “Bir Çift Yürek” vardır ki Aborjinlerin yaşam tarzlarını içlerinde bizzat yaşayarak, görerek bizlere anlatan bu kitaptan kitaplığımda iki tane var (nasıl oldu ben de anlamadım, muhtemelen birini yanlışlıkla aldım), Türk Edebiyatı`ndan zaten başlarsam sayfalar yetmez ki, çoğunu zaten diziye uyarlanmış haliyle izliyorsunuz, aynı etkiyi veriyor mu? Bence hayır ama tartışılır elbet. Yine klişelerden bir tanesi de, “okumak kültürünü arttırır”, çok doğru ama neyi nereden okuduğuna bağlı!

Her türlü kaynaktan beslenmeye çalışırım, görüşüm ne olursa olsun, tarzım, zevklerim hiç fark etmez, her şeyi tatman faydalı olabilir çünkü nerede karşına çıkacağını bilemezsin.

Yahu, kısaca okumak faydalı bir aktivite! Spor gibi, müzik dinlemek gibi, sohbet gibi, kitabın kendisi de güzel işte, bu konuda size durup durup uzun cümleler kurup akıl verecek değilim, asırlardır bilinen bir şey zaten siz de biliyorsunuz.

Kitaptan yola çıkarak günümüzde yaşananlara bir bakıyorum da, vatandaşın biri televizyonda önemli bir eseri okuduğunu/bildiğini iddia ederek aslında hiçbir şey bilmediğini gösterip sonrada maruz kaldığı yorumlara da kırıldığını söylüyor. Elbette hakaret dolu cümlelere her zaman karşıyım ancak yıllardır sektörde bulunup milyonların karşısına çıkma sorumluluğunu alıyorsa, ama magazin, ama haber, ama yemek programı hiç fark etmeksizin kuracağın cümleye de dikkat etmen gerektiği gibi altının da  dolu olması inancındayım!  Canlı yayın zordur ( biraz medya geçmişim var ) ve bilmediğin bir konu üzerine cevaplama çabasına girip saçmalamaktansa, bilmeyip ve bunu açıkça belirtip daha dik dur yeter! İşte ben böyle bir duruşun sonuna kadar yanında olurum. Ama cahilliğinin işe yarayıp “Türk Halkının da merhamet ortalamasını gördük!” söylemi kısaca “saçma”, bahsi geçen kitap ise aylardır belki çok daha fazladır “çok satanlar” raflarında yerini koruyor, ben de okumadım ama konusunu biliyorum. Programcı olmama, sunucu olmama veya haberci olmama hiç lüzum yok! Kitabı eline alıp arka kapağını okusan yeter, hadi onu da yapmaya üşendiysen üst zekâlı telefonunun arama motorundan kitabın başlığını girdiğinde zaten istemediğin kadar bilgi bulacaksın.

Bakın Sevgili Dostlar bu ülkede hala “cahillik” başlığı altında cinayetler işlenirken, insanlar paylaşamadıklarının ne olduğunu bilmeden birbirlerini öldürürken, sırf kendi daracık dünyasına sığdıramadığı şortlu kadını halkın tam ortasında tekmeleme cesaretinde bulunurken ve hepsinin sonunda biz “halk” olarak bunları zaten zor kaldırabilirken (ki bence hepsinin altında çoğumuz bağıra bağıra eziliyoruz ama merhametimizden olsa gerek yine taşıma çabası içindeyiz…) ansızın tonlarca fondöten sürüp, süslenip “ben program yapıyorum” diye ortalarda dolaşan bir insan özür dileyeceği yerde cahilliğine sığınıp Türk Halkını suçlayamaz asla! Sana küfür edenleri ise git kulaklarından as, ne yaparsan yap ama cahilliğinin arkasına saklanacak kadar küçülme.

Zaten takip ettiğim bir program değildi, yanılmıyorsam gündüz kuşağında yayınlanmakta (bilmemin çok ta gerekli olduğunu sanmıyorum zaten) bundan sonra da karşılaştığımda yolumu değiştireceğimden eminim.

Son olarak merak ediyorsan eğer, en son Aykut Öğüt`ün çok başarılı bir Kişisel Gelişim kitabı olan  “Keşke Kadın Olsam” okudum ve kesinlikle de tavsiye ederim, kadınların asla erkeklerle eşit olamayacağını anlatan muazzam bir kitap.  Bugünlerde ise Aret Vartanyan`nın “hangisinden başlasam acaba?” dediğim pek çok kitabı arasında olan “Bin Yüz Bir İnsan” `nı okumaya hazırlanıyorum ve tam olarak bugün ise kendime söz verdim ve “Kürk Mantolu Modanna”`yı alıp okuyacaklar listeme ekleyeceğim…


Kitabın ta kendisi olan cilt cilt bu şehirden sevgiler,

Yorum