Sempati Mobilya

DOKTOR DESE Kİ…

Sevgili Dostlar şu aralar dünyada ve özellikle yurdumuzda olan bitenlerin etkisinden olsa gerek ertelediklerimi, yapmak isteyip yine kendi bahanelerimin arkasına sığınıp yapmadıklarımı, salladıklarımı, önemliyken önemsemediklerimi düşünür oldum ve en çokta kendimi düşünür oldum hatta hiç ama hiç bencillikten korkmadan, çekinmeden kendimi düşünür olmaya başladım.

Siz de düşünün bence,  hatta belki de çoktan yaptınız ve ben sizleri geriden takip ediyorumdur kim bilir?  Yapmamış olanlarınız için beraber yapsak mı? Önce şöyle bir elinden düşüremediğin üstün zekâlı telefonunu kenara koyup, televizyonunu kapatıp hatta kitabın varsa onu bile bir kenara koyarak sadece gözlerini kapat, hadi ne duruyorsun yap hemen (tamam haklısın belki yazıyı okumayı bitirince yapmalısın). Nerede olduğun hiç önemli değil; ofisinde, evinde, denizin kenarında, trende veya otobüste... Gözlerini ilk kapattığında bir sürü ses duyacaksın aynı anda; ne bileyim sokaktaki köpek, o anda sokağından geçen sebzeci, çocukların bağrışmaları veya üst komşunun kocasıyla olan hararetli kavgaları… Bu gürültü eşliğinde kendi içinde bir yolculuğa çıkacaksın, yavaş yavaş garip bir huzur kaplayacak bedenini ve en önemlisi aklını, ah o da ne? Bir bakmışsın etrafındaki sesler azalmaya başlamış, farkında olmadan hepsini tek tek silmeye başlayacaksın ve sonunda kendi iç sesinle buluşunca hepten rahatlayacaksın. İç sesini bulduktan sonra işte o zaman başlıyor derin sohbetler! Kaçırma elinden, hemen gir konuya bir yerden işte… Yok, yok delirmiyoruz korkma, sen konuş bakma o etrafında gözleri fal taşı gibi açık ve akıllı geçinenlere, unutma asıl korkak onlar! Gerçekleriyle karşılaşmaktan korkuyorlar, güvenlik çemberlerinden ise asla çıkamazlar, kaybolup giderler, rotaları şaşar hem zaten o yüzden çok konuşurlar, her şeyi bilirler ve zaten hep o yüzden çok konuşurken çemberlerinden bir milim dışarı çıkamazlar. Boş ver onları sen çık çemberinden bul iç sesini, sor sorularını, yap ne diyorsa ve göreceksin gerisi huzur!

Benim iç sesim bugün baya kızdı ve artık dayanamadı, adeta her gün ayni hikâyeyi dinlemekten bıkmış halde dedi ki 'kızım kötü kötü konuşturuyorsun beni ama Allah korusun doktorun sana 3 aylık ömrün kaldı dese ne yapardın?' tokat gibi geldi bu soru, sanki o an gerçekten de bir doktor bana aynen bunu söylemiş gibiydi ve inanmayacaksınız ama bir an gözlerim bile dolar gibi oldu.  Ama haklı, kalan vademi bilseydim eğer ayakta durabildiğim her günü yapmak istediğim her şey ile doldurmak için uğraşırdım hatta uyuduğum her dakika bana kayıp gibi gelirdi, sonra kalbime öyle gereksiz ağrılar çektirmez varsa söylemek istediklerimi söyler yola devam ederdim, hem zaten o yolda benimle yürümek isteyen yürürdü öyle değil mi? Veya ne bileyim Susurluk`a 3 bardak köpüklü ayran içmeye giderdim, üçten sonrası çarpıyor ve uyuyorum da yoksa bütün fıçı içilir öyle güzel. Adrenalin dolu atlamalara, zıplamalara kesin cesaret ederdim, düşünsene zaten gidicisin yanlışlıkla paraşüt açılmasa ne olurdu ki sanki? Saçımı pembeye boyatırdım, hep merak etmişimdir nasıl olurdum diye? Şu başlayamadığım kitabıma kesin hız verirdim ve öyle bir hızlı biterdi ki bence ben bile şaşırırdım, açık denizlerde dalardım yani öyle böyle bir dalma değil baya yer altı dünyasının derinliklerinde neler var diye bir gün yüzüyle göreyim isterdim, sonra gereksiz bütün eşyalarımdan kurtulurdum (ihtiyacı olanlara giderdi kesin), aslında gereksiz demişken “hepsinden” kurtulurdum buna insan bile dahil olabilir… Yıllardır savaş halinde olduğum en sevdiğim dostum “zaman” onunla daha iyi geçinip sevdiklerimle daha çok vakit geçirirdim! Tamam, haklısınız Sevgili Dostlar hayat koşulları ve sonra çalışma gerekliliği buna engel olabiliyor ama istedikten sonra yapılabilir, illaki kapısına gitmeniz gerekmiyor, sadece aramanız gerekirken sonraya attıklarınız var ya işte onu yapma! Aklına düşünce ara sor. Bununla ilgili acı bir örnek daha geçtiğimiz haftalarda yaşadım, değer verdiğim bir yakınımı gidip görmek için kendime zamanlar yaratmaya çalışırken onu kaybettiğimiz haberi gelince gidememe sebeplerimin hepsi anlamını yitirdi bir anda… Ben şimdi bir paragraf yazdım ama aslında gerçekten böyle bir sürem kalmış olsaydı sayfalar yetmezdi, bir anda yapmak istediklerim çoğalırdı bence... Sende düşün ne yapardın?

Doktorunun öleceksin mi demesi gerekiyor yahu kendimize gelmek için, bak benimki gibi bunaltma iç sesini yoksa çok acımasız olabiliyor sen iyisi mi kalan vadeni hiç düşünmeden iç sesinle buluş ve arada o güzel gözlerini dinlendirmeyi unutma! Ve yap ertelediğin ne varsa! Bilmiyorsun işte yarın hatta bir saat sonra ne olacağını, baksana şurada aylar önce neler yaşadık, adamlar yurdu ele geçirseydi belki size bu kadar rahat ulaşamayacaktım bile..

Yorum