ŞİDDET SEVİYORUZ BİZ!

Hayatımızda şiddetin her türünü yaşıyoruz biz, hem sadece bugün değil asırlardır bu böyle ama acaba gün geçtikçe daha mı acımasız bir hal alıyor ve hatta normalleşiyor yoksa bana mı öyle geliyor inanın çözemedim? Aklıma ilk gelenler ise;

Her yaştan istismarlara tanık olmak mümkün hem de okunamayacak, izlenemeyecek kadar fena ama kulaklarınızı tıkayamayacağınız kadar gerçek…

Doğudan Batıya uzanan o güzelim şehirlerimde patlayan bombalar var mesela,

Patlamaların beraberinde gelen acı haberler var, o kadar tepkisiziz ki artık normalleşmeye başladı adeta! Acı çok acı…

Sokak ortasında katledilen, dövülen kadınlar var ülkemde! Kimi zaman sesini duyduğumuz kimi zaman da sessiz çığlıklarında çırpınan o güzelim varlıklar…

Bir umutla canını, sevdiklerini, evlatlarını kurtarmak için her türlü yola baş koyan masum insanlar ise şu günlerde içimizi paramparça eden görüntüler… Arkalarında anılarını, yaşantılarını, topraklarını bırakıp dilini dahi bilmedikleri topraklara uzanan yolcuklarında yaşadıkları şiddeti ise anlatmaya çalışmak imkânsız gibi bir şey… Bunu özetleyen tek bir kare kaldı zihnimde; kısa kot panolunu ve kırmızı tişörtü ile sahilde uzanan o masum beden…

Başkalarının yaşantılarına, özeline burnunu sokan insan topluluklarına da rastlamak mümkün! Sırf tercihleri nedeniyle bir eşcinsel mekânına girerek ve gözünü kırpmadan herkesi bir bir vurabildiler mesela… Bununla ilgili bir annenin yaşadığını okudum; tuvalete sığınan oğluyla son haberleşmesini anlatıyordu ve evladının “az sonra bizi de öldürecek, korkuyorum” diye gelen bir mesajı bir anne asla unutamaz! Bize ne, size ne kimin neyi tercih ettiğinden veya neye inandığından… Hatırlatırım o bir insan! Sadece ve sadece bir insan…

Gün geçmiyor ki “şiddetsiz” bir güne uyanalım! Geçtiğimiz günlerde kendini artık ne sandığını dahi tarif edemeyeceğim bazı insanlar sözüm ona dinine sahip çıkmak isteyerek haldır huldur bir mekânı basıyor; içerde kim var kim yok sürükleyerek dışarı çıkarıyor, burası kapanacak diyor, dünyanın küfürlerini ediyor, tekme tokat Allah ne verdiyse herkese girişiyorlar – bu arada yaşıyormuşçasına anlatıyorum ama o sıralarda bir notebooktan görüntülü bağlantı sağlanmış dolaysıyla tüm dünya saniye saniye gördü yaşananları- Tüm bunlara sebep ise Ramazan ayında nasıl içki içilirmiş? Kocaman bir “sana ne”! Bu mudur yahu senin dinine sahip çıkma anlayışın? Kimin ne içtiği, ne yediği hiç kimseyi bağlamaz! Din çatısı altında, kıldığın namaz da, tuttuğun oruçta, işlediğin sevaplarda, günahlarda kendinin değil mi? O zaman sa-na ne başkasından!

Şiddet bir tek tekme tokatla olmuyor ki; hakkına sahip çıkmaya çalışırken de mağdur oluyorsan ve şiddet görüyorsundur, egosu tavanları aşmış ve kim olduğunu unutmuş insanlara boyun eğmek durumundaysan da şiddet görüyorsundur, tüm sene boyunca kapı dışarı çıkmadan sınava hazırlanan o evlatların gencecik yaşta hayata karşı olan yarışında yaşadığı şiddete ne diyeceksin? Bazen sistemin kendisi de şiddet içerikli olabiliyor anlayacağınız…

Gecenin bu yarısında aklıma gelen ilk örnekleri sıraladım, bu şiddeti bize ulaştıran kanallar o kadar güçlü ki haberinizin olmaması mümkün değil, ben duymadım, bilmiyorum demeniz neredeyse imkansız Sevgili Dostlar, neden mi? Niye olacak, fanusa benzettiğim telefonlarımız var ya hem de en akıllılarından işte onların içinde yaşıyoruz adeta (bende bende), orada gündemi saniye saniye takip edebilirseniz… Sonra arabanda giderken müzikten çok bunları dinlersin, hele hele “televizyon” bak bu tehlikeli işte ve yazımı da tam olarak buraya bağlayacağım izninizle!

Televizyonu severim belki de ilk işimin medya-televizyon olmasıydı kim bilir! Her şeyi baştan sonra izlemesem de illaki neler var neler yok bilmem gerekiyor gibi bir vazifem var âdete… Son bir haftadır takip ediyorum da en gözde kanallarından reytingi en düşük kanallara kadar izlediğimiz tüm dizilerin finalinde silahlar patladı… Şu an tatile giren tüm dizilerde bir patlayan tabanca ve öldü mü ölmedi mi diye merak ettiğimiz bir ana karakter ile fonda damar bir müzik… Kanalların işi bizim nabzımı tutmak ve reytingleri yüksek seviyelere çekmek ya hani, demek ki nabzımız “şiddetten” yanı? Bunu gerçekten biz mi istiyoruz? Yahu izliyorsak, yüzlerce hashtagli yorumlar yazıyorsak seviyoruz besbelli… İştahla anlatıyoruz “ay ne olacak” “o ölürse dizi biter” “gördün mü nasıl vuruldu” vs. Hayatımızdaki gerçekler ile kurgular o kadar örtüşüyor ki, iyileştirmek için bir çaba yok sanki ortada… Şiddeti de, gözyaşını da, acıtasyonu da sevdik biz!

Bugün evren ile aram iyi, dilek hakkımı kullanıyorum ve daha güneşli günleri kucaklayalım diyorum… Olur değil mi? Evren karşısında hepimiz dimdik durup hep bir ağızdan aynı şeyi dilersek olur bence!


Hep sevdiğim ve seveceğim bu karmaşık şehirden sevgiler,

Yorum