Sempati Mobilya

ŞİMDİ BİRAZ 'HUZUR'A İHTİYACIM VAR...

Sıcaktan mıdır, yoksa rutinin verdiği sıkıntıdan mı bilmem bir keyifsizlik var üzerimde... Ne zaman hayatın içinden çıkamadığımı hissetsem kendimi soyutlarım ben... Hayattan, insanlardan ve en önemlisi de teknolojiden...

Bana göre insanların giderek yalnızlaşmasının en büyük nedenidir teknoloji. Bu 'keyifsiz' yolculuk televizyonla başladı bizim kuşağımızda. Tek 'kanal'lı hayattan çok renkli ve çok kanallı yaşama geçişi yaşadık bizler. Sonra internet geldi. Bir anda dünya önümüze serildi, ne hoş! Başımız döndü, biraz da bocaladık elbette... Aradığımız ve hatta aradığımızı bile bilmediğimiz bilgiler kucağımıza düştü... İnternet kuşağı olduk... Sonrası malum... Cep telefonlarına sıkıştırdığımız koskoca bir dünyamız var artık. Ne mutlu bize!

Neredeyse kitap, gazete okumaktan bile uzaklaşır olduk. Bu bizim arızamızdı ama bizden sonraki nesilin kodlarına işledi... Artık gençler kitap okumaktan hazzetmiyor farkındaysanız. Yeni kitap kokusuna yabancı bir nesil bu... Sahaf sahaf dolaşmanın tadından habersiz bir nesil... Üzülüyorum.

 

Bilginin hızla yayıldığı, gündemin baş döndürücü bir şekilde değiştiği, yoruma, eleştiriye, hakarete, küfre sonuna kadar açık, insanların sözde "uzak" ama bir o kadar savunmasız bırakıldığı sanal bir dünyanın ortasında büyüyoruz, yaşlanıyoruz... Farkında değiliz ama çok ciddi anlamda yıpranıyoruz.

Gerçek olmayan insanlar, kurgu yaşamlar, "sözde" mutluluklar yönetiyor aklımızı, kişiliğimizi. İnsanlar tek tipleşiyor gitgide... Onları yönetmek giderek daha kolay hale geliyor. Tadından yenmeyen "muhalefet" bile anlamını yitirmiş gibi... Bir kişinin sözü, bin kişinin düsturu oluyor. Kopyala yapıştır muhalefeti... Facebook aklı ortak akıl oldu, "beğeni" üstüne "beğeni" topluyor!

 

Oysa biz çok masumduk sanki... Çok 'gerçek'tik bir zamanlar. Ne telefonlarımız vardı elimizden düşürmediğimiz, ne internet diye bir şey!.. Bir insanı 'özlemek' vardı çok değil yirmi yıl önce!.. Özlediğine kavuşmak vardı sıcacık... Gülüşler, ağlayışlar, özlemler öylesine gerçekti bir zamanlar... Emojilerle anlatmazdık hislerimizi, sözcükler bulurduk en anlamlısından... Yıpranırdık ama dikkatimiz dağılmazdı... En yoğun hisleri dibine kadar yaşar, acıyla büyür olgunlaşırdık. Kaçacak yerimiz yoktu ki... Hayatla başbaşaydık.

 

Şimdi ise teknolojiden kaçmanın yollarını arar olduk. Başarabilmek ne mümkün!..

 

Şu sıralar Bodrum'da en çok ilgimi çeken yerler, ekolojik köyler... Sayıları hızla artıyor farkındaysanız. Unuttuğumuz köy hayatının benzerinin, belki biraz daha organize biçimde yaratıldığı bu yaşam alanları, adeta yeryüzünün minik kaçış noktaları gibi geliyor bana. Kısa bir süre için olsa da medeniyetten uzaklaşmak, yiyeceğini bahçeden toplamak, üretmek, kirlilikten, gürültüden arınmak, doğayla bütünleşmek spiritüel bir yolculuğa çıkmak gibi adeta... Yarımada'nın gizli saklı kalmış cennet köşelerinde kurulan bu köylerde ayrı bir yaşam konsepti kurulmuş. Batı'dan hayli ziyaretçi kabul ediyorlar. Naif yerleşkeleri, temiz suyu, havası, organik gıdaları ile büyülü birer masal diyarı gibi bu köyler...

Bedeninizi ve ruhunuzu şarj edebileceğiniz bu köylerden birine yolunuz düşerse, en azından birkaç gün teknolojiyle olan bağınızı koparıp, gerçek dünyaya, doğaya, özünüze dönüş yapın olur mu? Hayatın ne kadar anlamlı hale geldiğine siz bile inanamayacaksınız. Ve teknolojyle donatıldığımız, ya da teknolojiye dolandığımız şu günlerde asıl gereksinim duyduğumuz şeyin 'huzur' olduğunu anlayacaksınız.

 

 

 

Yorum