Sempati Mobilya

MUTLU OLMAK İÇİN

Neden insanlar artık birbirlerine karşı Muhabbet duymuyorlar, selam bile vermekten çekinir oldular?

Neden insanlar arasında güven duygusu kalmadı?
Neden artık eşler arasında, aile bireyleri arasında, kardeşler, akrabalar eş dost arasında büyük bir kopma, soğukluk, sevgisizlik oluştu?
Neden artık bir komşu diğerini tanımıyor bile?
Komşuluk ilişkileri, mahalleli kültürü gibi insanları birbirleriyle kaynaştıran, aralarında akrabalık bağı gibi güçlü sevgiye dayalı bağlar kuran o sıcak ilişkiler çok soğuklaştı?
Buna neler sebep oluyor hiç düşünüyor musunuz?
Bu sizi rahatsız ediyor mu?
Tüm bu manevi kayıplara sebep ne? Ne yaptık, nerede hata yaptık da bu şekilde soğuk, çoğunlukla yalnız, dostlukların olmadığı bir hayatımız oldu?

Bu oldukça geniş bir konudur. Çünkü her bir duygunun tek tek ele alınıp, kökenlerinin incelenmesi gerekmektedir...
Örneğin AŞK...

En "kutsal" hislerden biri olarak görülen aşk da, belirli hormonlar ve diğer kimyasalların beyinde yarattıkları biyokimyasal reaksiyonlara verilen tepkiden başka bir şey değildir. Temel olarak, tüm duygular gibi bir yanılgıdır. Ancak Doğal Seçilim tarafından, cinselliğe katkı sağladığı için desteklenmiştir. Hepimiz biliriz ki, aşık olduğumuzda, aşık olduğumuz kişinin etrafından ayrılmak istemeyiz ya da ona yakın olmak isteriz. Bu yakınlığın cinsel birleşme ile sonuçlanması çok muhtemeldir. İşte bu sebeple Doğal Seçilim, aşkın evrimleşmesini desteklemiştir. Cindy Hazan ve Phillip P. Shaver 1987 yılında bu konuda bir makale yayınlamıştır.


Biliyorsunuz durum eskiden bu kadar ileri boyutlarda değildi. Bu gerilemeyi hepimiz bizzat yaşayarak gördük. Eskiden insan ilişkileri, sevgiler dostluklar, kardeşlikler böyle değildi. Apartmanlarda herkes birbirini tanır, yazlıklarda herkes birbiriyle iç içe olur, birbirini sever sayar korurdu. Birinin bir ihtiyacı olduğunda hemen komşusu, eşi, dostu devreye girer imece usulü bir yardımlaşma  ile konu halledilirdi. Herkes birbirine daha saygılı, daha anlayışlı, daha sevgi doluydu. Arada tatlı sohbetler, muhabbetler olur, bir araya gelinir gülüp eğlenilirdi. Genel olarak daha mazlum bir ahlak hakimdi herkesin üzerinde. Ama şu an soğuk, çok mesafeli, birbiri hakkında genelde iyi düşünmeyen, art niyetli, sevgisiz, acıma duyguları körelmiş, birçok konuyu sadece maddiyat gözüyle değerlendiren bir ahlak gelişti insanlar üzerinde.

Artık KORKAN canlılar olduk...

Çok eski atalarımızdan bize miras kalan korkudur. Korku, apaçık bir şekilde, hayatta kalma şansını arttıran bir faktördür. Çünkü korku hissi, pek çok hormonun ortak çalışması sonucu duyulmaktadır. Ve bir canlı eğer korkuyorsa, av olmak konusunda daha düşük bir ihtimale sahiptir. Çünkü korkan bir canlı, kendini ortaya çıkarmaktan çekinecek ve avcılara karşı daha uyanık olabilecektir.
 
Peki, adına modern dünya görüşü denen ama ahlaki çöküntü ile sonuçlanan bu görüşler neler kaybettirdi insanlığa?

Duygularımızın bir kısmı kalıtsaldır, bir kısmı ise çevreden edinilir. Bunlar, hala süren araştırma konularıdır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, bir duygunun nasıl evrimleştiğini anlamamız için, atalarımıza ve doğru atalarımıza bakmamız gerekmektedir.
İnsan kalitesi düştü.  Toplumlarda sanat anlayışı köreldi. Bir bakın dünyaya eski yüksek sanat anlayışı, yetenekli sanatçılar artık yok. Sevgi, dostluk, anlayış, merhamet ve acıma duygularında gerileme oldu. Menfaat duygusu öne çıktı. Bencillik duygusu gelişti. İnsanlar arasında öfke, gerilim ve nefret duyguları tırmanışa geçti. Alttan alma, karşı tarafın kusurlarını örtme gibi ince ahlak gerektiren davranışlar çok sık kullanılmamaya başlandı.
Çoğu insan birbirine karşı önyargılı, sevgisiz, temkinli ve korkarak yaklaşıyor. Herkes bir diğerinin kendisine zarar vereceğinden çekinir durumda.
Bazı çevrelerce nezaket, ince düşünce, karşı tarafa saygı duyduğunu, sempati beslediğini ifade eden güzel tavırlar göstermek küçümsenecek, alaya alınacak tavırlar gibi değerlendiriliyor.
Karşısındaki kişiye önem vermediğini, dikkate almadığını ifade edecek tavırlar göstermek havalı hale geldi.
Aile bağları zayıfladı. Kardeşler arasında eskiden olduğu gibi sevgi, koruma-kollama duyguları zayıfladı. Güzel huylu anne babaya karşı saygı sevgi duyma hissi zedelendi. Çıkara dayalı bakış açısı daha öne çıktı.
Zora düşen insanın halinden anlama, hastaya şefkat merhamet gösterme, onu koruyup kollama, ihtiyaçlarını hissettirmeden temin etme inceliği neredeyse kayboldu. Bu tip yaklaşımlar saflık, akılsızlık gibi cahiliye terimleriyle adlandırılıp yapılan güzel davranışlar aşağılanır hale geldi.
 Dürüstlük anlayışı, yalan söylememek, sahtekarlık yapmadan doğrusu ne ise onu söylemek tarih oldu. Dürüst insan sayısı çok azaldı.
Yolda giderken güzel bir ifadeyle yüzünüze gülümseyen, “hayırlı akşamlar” diyerek yanınızdan geçen bir insan hemen hemen hiç yok.
 Bir asansöre bindiğinizde orada bulunan insanlara “Hayırlı günler” demeyi bir deneyin. Genelde hiç kimse size cevap vermeyecektir. Lafınız havada kalacak ve oradaki hemen hiç kimse bu durumdan vicdanen rahatsız olmayacaktır. Oysa Kuran ahlakında; selam verildiğinde daha güzeliyle selam vermek farzdır.

Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin...Nisa Suresi, 86


Sıcakkanlılığı, güzel sözlü olmayı, sevgiye saygıya açık bir kişilikte olmayı, karşı tarafı her zaman güzellikle ağırlamayı seviyor. Zaten güzel olan, vicdana uygun olan, insanın fıtratına uygun olan da budur. Ama işte durum farklı bir noktaya geldi günümüzde. İnsanlar din ahlakından uzaklaşmaya dolayısıyla da din ahlakından uzak bir kişilik geliştirmeye başladılar. Bunun kendilerini çok modern, rahat özgür kılacağını zannederek bunu yaptılar. Oysa hiç tahmin edilen gibi olmadı. Bu yanlış seçim toplumlara sevgisizlik, yalnızlık, güvensizlik getirdi.
Oysa bizim modelimiz asla bunlar olamaz.

Gerçek dostluğun, gerçek sevginin gerçek samimiyetin tek ve tek yolu  samimi olarak inanmak ve yakın dostunuz olduğunu fark etmektir. Müebbete kadar Muhabbetle

Yorum