Büyük ihanet

Çevre diyoruz, saygı diyoruz, özen diyoruz, dikkat diyoruz, temizlik diyoruz ve az da olsa duyarlılık bekliyoruz. (Hiç olmadığı için aza razı gelmek bile yeter psikolojisi. Hani belki azla başlar, ama sonra bi bakarsın damlaya damlaya göl olmuş. Herkesin içine çevre bilinci düşmüş, herkes çevreyi korur olmuş.) Bu beklentinin beyhude bir bekleyiş olduğu gerçeğini kabullenmemek için bayağı bir çaba sarf ediyorum ve fakat, sadece bu konuya yönelik olarak, tükenmişlik sendromunun çekim alanına girmek üzere olduğumu da hissetmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Zira yere çöp atanları uyaracak, ricacı olacak veya bağırıp çağıracak gücümün günbegün azaldığının farkındayım. Boşvermişçilik mertebesine geçmek istemiyorum. Ne kendime ve ne de yaşadığım yere bu haksızlığı yapma niyetim yok. Ancak etrafa baktığımda gerek yaşadıkları yere ve gerekse misafirliğe geldikleri bir ortama kibar davranmayan ve hatta ihanet eden çok büyük bir kitle var. Ve bunlarla baş etmek gittikçe imkânsız hale geliyor.

Büyük ihanet

Gerçekten de Bodrum’un insanoğluna sunduğu sayısız güzellik, fiziksel ve ruhsal yaşamına getirdiği önemli faydalar düşünüldüğünde, insanın boşvermişçilik yönüne direksiyon kırması düpedüz ihanet ve nankörlük olur. Büyükşehirlere has çile fırtınasıyla ordan oraya savrulduğumuz ızdırapla süreç hepi topu 3-4 ay. Geriye kalan tüm aylarda, Bodrum’un gerçek kimliğine yakın halini yaşayıp tadına varmak şimdilik hâlâ mümkün.

Gerçek kimliğine yakın diyorum, şimdilik diyorum, çünkü Bodrum’un kimliğini bozma çabası son sürat devam ediyor. İmara açılan yeni alanlar mı ararsınız, mimari tarzına ve özelliğine gereksiz çeşni katmaya çalışanları mı ararsınız, kendi habitatına uygun olmayan bitki yüklemesi mi ararsınız, valla artık olmasını istemediğiniz her ne var ise Bodrum’a damardan veriliyor. Kimse acımıyor Bodrum’a! Ne yeşiline, ne mavisine, ne bölgenin iklim koşulları gözetilerek yapılmış sakız evlere, musandıralı evlere, kule evlere, Levanten evlere... Yaz sıcağından daha az etkilenmek için beyaza boyanan dış cephelerin, akrepleri uzak tutmak için çivit mavisine boyanan söve taşlarının yerlerini İstanbul gibi büyükşehirlerde görebileceğiniz modern yapılar almaya başladı. Bodrum’u kimliksizleştirmeye çalışmak, karışık bir meze tabağı haline getirme çabası çok ama çok üzücü.

Çok ayıplıyorum!

Bireysel kirleticilerin yanı sıra kurumsal kirleticiler de var. En büyük zincir marketlerin önüne, sağına soluna veya berisine baktığınızda illa bir tarafında öbek öbek çöp yığınları, gözünüze yumruk atarcasına çarpmıştır. Raflara özen ve bezenle yerleştirilen ürünlerin boşalan kolileri hop dışarı... Ayol, insan bu çöpleri dışarıda biriktirirken, raf diziminde gösterdiği özenin binde birini gösterir. Kolileri ezer büzer mini minnacık yapar, en azından öyle istif eder bari. Bu biraz vurdumduymazlık! Bu sinir bozan hareketin çözümünü kurumca, kurumsalca bulacaklarını ümit ediyorum.

Hiç kimse çevreyi kendi tapulu çöp deposuymuş gibi, geçici dahi olsa, kullanamaz. Hiç kimsenin bu görsel kirliliği diğer vatandaşlara yaşatma hakkı yoktur. Hiç kimse bu saygısızlığı sürdürmemelidir.

Ha bir de çevrecilik sadece dükkânın önüne göstermelik konulan geri dönüşüm kutularıyla olmaz. İlk önce kendinizin çevreye verdiği zararı ortadan kaldırmayı hedefleseniz, belki gerisi daha kolay gelir.

MiniArt Bodrum

Bodrum Cumhuriyet Caddesi’ndeki (namı diğer Barlar Sokağı) dükkânlarında harikalar yaratan Ezgi Işıtan ve annesi Funda Baysaner, yaz kış demeden sanatı keyfe dönüştürüyorlar. Adı minik ama iddiası büyük olan MiniArt’ta bir insanı mutlu edebilecek, bir evi ya da ofisi güzelleştirecek, birbirinden güzel eserler var.

Büyük ihanet

Şirinlik abidesi magnetler, insanın içini ısıtan sulu ve yağlıboya Bodrum tabloları, portreler... Ezgi, taşların üzerine çizdiği portrelerde harikalar yaratıyor. Aslında Ankara Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu olan Ezgi’ye bu yetenek

9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan annesi Funda’dan geçmiş. Anne ve kızın güçlerini birleştirdiği mucizeler dükkânına uğramadan geçmeyin!

Ezgi; geçen gün Instagram sayfasında bu mucize dükkânın başına gelen tabloyu paylaştı. Düşmanının yapmayacağı şeyi komşuları yapmış Ezgi’ye. Bodrum’un gözbebeği, yerli ve yabancı turistlerin en az bir kez yürüdüğü Barlar Sokağı’nın, çarşı mahallesinin pamuklara sarılıp bebek gibi bakılması gerekirken, başına gelen faciaya bakın siz.

Yorum