Ah bu kararsızlık

Hemen hemen bütün masaları dolu bir restorana gideriz, görevli arkadaş nereyi gösterirse paşa paşa otururuz. Daha boş bir restorana gideriz, görevli arkadaş bir masaya buyur eder, boş başka bir masayı işaret eder, “Şu masaya otursak olur mu” deriz. Kimseciklerin olmadığı bir restorana gittiğimizde ise kâbus başlar. Zira işin en zor kısmı, her masanın müsait olduğu bir mekânda hangi masaya oturacağımıza karar vermektir. Burası çok güneş, orası çok gölge, burası esiyor, orası kokuyor, vesaire vesaire... Bahaneden bol ne var. Üç beş yer değiştirme hali bile yaşanır. Seçenekler arttıkça karar mekanizması su kaynatıyor.

Ne içelim,ne yiyelim,nereye gidelim, ne giyelim; o mu güzel, bu mu güzel; o mu iyi, bu mu iyi, yoksa şu daha mı iyi?..

Pek çok insan için karar verme süreci çok sancılı olabiliyor. Bu tip insanlar seçenekleri 10 kere, 100 kere, belki 1000 kere etraflıca düşünüp, göremediği yanlarını bulmak için uğraşıp dururlar. Yanlış karar vermekten korkarlar! Verdikleri karardan pişman olmaktan korkarlar! Akıllarının diğer kararda kalmasından korkarlar!..

Kararsızlık, hem kararsızlık yaşayan kişi için ve hem de bu durumdan etkilenen kişiler için ne kadar yorucu ve yıpratıcı bir süreç.

İnsanoğlu ne tuhaf. Tamamen kendi elinde olan karar verme özgürlüğünü bile kâbusa çevirmeyi başarabiliyor.

***

Eğer sık sık kararsız kalıyorsanız ve bu kararsızlık hali belli bir noktadan sonra günlük hayatınızı, işlerinizi aksatacak bir noktaya geliyorsa, yüksek ihtimalle kararsızlık hastalığından mustarip olabilirsiniz. Kararsızlığın dağları aşıp, kronik bir takıntı halini almasının tıptaki adı ‘aboulomania’.

Aboulomania, patolojik kararsızlık sergilenen, bir tür zihinsel bozukluk olarak tanımlanıyor ve anksiyete, stres, depresyon, zihinsel çöküş ile ilişkilendiriliyor.

Aslına bakarsanız, birçoğumuz bu kararsızlık halini sıkça yaşıyoruz. Önemli olan, hayatımızı bir süreliğine bile felç eden bu kararsızlık durumunu takıntı haline getirmemek.

Hastalığı tetikleyen şeyin ne olduğu tam olarak bilinmese de, beynin karar vermekten sorumlu alanı olan ‘prefrontal korteks’teki problemlerin doğrudan etkili olabileceği söyleniyor.

Prefrontal korteks, beynin en geç gelişen bölgelerinden biri. İnsanları diğer canlılardan ayıran, önemli bir bölge. Bir sürü sorumluluğu olan bu arkadaşın üzerine düşen çok iş var. Uzmanlık alanı oldukça kapsamlı. Beden işlevlerinin düzenlenmesinden tutun, ilgili-odaklı iletişime, duyguların düzenlenmesinden tutun, tepkilerin ertelenmesine, empati, sezgiler, sosyal beceriler, plan, kontrol, mantık, problem çözme, düşünce, ayrıntılı düşünme, yöneticilik gibi önemli yetiler de bu alanla ilgili. Bunlar yetmezmiş gibi, stres ve öfke durumlarıyla karşılaştığımızda da yine bu arkadaş devreye giriyor. Bu arkadaş eğer güçsüzse strese ve öfkeye yeniliyor. Güçlü ise kendisini kontrol altına alıp, nedenlerini düşünüp, empati kurup rahatça sonuca ulaşıyor.

Elbette acele karar vermeyin. Ama kararsız da kalmayın! Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık belki zamanla geçebilir, ama unutmayın ki yapmadığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık hiç geçmez.

Buridan’ın eşeği

14. yüzyılda yaşamış Fransız filozofu Jean Buridan’ın bahsettiği bir hikâye var. Bu hikâyedeki paradoksa göre, aç ve susuz olan bir eşek, kendisinden eşit uzaklıkta bir yere konan su ile saman balyası arasında kararsız kalıp açlıktan ve susuzluktan ölür.

Ah bu kararsızlık

Hadi bakalım aşı sırası sizde

Biontech mi, Sinovac mı? Çin mi, Alman mı? Üff, hangi aşıyı yaptırıcaz şimdi... Tamam, Sinovac olsun! Ne de olsa eski bir yöntem olan inaktif virüs tekniği... Ama aşının koruyuculuğu yüzde 50 civarında diyorlar... Türkiye’de yapılan ikinci faz raporlamalarına göre ise yüzde 91,25 etkili olduğu açıklandı... Ama ya şu aşı pasaportu mevzusu devam eder ve hatta kesinleşirse... Ya seyahat özgürlüğümüz sınırlanırsa... Yok canım, bu kadarı da olmaz! Zaten çok saçma! Irkçı bir yaklaşım. Yok, olmaz olmaz. Peki ya olursa... Dünyanın çivisi de pek sağlam değil artık. Valla, olur mu olur. Yok, ben en iyisi Biontech olayım. Baksanıza, virüse karşı koruyuculuk oranı yüzde 91,3 diyorlar. İyi de bu yeni nesil aşının da uzun vadede başımıza ne işler açacağı belli değil. Bir de yan etkilerinden falan söz ediyorlar. Hem ayrıca bir doz Biontech olduk diyelim, 2. dozunu bulabilecek miyiz, muamma!

“Gel vatandaş gel. Seç, beğen, al” sistemi anons edildiği günden beri birçoğunuz bu kararsızlık girdabına girmişsinizdir. Hadi, itiraf edin.

Peki bu tür kararsızlık halleri de ‘abulia’ sayılır mı? Şaka bir yana... Tüm otoriteler, “Hangi aşıyı bulursanız yaptırın, elinize ne geçerse olun. O aşı, bu aşı, şu aşı tartışmasına girecek lükse sahip değiliz” noktasında birleşiyor.

 

Yorum