BEN AŞAĞIYA BAKIYORUM…

Çünkü sokakta ayağıma dolanan bir can varsa ona eğilip sevgi veriyorum, açsa karnını doyuyorum…

Çünkü kitap okumayı seviyorum…

Çünkü çoğununuz bilmediği ya da bilmek istemediği yayınları alıp keyifle kafamı içine soka soka okuyorum…

Çünkü en sevdiğim tatlı (hepsini seviyorum) önümdeyse asla kafamı kaldırmıyorum…

Çünkü bir çorba yaparken dibinin tutmaması için kafan aşağıda gözünü ayırmadan karıştırmak icap eder…

Çünkü bir “can” olan fidenin köklenmesi ve insanoğluna rağmen hayata daha sıkı sıkı tutunabilmesi için su vermeye eğiliyorum…

Çünkü herhangi bir konuda övgü olunca utanır sıkılırım, refleks işte başım aşağı eğiliverir nedense…

Çünkü bu cümleleri kurmak ve paylaşmak için başım aşağıda klavyeme kitlenmiş yazıyorum…

Ah bir de nasıl unuturum! Elbette hepimizde olan bu üstün zekâlı cihazlarla olan münasebetimiz fazlasıyla ileride olduğu için çoğumuzun zaten başı aşağıda öyle değil mi?

Bu yukarıda saydıklarım ve bunlar dışında o kadar çok “çünkümüz” var ki saymakla bitmez elbet. Yalnız hepsinde yine her türlü aklım-fikrim yukarıda dostum! İşte bunun bir “çünküsü” hiç yok, açıklamaya da ihtiyaç yok!

Yukarı bakmak için “çünkü” demeye gerek yok!

Yine girdim konuya sağından, solundan kusura bakmayın dostlar ama diyeceğim şu ki;

Aşağı BAKMIYOR olmamın bir çünküsü yok!

Aşağı BAKMIYOR olmamanın bir acabası yok!

Aşağı BAKMIYOR olmamanın bir açıklama çabası da yok!

Aşağı BAKMIYORSAK eğer bir bildiğimizden de değil, bakmıyorsak eğer öyle görmüşüzdür…

Biz “AŞAĞI BAKMAYIZ” diyen bir gençlik değiliz, biz aslında bunu diyen koca bir “nesiliz”, ha bir de çoğalıyoruz haberiniz ola!  

Biz hem de “İstikbal göklerdedir, göklerini koruyamayan uluslar yarınlarından asla emin olamazlar” sözleriyle yetişmiş bir nesiliz!

Bunun da tam açılımı şu oluyor (sözü duymamış olanlar için bir güzellik); ayakta durmak, dik olmak, özgür olmak, korumak, gerektiğinde göklerine bile siper olmak, böyle evlatlar yetiştirmek, yarını sonrakilere emanet edebilmek ve hepsini demokrasiyle yapabilmeyi bilmek.

Özetle, tüm yukarıda aşağı “bakma” ve “bakmama” durumlarını gerçekleştirenler aslında bu memlekete bağlı, huzur içinde yaşamak isteyen, haklarını arayan,  kendini ifade etme özgürlüğünü kullanan (isteyen), yani kısaca kendilerine verilmiş gibi görünen hakları kullananlardır…

Belki bu ülkede yeteri kadar yaşamadım, belki anlamak için çok yol kat etmem gerekiyor, bilemem? Ama anlayamadığım bir şey var, tüm bu haklarını kullanmaya çalışan ve öyle yetiştirmek için uğraşılan çocuklar neden yerlerde sürüklenip tutuklanıyorlar? Sahi “demokrasi” kelimesi tepedeki abilerde farklı mı biliniyor ki? Ya da ben mi tam anlamamışım…

İstanbul bizim, içindekiler de öyle…

Şehrimden Sevgiler

Yorum