Kronik öfke

Son zamanlarda daha da öfkeli, daha da saldırgan, daha da sinirli bir toplum olduk. Gün geçmiyor ki, yeni bir şiddet vakasıyla karşı karşıya kalmayalım... Her gün aynı şiddetle yatıp aynı şiddetle kalkıyoruz. Güzel umutlarla uyandığımız her yeni günde, gazete sayfalarına, haber bültenlerine düşen ve genelde öznesinde öfke, kin ve nefret saklı haberler sinirimizi bozuyor, canımızı yakıyor. Zaten toz tanesi kadar olan hoşgörü, empati, saygı ve sevgi kanatlanıp gitmiş adeta...

Kronik öfke

Televizyondaki tartışma programlarında, evde, sokakta, kafede, internette, sosyal medyada herkes birbirine bağırıyor. Eften püften sebeplerden kavgalar çıkıyor. Herkes kin ve nefretini kusmak için bir kıvılcım, bir işaret, bir bahane arıyor. Vuruyor, kırıyor, kesiyor, doğruyor... Üstelik karısıymış, çocuğuymuş, arkadaşıymış, komşusuymuş, anasıymış, babasıymış, hiç fark etmiyor.

Şiddet; saldırganlığın davranışa yansımış halidir. Şiddete maruz kalanların ve şiddete tanık olanların başkalarına şiddet uyguladığı bilimsel bir gerçektir. Özellikle çocukluk çağında sözel şiddete, aşağılanmaya ve fiziksel şiddete maruz kalanlar, erişkinlikte şiddete daha eğilimli olurlar. (Örnekleriyle sabittir.) Bu da toplumda şiddet döngüsünün devam etmesine yol açar. Toplumun herhangi bir alanında şiddetin ve çatışmanın artması, toplumun her hücresine nüfuz eder ve toplumu ele geçirir. Bir nevi pandemik etkiyle yayılır. Aşısı falan da bulunmaz, boşuna beklemeyin. Biraz adam olursak bulaş yavaşlayabilir o kadar!

Hoşgörü, medeniyet göstergesidir

UÇSUZ bucaksız bir deryadır hoşgörü!

Tahammül, görmezden gelme, başkalarının fikirlerine, görüş ve tercihlerine açık olma, olaylara tarafsız bakabilme, sabır, merhamet, affetme, ayıpları kapatıp kusurları görmezden gelme gibi birçok anlamı barındırır içinde.

Ötekinin ‘var’ olduğunu bilerek yaşayabilmektir hoşgörü! Her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan; sevginin, barışın, kardeşliğin sembolüdür.

Hem gönül kazanmanın hem de insanların gönüllerine girebilmenin sırrıdır hoşgörü! Çevreyle sağlıklı ilişkiler kurabilmenin ve dostluklar geliştirmenin vazgeçilmez şartıdır.

Sağlıklı ve erdemli bir insan davranışıdır hoşgörü... Haddini bilmeyi, kendini bilmeyi; aynı zamanda kendinden olmayanı da bilmeyi ve sevmeyi gerektirir.

Bir arada yaşamanın/yaşayabilmenin anahtarıdır hoşgörü... Dinler, kültürler ve gelenekler arasında barış fikrinin gelişmesini sağlayan temel taştır.

Uygarlığın ilk basamağıdır hoşgörü... Ahlaki sistemlerin en temel unsuru ve diğer unsurlara da kaynaklık edebilecek önemli bir ruh disiplinidir.

Medeniyet göstergesidir hoşgörü! Çünkü. hoşgörünün bulunmadığı yerde bağnazlık, bağnazlığın olduğu yerde de barış ihlalleri kaçınılmazdır. Sevginin olduğu yerde hoşgörü, sevgisizliğin olduğu yerde ise tahammülsüzlük vardır.

Hoşgörünün olmadığı toplumlarda sürekli bir çatışma ve kargaşa egemendir.

Empatidir hoşgörü! Karşısındaki insanların hata yapabileceğini kabul eder ve kendinin her zaman haklı olamayacağını bilir.

İnsanlar arasında sevgiyi çoğaltan, kin ve nefreti azaltandır hoşgörü!

Hoşgörü, insanlara ve topluma bilerek zarar veren kişileri, olayları, sorunları yok saymak, boş vermek, aldırmamak değildir. Hoşgörü, yapılan her şeyi kabullenmek, her şeye evet demek, sessiz kalmak da değildir.

İnançlara saygısızlık, kişiliklere hakaret, yasa ihlalleri, yüz kızartıcı suçlar ve şiddetin her türlüsü, hoşgörü kapsamının dışında kalır.

TEK TARAFLI bir yaklaşım tarzı değildir hoşgörü! Bir kişinin sürekli hoşgörü beklediği, diğerinin ise sürekli hoşgörü göstermek zorunda kaldığı durumlara düşülmemesi önemlidir.

Yani bir taraf sürekli hoşgörü bekleyen, diğer taraf ise hoşgörü göstermek zorunda kalan anlamı taşımaz. Çünkü, hoşgörüde esas olan, ötekinin zarar görmemesidir.

Zaten bu tip bir hoşgörü sisteminin çalışması da mümkün değildir. Taş olsa, orta yerinden çatlar.

Kronik öfke

Yorum