Gerçek mızıkçı kim?

Usta gazeteci Ertuğrul Özkök, 23 Ekim 2020 tarihli köşe yazısında Bodrum-Urla mukayesesi yapıp, değerlendirmesini de net sözcüklerle ifade etmişti. Gastronomide banko Urla!

Eğlencede banko Bodrum!

Bu sezon Bodrum’un eğlence yerleri pek iş yapamadı. Pandemi yüzünden uzun süre kapalı kaldılar malumunuz. Hizmet vermeye başladıktan sonra da başka başka sıkıntılar yaşadılar ve yaşattılar. Bodrum’da eğlence demek, bangır bangır müzik demek. Bu bangırtıdan yaka silken halk demek. Yazın, uykusuz geceler demek. İşte bu kültüre saat 00.00’a kadar izin verilince beklenen pek olmadı, olamadı. Bodrum eğlencesi gece yarısından sonra başlamaya alışmış bir kere! Konulan yasağa rağmen alışkanlıklarını bir kenara bırakamayan işletmeler, allem ettiler kallem ettiler ve zaman zaman yasağı delmeyi başardılar tabii. Uyarılar, şikâyetler, cezalar, mühürlenmeler... Sanatçı Müjde Ar’ın evinin hemen yanındaki işletmeyle girdiği mücadele en medyatik olanıydı... İki komşu birbirinden davacı oldu. Akıbeti henüz belirsiz.

Bodrum’un eğlencesi, 1970’li ve 80’li yıllarda bambaşkaymış. Yaşayanlar bilir. Ben de o dönemleri yaşayanlardan sıkça duyarım güzel hikâyeleri. Eğlencenin ve eğlenenlerin kalitesinden sitayişle bahsederler. O günleri yaşayan herkes, şimdilerdeki eğlence anlayışının, Bodrum’un meşhur olmasında büyük payı olan ‘kaliteli eğlence’nin yakınından geçemeyeceği konusunda hemfikir. O zamanlar, Bodrum Kalesi’nin oradaki mendirekte akustik gitar çalınırmış. Gençler ve kendini genç hissedenler ortak olup zevk alırlarmış bu dinletiden. O zamanlarda da barlar ve kulüpler varmış elbet. Bodrum’un eğlenceyle anılır olmasında Hadigari’nin, Helva’nın, Apple’ın, Mavi’nin, Ora’nın katkıları olmuş. Kaliteli yer, kaliteli hizmet ve beraberinde gelen kaliteli müşteri. Bir tatil beldesinin vazgeçilemez olması, tüm detayların ‘kalite’ temeli üzerine inşasıyla mümkün olabilir. Bunlardan biri mızıkçılık yaparsa iş birliği bozulur. Diğerleri de hemen çizgisinden saparak verdikleri sözü tutamaz ve vaatlerini yerine getiremez hale gelir.

Bodrum’u kalite kurtarır!

Bodrum, her şey dahil sisteminin kurbanı oldu. Birtakım oteller -belki o günkü konjonktür gereği- bu sisteme dahil olarak, mızıkçılık koltuğuna ilk oturanlar oldu. Bu sisteme geçilen ilk yıllarda kazanç sağladılar elbette, ama sonrasında çok düşük paralara razı olmak zorunda kaldılar. Denize düştüler, kalitesiz müşteriye sarıldılar. Günü kurtarmaya çalışalım psikolojisine teslim olup, ne yazık ki sonuçta bataklığa saplandılar. Otellerden dışarı çıkmayan, çıksa bile esnafa bir kuruş katkısı olmayan, düşük kaliteli müşterinin yansıması, yeme-içmeden tutun da turizmin her dalını baltaladı. Sonuç: Kalite, pılını pırtısını toplayıp yavaş yavaş Bodrum’a veda etti.

Bodrum kalite problemiyle baş etmeye çalışırken, bu yetmezmiş gibi bir de korona bombası patladı. Hadi bakalım, ayıkla pirincin taşını... Yabancı turistin ayağı hepten kesildi. Ama ne oldu? Kalite beklentisi yüksek olan yerli turistin çoğalması, bu profile hizmet veren az sayıdaki işletmelerin performansı, diğer işletmelerin dikkatinden kaçmadı. Şimdi bakıyorum da yaz ortasından beri her anlamda özenli, yeni yerler açılıyor. Yeni yerler, yeni lezzetler... Kaliteden ödün vermeyenler, çizgilerini muhafaza ediyor. Olaya uyanan derbeder işletmeler ise kaliteli hizmet ve kaliteli ürünün, kaliteli müşteri çektiğinin ve sunulan kalitenin, kısa zamanda kazanca dönüştüğünün farkına vararak silkelenmeye ve kendilerine çekidüzen vermeye başladı.

Umarım, eğlencenin de sabahlara kadar çalınan yüksek müzik olmadığı, tez zamanda anlaşılır. Kim bilir, belki de bu korona musibeti, Bodrum’un kaliteli eski günlerine dönmesi için yeni bir milada vesile olur.

Yorum