Yanlış anlaşılma kazaları!

Bazen sen beyaz dersin ama karşındaki siyah anlar. “Vay sen nasıl siyah dersin!” diye başlar elektriklenme. “Ya ben buna siyah demedim, beyaz dedim” diye ikna etmeye çalışırsın karşındakini ama nafile. Zira senin beyazın artık onun siyahı oluvermiştir. Sen ikna etmeye

çalıştıkça o direnir. O direndikçe sen ikna etmeye çalışırsın. Tansiyon yükselir. Durgun sular bulanmaya, sükûnet dalgalanmaya, algılar kısa devre yapmaya başlar. Ve hemen ardından gelen kum fırtınasıyla göz gözü görmez, kulak söyleneni duymaz. Kalp sıkışır, sıkışır, sıkışır. Kavgalar... Kırgınlıklar... Küskünlükler...

Ve bunların sebebi genelde birbirine benzer. Çatı aynıdır aslında. Kocaman ve anlamsız “Yanlış anlaşılma kazaları!”

İletişim çatışmalarımızdaki asıl sorun anlaşılmamak ya da anlamamak değil, yanlış anlamak ve yanlış anlaşılmak. Yaşadığımız tecrübeler, “Bir şey söyleyeceğim ama sakın beni yanlış anlama” diye söze başlatır bizi. Bildiğiniz travmatik davranış biçimi. Artık neler yaşandıysa... Kendini bilmez kaç cümle havalarda uçuşup, hafızanızda kendine sağlam bir yer bulduysa... Zapturapt lazım ahali zapturapt!

Aslına bakarsanız yanlış anlamak için de o kadar çok nedenimiz var ki…

 Düşündüğümüz

 Söylemek istediğimiz

 Söylediğimizi sandığımız

 Söylediğimiz

 Karşımızdakinin duymak istediği

 Duyduğu

 Anlamak istediği

 Ve anladığı…

arasında kocaman farklar var. Buyurun işte insanların sizi yanlış anlaması için geçerli olabilecek 9 ihtimal. Bunlara ek olabilecek ayrı bir durum da kişilerin içerisinde bulundukları psikolojinin onları yanlış anlama tuzağına düşürebileceği ihtimali; ki bu oldukça yüksek bir ihtimal! (Günümüzde herkes herkesi yanlış anlayabilecek psikolojiye sahip olduğuna göre halimiz harap)

İletişimin daha sağlıklı olması için, “Yanlış anlama ve anlaşılma” problemlerini tamamen yok etmek mümkün değil elbette. Ancak söylenilenden çok söyleme şekli de çok önemli malumunuz. Kendimizi en iyi şekilde ifade edecek sözcükleri dikkatlice seçmek de yanlış anlaşılabilme oranını en az seviyeye indirmekte yardımcı olabilir. Yeter ki seçecek zamanımız ve gücümüz olsun. Biraz yorulduk sanki.

Öte yandan, sıkı sıkıya bağlandığımız, “Yanlış anlamaya meyil komutası”ndan çıkmak da hayatımıza tatlı bir pencere açıp yaşantımızı kolaylaştırabilir.

“Yanlış Anlaşılma Kazaları”nın yaşanmadığı iyi günler dilerim.

Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin mühim

Padişah, bir gece rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı ve elem içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın rüya tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini emir buyurur.

Uyku sersemi tabirci başı, gözlerini ovuştura ovuştura padişahın yanına gelince, padişah beklemeden rüyasını anlatıp sorar: “Tabirci başı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle.”

Tabirci başı biraz düşünür; sonra utana, sıkıla:

“Şerdir, Padişahım” der.

Padişah yüzüne karşı böyle söylenmesine şaşırmış, adeta küçük dilini yutmuştur. Tabirci devam eder:

“Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, bütün yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.”

Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:

“Tez atın şunu zindana, felaket tellallığı yapmak neymiş öğrensin!”

Tabirci başı, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah bir başka tabircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tabirciye de rüyasını anlatıp sorar: “Hayır mıdır, şer midir?” der.

İkinci tabirci de önce biraz düşünür; ama sonra yüzü aydınlanır:

“Hayırdır, Padişahım!” der. “Bu rüya, bütün akrabalarınızdan, yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınıza dalalet eder. Daha nice seneler boyu güzel memleketimizi yüksek adaletinizle idare edebileceksiniz inşallah.”

Padişahın keyfi yerine gelir, ağzı kulaklarında buyurur:

“Bu tabirciyi TABİRCİBAŞI yaptım. İki kese de altın verin!”

Başından sonuna durumu takip edenler, tabirciye sorarlar:

“Aslında sen de, tabirci başı da aynı şeyi söylediniz. Niçin onu cezalandırdı da seni mükâfatlandırdı?”

Zeki, akıllı tabirci güler:

“Elbette aynı şeyi söyledik; ama mühim olan, kimilerine NE söylediğin değil, NASIL söylediğindir” der.

Yorum