Hayıflanmaya paydos

Son zamanlarda çok tatlı yeni mekanlar açılıyor Bodrum’da. ”Avuç içi kadar Yunan adalarında veya Alaçatı’da var da, niye Bodrum’da yok?” diye hayıflanıp, özlemini duyduğumuz türden mekanlardan bahsediyorum. Lüzumsuz abartıdan uzak, güzel yiyip, içebileceğiniz sade ama şık yerlerden. Bu gelişimi Bodrum’da görünce hoşuna gidiyor insanın.

Gerçekleştirilmesi zor şeyler değil bunlar. Mesela 2019 yazında Bitez’de açılan, edebiyat, sanat ve gastronomiyle iç içe olan “Zai”. Yine 2019’da ve yine Bitez’de açılan bistro- pizzeria “Vamos”.

Kumbahçe’de bu yaz açılan Okan Bayülgen’in Dada Salon/Sahrap’ı. Bodrum’daki Sahrap’a daha gidemedim ama Sahrap Soysal’ın elinin lezzetini İstanbul Pera’daki yerinden bilirim. Kumbahçe’de sevdiğim yeni bir yer daha açıldı. Çok esprili bir ismi var. “Sloth’s Home”. Güney Amerika’da yaşayan ve tembelliği ile bilinen bir hayvan cinsinin adı Sloth. Bircem ve Gaye Yedigül’ler, profesyonel olarak oldukça tanınmış mekanlarda çalışmışlar yıllarca. 13 Temmuz’dan beri kendi restoranlarını işletiyorlar. Şarapla eşleşebilen menüleri var. Size tavsiyem şarap seçimini, 6 sene Bodrum Mandarin Oriental’in baş sommelieri olarak görev yapmış Bircem’e bırakmanız.

Kavlarında bulunan 160 çeşit şarabın her birine oldukça hakim. Siz sorun, Bircem anlatsın. Sushi severlere de bir müjdem var. Çarşamba ve perşembe akşamları Yahya Emir Güven, nam-ı diğer chefmurasaki Sloth’s Bodrum’da.

Adı ile müsemma ocakbaşı “Kurul”

Bir de Bitez köy içinde yeni bir ocakbaşı açıldı. Adı “Kurul”. Daha kapıdan içeri girmeden içi ısınıyor insanın. Abartıdan uzak, tatlı bir sadelik ruhunuzu okşamaya başlıyor. Beyaz badanayla sıvanmış bir bina. Abartıdan uzak estetik bir tabela. Retinaya işkence çektiren florasan ampullerin veya gecenin karanlığını küstüren beyaz ışıkların kullanılmadığı, oldukça basit ama özenli bir aydınlatma sistemi. Kapıdan içeri girdiğinizde de aynı özen ve sadelik devam ediyor. Yalnız şunu söyleyeyim öyle sıradan bir sadelikten söz etmiyorum. Vallahi detaylar üzerinden nasıl çalışıp mesai harcandığını bizzat biliyorum. Böyle zevkli sadelik kolay iş değil!


Hayıflanmaya paydos


O gece arkadaşlarımızla, mercan, manolya, zeytin ve kauçuk ağaçlarının eşliğinde bahçede oturduk. Bu ağaçlar bile tesadüfen değil, ince düşüncelerin neticesinde oradalar. Gerçekten adıyla müsemma, kurulunca kalkmak istemiyorsun. Ortam güzel, müzikler güzel, bir nevi huzur bahçesi. (Servis daha da güzel olacaktır eminim)

Gelelim yemeklere ve lezzet konusuna. Benim için hayatta en önemli şeylerden biridir yemek yemek. Tanıyanlar bilir, mevzu yemek ise gözüm başka şey görmez. Güzel de yerim alimallah. Hele lezzeti yakaladıysam dur durak bilmem, talan ederim ortalığı. İşte o gece ben Kurul’a kuruldum ve ortalığı talan ettim. Bütün samimiyetimle söylüyorum “Yediğim her şey fevkaladenin fevkindeydi”.

Hele bir “dert alan” var ki ah o dert alan. Dilinizde, damağınızda bıraktığı lezzet, var olan dertleri, tasaları unutturur türden. En azından “Ay amma yedim, kim bilir kaç kilo almışımdır” tasasını bir süreliğine kenara bırakıyor olmak bile müthiş bir konfor. Canınız et veya kebap istemiyor olsa bile aç kalmazsınız. Nefis alternatifler var. Ocakbaşı’nın sahibi, sanat dünyasından tanıdığınız bir isim, sevgili Kaan Çakır. Tüm enerjisini koymuş ortaya Kaan. Her detayda onun ve karısı Başak’ın parmağı var. Alışılmışı alışılmamış bir biçimde sunuyor olmak yaratıcı bir sentez.

Ben Kurul’u çok sevdim ve size de tavsiye ederim. Ha unutmadan, eğer gitmek isterseniz mutlaka önceden rezervasyon yaptırın.

Galeri tadında dükkan ’Pozzo’


Hayıflanmaya paydos



Başak Çakır, Kurul’un hemen öbür köşesine içlerinde Bodrumlu sanatçılara ait eserlerin de bulunduğu, ağırlığı fotoğraf, resim, seramik ve heykel gibi sanat eserlerinden oluşan, galeri tadında küçük bir dükkan açmış. Tasarım çantalar, ev dekor ürünleri ve çeşitli takılar da var. Pozzo; 20.yüzyılın deneysel edebiyatının en büyük öncülerinden Samuel Beckett’in Godot’yu beklerken isimli oyunundaki karakterlerden biri. Modern tiyatronun en önemli isimlerinden olan Beckett’in eserleri, oldukça sade ve minimalisttir. Ancak, çağdaş insan durumu hakkında oldukça kötümser,hiççi eserler vermiştir. Başak’ın dükkanı, sadelik ve mininalistlik anlamında Beckett’in eserleriyle örtüşüyor ama kötümserlikle uzaktan yakından alakası yok. Sahibinin iyimserliği ve güzel enerjisi dükkanına da yansımış.

Yorum