Siz Saf Cenah’tan Mısınız?

Yok, kimse uyarılara kulak asmıyor. Kimsenin umurumda bile değil. Herkes kendi bildiğini yapmaya devam ediyor. Maskemi de takmam, sosyal mesafeyi de korumam. Bilmiyorsanız öğrenin, aslında virüs mirüs yokmuş. Bodrum Gündoğan sahilinde yürüyüş yaparken, gırtlağını itinayla temizledikten sonra bütün hazneyi yere tükürdüğü için uyarmak zorunda kaldığım beyden öğrendim bunu. “Beyefendi, yere niye tükürüyorsunuz, ayıp değil mi? Üstelik korona zamanı bunu asla yapmamalısınız” dediğimde, elini kolunu enteresan bir ritimle sallayarak “Korona yok, bunlar uydurma! Saf olmayın, inanmayın bunlara, oyuna gelmeyin” dedi.
Bu durumda, toplum biz oyuna gelen saflar ve akıllı uyanıklar şeklinde ikiye ayrılmış gibi gözüküyor. Dünya genelinde, koronadan hayatını kaybeden kişi sayısı milyonlarla ifade ediliyor, tehlikenin ne denli ciddi olduğu her gün defalarca hatırlatılıyor. Ama demek ki buna sadece biz ‘saf cenah’ta olanlar inanıyoruz. Ah, bu saflar nelerden mahrum kalıyorlar. Her koşulda maske takarak, ağız tadıyla nefes alamıyorlar. Aylardır, analarını, babalarını ve hatta evlatlarını öpüp koklayamıyorlar. Sarılamıyorlar bile! Ve bu saflar, kurallara uyarak, sevdiklerine, sevmediklerine ve aslında tüm insanlara saygılı olma gibi tuhaf bir davranış biçimi sergiliyorlar. Şimdi ben Bodrum’da kimler saf ve kimler uyanık daha net tespit edebiliyorum. Şimdiye kadarki tespitlerim, “uyanıkların sayısının, safların sayısını en az beşe katladığı yönünde”.

Biyolojik savaş mı?

Umarım, koronavirüs salgını, başta sağlık olmak üzere hemen her konuda zorunlu ve kalıcı farkındalık oluşturulur. Çevreci yaklaşımlara daha çok önem verilerek dünya kaynaklarının verimli kullanılması gerekliliği herkes tarafından daha net anlaşılır. Öte yandan, virüsün de hedef aldığı, solunum sistemini etkileyen hava kirliliği, çevre kirliliği, doğaya saygısızlık gibi temel çevresel sorunlara ‘çözüm odaklı bir perspektifle bakma’ fikri, virüsün hızına yetişir ve bir virüs edasıyla salgın hale gelir. Gerçekten sarsıcı olan istatistiki veriler, gerekli tedbirleri almamız için acı gerçekleri yüzümüze vuruyor. Esasında bu salgın, aynı zamanda çevre tahribatına yönelik hassas ve önemli mesajlar içeriyor. Ve yaşanan bu süreç, doğanın bize ihtiyacı olmadığını ve aslında bizim nefes alabilmemiz için ona ihtiyacımız olduğunu bir kez daha net bir biçimde gözler önüne seriyor. Kimileri, inkâr edilemez çevre tahribatının yanında duruyor durmasına ama aynı zamanda virüsün hayatımıza bu sebepten değil de ekonomik darboğazda olan kapitalist sömürü kapsamında girdiği görüşünde birleşiyorlar. Gelişen ve dönüşen teknolojik dünya ve modern toplum yaşamına yük olduğu sanılan kronik hastalara ve 60 yaş üzeri bütün insanlığa karşı açılmış bir biyolojik savaş olduğu iddiasındalar. İster biyolojik savaş olsun ve isterse insanoğluna uyarı maksatlı gelişen (ki ben öyle olduğunu düşünüyorum) doğa kalkanı olsun, günün sonunda hastalık ve ölüm varsa ve de insandan insana bulaşıyorsa, aşı bulunana kadar herkesin saf cenaha geçmesi boynumuzun borcudur. Bir de bu korona sürecini fırsata çevirme girişimleri var. Öyle ki, korona salgını sonrası ‘siber saldırılar’ sağlık sektörünü daha çok tehdit etmeye başladı. Siber saldırganların son numarası, Dünya Sağlık Örgütü adına bağış toplayan kurumları taklit etmek. Bağış toplama vaadiyle dolaşan e-posta mesajları, kredi kartı veya banka havalesi yerine Bitcoin talep edince, sahtekârlar kendilerini ele verdi. Bakalım, önümüzdeki günler nelere gebe...

 

Azmakbaşı’nın makyajı aktı

Tarih 13 Haziran 2020... Bodrum Belediyesi’nin attığı tweet şöyle: Halikarnas Balıkçısı’nın “Mavi’yi, ışığı, insanı buldum” dediği Azmakbaşı’nı begonvil bahçesi yaptık! Cumhuriyet Caddesi’nin denizle buluştuğu noktayı, Bodrum’un rengârenk begonvilleriyle donattık. ‘Merhaba’ Cevat Şakir! ‘Merhaba’ Bodrum! Azmakbaşı merhaba!.. (Bodrum Belediyesi) Tarih 25 Ağustos 2020 Bodrum Belediyesi’nin sözünü ettiği begonvil bahçesinin yerinde yeller esiyor. Mikrop ve sinek yuvası haline dönüşen gariban azmağın yüzeyi çer çöp dolu... Begonvilleri yerleştirdik, tweet’imizi attık, fotoğrafları servis ettik, işimiz bitti. Yaptık mı, yaptık! Sonrasında gelir pılımızı pırtımızı toplar ve azmağı yine kendi kaderine terk eder gideriz kararlılığıyla yapılan bu tür icraatlar, vatandaşın gözünü boyama maksatlı icraatlar değil de ne? Bodrum Belediyesi, Bodrum’un göbeğindeki Azmakbaşı’nın bugünkü haliyle ilgili tweet atsa acaba ne yazardı?

Siz ‘saf  cenah’tan mısınız

Yorum