Mesleğinin yüz karaları

Türk güldürü ve mizah tarihinde önemli bir yere sahip olan Nasrettin Hoca fıkralarında yaşanmış, yaşanan ve elbette yaşanacak, anlamlandıramadığınız, adlandırmadığınız her tür tuhaflığa atfen bir kesit bulunur.
Kimi zaman fıkraların ana karakterleriyle içiçe ve kimi zaman da dublörüymüşüz edasıyla yaşıyoruz bu hayatı.
Bugün yine bir Nasrettin Hoca fıkrasıyla başlamak istiyorum.
Nasrettin Hoca, köy meydanındaki koca çınar ağacının üzerine çıkmış, elindeki balta ile bindiği dalı kesmeye başlamış.
Görenler:
“Aman Hocam, bindiğin dalı kesiyorsun, düşeceksin!” diye bağırmağa başlamış.
Hoca kesmeye devam ederek seslenmiş:
“Bu dalı kesenin yere düşeceğini hepiniz akıl ettiniz de, ben size yıllardır ahiretin dalı olan dünyanızı keserseniz cehenneme düşersiniz diyorum, neden hâlâ akıl edemiyorsunuz!!!...”

***

Sintine: Teknelerin motor bölümlerinde ve makine dairesindeki diğer teçhizattan sızan yağ, pislik vb kirliliklerin yanısıra teknenin her kademesindeki atıkların suyla toplandığı ve depolandığı bir bölüm.
Denizcilikte sintine basmak diye tabir edilen ise, bu sintine tankının denize bırakılması.
Yasal olarak belli kurallara tabi olan, kıyı şeridinde yasak olan bir mevzu.
Geçen gün, bizim sitenin havuzunda komşumuz Baran Bey’le karşılaştım.
Biraz yüzsünler diye çocukları havuza getirmiş.
Önce deniz kıyısına gitmişler.
Ama gitmeleriyle dönmeleri bir olmuş.
“Gül Hanım bıktım bu kepazelikten. Şurdan 3 adım ötede dolan denizin pisliğini görmeniz lazım. Önüne gelen sintine basmış” dedi.
Söz konusu olan yer Bodrum’un göbeği Kumbahçe.
Hani eski Halikarnas disko var ya işte onun biraz ilerisindeki belediye plajı.
Kale manzaralı bu plaj, yaz aylarında bir yanında koya demirleyen yatlar, diğer yanında ise iskeleye bağlanan günlük gezi tekneleri (hani aralarında son derece antipatik görüntülü korsan teknelerinin de olduğu) tarafından adeta markaja alınmış vaziyette.
Tekne bu!
Koyada demirler, iskeleye de bağlanır.
Ama durduk yerde, çoluğun, çocuğun, sizin, benim yüzdüğümüz, etrafında evlerin bulunduğu bir bölgede içindeki pisliği kusamaz, kusturulamaz.
Allah aşkına koyun içinde sintine basmak neyin nesi?
Hangi vicdan, hangi akıl bunu yapar?
Denizcilik denizi temiz tutmayı gerektirmez mi?
Hele ki ekmeğini denizden kazanıyorsan, hele ki dünyanın parasını vererek aldığın teknede koyların keyfini sürüyorsan.
Aslında bu sintine basma olayı, sadece nokta atışı yaptığım bölgenin sorunu değil.
Hangi koya giderseniz gidin aynı manzaralara şahit olabilirsiniz.
Ege Yatçılık Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Özer, yıllar önce Kissebü’nde karşılaştığı benzer bir olayı fotoğraflayıp, “Ülkemin yetiştirdiği kaptan ve denizcilere sesleniyorum. Bu resim mesleğinizin yüz karaları olan kaptan ve gemiciler tarafından denize bırakılan b..ların resmidir” yazarak, sosyal medyada paylaşmıştı.
Aynı paylaşımda söylediği, “Bugün elbirliği ile mavi yolculuğun cenazesini kaldırdık” cümlesi durumun vehametini ve gelinen noktayı çok iyi ifade ediyor.

Birileri uyanmış sonunda!

Belediye plajlarının çoğunda korkuluk edasıyla konuşlanan cankurtaran gözetleme kuleleri var. Kuleler var da, can kurtaran hiç görmedim.
Adet yerini bulsun, var mı?
Var!
Ama bu kuleler tamamen sahipsiz değil.
Kişiye özel loca kıvamında keyfini süren onlarca insan var.
Akşam içkisini alıp gün batımını izlemek için kullandığına, evsizlerin uyku locası olduğuna bizzat şahit olmuşluğum da var.
Oysa insan bu kuleleri görünce 90’lı yıllara damgasını vuran efsane dizi “Baywatch”daki gibi (Sahil güvenlik) görüntüler hayal ediyor.
Bir bakmışsınız David Hasselhorff’lar bir bakmışsınız Pamela Anderson’lar.
Asayiş berkemal, ortalık şahane...
Sonunda birileri bu işe uyanmış ve hazırdaki kuleleri gerçek sahiplerine emanet edelim demiş.
İşte bu kapsamda, Bodrum halk plajlarında 5’i kadın olmak üzere, tam donanımlı toplam 45 cankurtaran göreve başlıyor.

Müjde Ar’dan Aras’a mektup

Bodrum ve çevre mahallerindeki ses kirliliği her YIL birilerinin isyan etmesine sebep oluyor.
Bu yıl tanıdık ilk ses, Gündoğan Mahallesi’nden geldi.
Yeşilçam’ın önde gelen isimlerinden sevgili Müjde Ar Karakaş, bu gürültü meselesine dayanamaz hale gelip Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’a zehir zemberek ama son derece de haklı olduğu bir mektup yazmış.
Medyada yer bulan bu mektuba denk gelip de okumadıysanız, tavsiye ederim mutlaka okuyun.
Gürültü terörünü çok güzel anlatmış.

Yorum