Normalleşme, Normale Dönme Gibi Algılandı

Zorlu geçen üç ayın sonunda seyahat yasağının kalkmasıyla beraber dolaşım başladı. Özlem gidermek isteyenler özlediklerine, memleketlerine, yazlık evleri olanlar yazlıklarına, büyük şehirlerde apartman dairelerinde yaşayan ve imkânı olanlar ise sayfiye yerlerine doğru akmaya başladı. Bu öyle böyle bir akış değil üstelik. 1 Haziran itibariyle Bodrum’da araç trafiği hareketlendi. Bildiğiniz anlı şanlı trafik problemi yaşanmaya başlandı. Gerçi Bodrum, Temmuz ve Ağustos aylarında bu trafiğe aşina olmaya aşina. Hatta yazın tuzu biberi olarak algılandığı da doğru. Çok araba çok insan, çok insan çok ticaret demek. Malum, yazlık yer Bodrum. Kış nüfusu 300 bin, yaz nüfusu neredeyse bunun 4-5 katı. Bakalım, bu yaz nasıl olacak? Korona mı yaman, biz mi yaman demeye kalmadı, bizim koronodan yaman olduğumuz net olarak anlaşıldı. Mevzu öyle hassas bir mevzu ki, çok laf etmeye de gelmez. Koca bir sarmal! Bodrum’da yerleşik halk endişeli (haksız değiller!) “Şimdiye kadar iyi idare ettik ama ya bundan sonra vaka sayısında artış olursa... Aman be kardeşim gelmeyin, oturun evinizde” diyor. Sezonun başlamasını dört gözle bekleyen ve tabiri caizse kan ağlayan esnaf, ziyaretçi bekliyor. Bir an önce gelsinler diye gözler yollarda. (Haksız değiller!) Çoluğun çocuğun, elemanın rızkını çıkarma peşindeler. Aylardır dükkânları kapalı ama kiralarını ödüyorlar.
Tek geliri, dükkân kirası olan Bodrumlu mal sahipleri de haklı. Madem herkes kendince haklı, o halde bu durumda kendi penceremizden değil de ortak bir pencereden bakmaya çalışmak en doğru olan değil mi? Ortak pencereden bakarken, bu virüsün şaka olmadığını, aşının henüz bulunmadığını, normalleşmenin normale dönmek olarak algılanmaması gerektiğini, önlemleri hafife almanın peşi sıra, mutasyona uğrayarak geri geleceği gerçeğini/ihtimalini hep beraber görürsek, bu sevimsiz korona ortadan tamamen kaybolunca, yine hep beraber aynı pencereden bakarak ve ayrıca bu kez sevinç çığlıkları atarak, gerçek normalleşmenin keyfini çıkarabiliriz. Maskelerimizi takalım, sık sık ellerimizi yıkayalım ve şu gezme tozma işini çok abartmayalım. Sosyal mesafenizi koruyun uyarılarını yabana atmayalım. Yabana atmayalım ki, sevdiklerimizden bu kadar ay uzak kalmamız, evlere kapanmamız boşa gitmesin!

Geçenlerde bir arkadaşım, “Duydun mu, Türkbükü’nde bir otelin plaj ücreti günlük 1000, aylık 24 bin liraymış” dedi. Kulaklarıma inanamadım. Yok canım... Bu fiyatın içine konaklama da dahildir” dediğinizi duyar gibiyim. “Herhalde plajdan hisse de verecekler” diye işi dalgaya aldım ama sonrasında birkaç kişiden daha aynı şeyi duyunca nutkum tutuldu.
Bu fiyata dahil olanlar şunlarmış:

  • Maksimum 4 sandalye
  • Maksimum 3 şezlong
  • Gün içinde kişi başı ikişer plaj havlusu
  • İki kez sıcak-soğuk havlu servisi
  • 11.00-15.00’te meyve tabağı

Hepi topu bu!

Firma yetkililerini arayıp işin aslını sordum. “Bizim önceliğimiz sağlık. Misafirlerimize en hijyen ve en güvenilir ortamı nasıl sağlayabilirizin üzerinde yoğunlaşmış vaziyetteyiz. Bu sebepten, bu ve benzeri polemiklerle kamuoyunu meşgul etmek istemiyoruz” açıklamasını yaptılar.


Çöpleri kim temizleyecek?

Bodrum Belediyesi, merkezde Leman Kültür Merkezi’den başlayarak tüm sahil boyunca hasır şemsiyeler koydu. Vatandaşlar, akşamları sahile konan masalar yüzünden yürümekte sıkıntı çektiklerini dile getirince Belediye, Kumbahçe’de plaj işgallerine sınırlama getirerek, denizden 3 metre içeriye doğru olan sahil bandına, akşam işgaliye sınırlarını da belirleyecek şekilde hasır şemsiye (neredeyse sahille iç içe olan işletmelerin önleri de dahil olmak üzere) yerleştirdi. Şemsiyeleri görünce aklıma bir sürü şey takıldı.

  • Bu şemsiye gölgesinden faydalanacak vatandaş, tuvalet ihtiyacını nerede giderecek?

  • Belediye, çevreye portatif tuvalet mi koyacak?

  • Özel işletmelerin tuvaletleri mi kullanacak?

  • Özel işletmeler bu uygulamadan nasıl etkilenecek? Malum, çöpünü bırakıp giden bir toplumuz.

  • Bu çöpleri belediye mi toplayacak? Yoksa, maaşları özel işletme sahipleri tarafından ödenen elemanlar mı?

Hem de 1 kuruş kazanmaksızın...
Bodrum Belediyesi’nden aldığım bilgiye göre... İşletmeler, gün içinde bu hasır şemsiyelerin altına şezlong koyabilecek ve bu şezlongları kullananlara yiyecek-içecek servisi yapabilecek. Ancak, akşam saatlerinde sahile yerleştirilen masaların, hasır şemsiyelerle işaretlenen sınırı geçmeme şartı var.
Not: Belediye, denizden 3 m içeriye şemsiye yerleştirme kararını verirken, sanırım gel-git olaylarını hesaba katmamış.
Zira dün akşam itibariyle deniz ile şemsiyeler arasındaki mesafe 75 ile 150 cm arasındaydı.

Ev kiraları uçtu

Oteller, moteller ve tüm konaklama tesisleri, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı genelge doğrultusunda tedbirlerini aldı ama tatilini daha izole bir biçimde geçirmek isteyenlerin sayısı da kabarık. “Tesise gitmem, ev kiralarım, paşa paşa evde otururum” diyenler, kiralık evlere olan talebi artırdı. Tabii, buna paralel olarak Bodrum’daki yazlık evlerin kira bedellerinde ciddi bir artış oldu. Aslına bakarsanız, son senelerde ev kiraları zaten oldukça yüksek, ama bu sene astronomik rakamlar duyar hale geldik. İşin garip tarafı, bu astronomik rakamlara rağmen, evler kapış kapış gidiyor ve inanın ev bulmakta zorlananları bile duyuyorum.

Ne yalan söyleyeyim, evimi kiraya verip otele gidesim var.

Devir ekonomi devri!

Yorum