Bodrum İstanbul’un bir ilçesi mi?​​​​​​​

Turgut’la tanışıklığımız İstanbul’dan.
Yıllar sonra yollarımız Bodrum’da yeniden kesişti.
İkimiz de artık Bodrum’da yaşıyor olmaktan çok mutluyuz.
Turgut üç, ben ise altı yıldır Bodrum’da yaşıyorum.
Bizi evlere hapseden salgın öncesi, zaman zaman Bitez’deki “Hey Joe” kafede buluşur sohbet ederdik.
Korona öncesi son buluşmamızda, “Bodrum çok pahalı” diye dedikodusunu yapmıştık. Kiraların yüksek olması, satılıkların el yakması ve meyve-sebze fiyatlarının büyük şehirlerden aşağı kalmadığından falan konuştuk.
Pazardaki fiyatlardan öyle şikayetçiydi ki dayanamayıp pazarcının birine, “Yahu, bu fiyatlar İstanbul fiyatları” demiş.
O da en doğru cevabı patlatıvermiş hemen, “Eee, Bodrum İstanbul’un bir ilçesi artık” diye.
“Haklıydı” dedi Turgut.
Yazın bütün İstanbul Bodrum’da.
Kim derdi ki bir gün korona adında bir terminatör gelecek ve dışa dönük Bodrum, içine kapanacak.
Beni Bodrum paklar
“Geri dönmeyi düşünüyor musun” diye sormuştum.
“Eskiden 60 yaş civarı insanlara bir ayağı çukurda diye bakardık. Halbuki artık 66-79 yaş orta yaş sayılıyor. Yani, orta yaş sayılmama bir iki yıl daha var. Artık ne ben İstanbul’a katlanabiliyorum ne de İstanbul bana. Aslında önce küçük bir kasabada bir kış geçirdim ve anladım ki, 60 yıllık İstanbul yaşantısından sonra beni ancak Bodrum paklar. Buranın havasını ve doğasını seviyorum. Denizi seviyorum. Cennet Bodrum’u seviyorum. Umarım kalan ömrümü burada tamamlarım” demişti.

Çok yönlü bir kişilik

Turgut Yasalar; yönetmen, senaryo yazarı ve sinema oyuncusu.
1994 yılında yazdığı film senaryosu “Sergüzeşt-i darbe-i hükümet” Kültür Bakanlığı tarafından en iyi senaryo ödülünü aldı.
1997 yılında yazdığı, “Leoparın Kuyruğu” film senaryosu ise, 35. Antalya Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülüne layık görüldü.

Bir keresinde, “Bodrum’da okumaya ve yazmaya daha fazla zaman ayırıyorum. Burada hayatımdan çalan zaman hırsızları yok” demişti.
Bu sözlerini ispatladı Turgut.

Bodrum’a geldikten sonra peş peşe iki çocuk kitabı kaleme aldı:
“Mutfak Cadısı Yemek Yapmayı Öğreniyor” ve “Mutfak Cadısı Yaz Tatili’nde.”
Her ikisi de İş Kültür’den çıktı.
Buraya geldikten sonra bir köpek sahiplendi.
Adı Koko.
“Konuşan Köpek Koko”nun maceralarının ilki yayınlandı, ikincisi şu anda resimleniyor, üçüncüsünün hikayesini de bitirdi.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na yetiştirecekti ama araya virüs engeli girdi.
“Ben Bir Dahiyim Ama İlk Filmimi Çekmedim” de, 14 yönetmen arkadaşının ilk filmlerini hangi güçlüklerle çektiğini hikaye etti. Turgut’un İstanbul’dan kaçmasının bir başka nedeni de trafik. Facebook’ta yazdığı hepimizin gülerek okuduğu minibüs maceralarını ise, “Müsait Bir Yerde İnecek Var” adı altında kitaplaştırdı.

Salgın günlerinde senaryo

Turgut’un en severek yazdığı kitap, “Barış Film Çekiyor.”
Çocuklar ve gençlere cep telefonuyla film çekmenin teorik bilgilerini veriyor, pratiğini de hikaye ediyor.
Kitap, çocuklar ve gençler için bir film yapma rehberi tadında.
Barış adlı bir genç, (Turgut’un yeğeninin adı) televizyonda cep telefonuyla çekilmiş bir film izler, sonra araştırır ki, cep telefonuyla çekilen pek çok film var; hatta festivalleri bile yapılıyor.
Kafasına koyar, o da böyle bir film çekecektir.
Ve bir gün bir mucize gerçekleşir.
Bir kadın yönetmenin kızına elle yazdığı bir defter bulur.
Defterde bir film çekiminin bütün safhaları anlatılmaktadır.
Senaryo nasıl yazılır, bir bir ekibi kimlerden kurulur, çekim ölçekleri, kamera hareketleri ve kurgu belli başlı konu başlıklarıdır. Arkadaşlarını toplar, fikrini açıklar. Herkes kabul eder. Bir senaryo yazar. Birlikte çekerler ve çektikleri film bir kısa film festivalinden ödülle döner. Çocuklarınızın ve hatta sizin, korona sebebiyle zorunlu olarak evde geçirdiğiniz şu günleri senaryo haline getirip, film karelerine taşımak isterseniz, bu kitaba bir göz atın derim. Kimbilir belki siz de bir festivalden ödülle dönersiniz.

Sağ olsun şu çöpçüler koronayı süpürmüşler

Bodrum’da geçtiğimiz cumartesi ve pazar günü belediye hoparlörlerinden müzik yayını yapıldı.
Zeki Müren’in billur sesinden, “Elbet bir gün buluşacağız”, Mazhar Alanson’dan, “Bodrum Bodrum”, Bate Bahadır Aksoy’dan, “Çökertme’den çıktımda Halil’im” birkaç örnek. Konuştuğum herkes yapılan yayından çok memnun olduğunu söyledi.
Müziği duyduklarında hemen hemen hepsi o an yaptıkları işi bırakıp nağmelere eşlik etmiş.
İçimize su serpildi sanki dediler.
Öte yandan yine geçtiğimiz hafta sonu, Bodrum Belediyesi ekiplerinin hem mesai arkadaşlarına moral vermek hem de yurt genelinde çalışmalarını sürdüren temizlik görevlilerine destek olmak için hazırladığı klip, sosyal medyada paylaşıldı.
Klipte, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli tarafından oluşturulan orkestra, Erkin Koray’ın “Çöpçüler” şarkısını seslendirdi.
Sağ olsun şu çöpçüler koronayı süpürmüşler.

Yorum