​​​​​​​Cevat Şakir Kabaağaçlı

Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum ile özdeşleşen ünlü edebiyatçı.Ne Bodrum Cevat Şakir’siz ne de Cevat Şakir Bodrum’suz anılabilir.Tıpki St.Petersburg’un Dostoyevski’siz,Londra’nın Dickens’sız ya da Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara’sız anılamayacağı gibi.

“Yokuşbaşı’na geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin.
Senden öncekiler de böyleydiler.Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler”

Bunlar Cevat Şakir’in dizeleri.Bodrum’un girişinde, Nam-ı diğer “Halikarnas Balıkçısı” kocaman bir “Merhaba” ile karşılar misafirleri.

Başlangıçta sürgüne gönderildiği Bodrum’u zaman içerisinde hedeflerini gerçekleştirdiği büyük ve verimli bir bahçeye dönüştürmüş.

Yazı yazmış, koyları keşfetmiş, bitkilerle ilgilenmiş, balıkçılık yapmış ve bazen günlerce maviliklerde kaybolmuş.

Mor, beyaz, kırmızı,pembe renkleriyle gönüllere taht kuran begonviller, bahara göz kırpan sarı mimozalar, zümrüt fıskiyeler gibi palmiyeler ve daha niceleri, bunların hepsi ünlü edebiyatçının Bodrum’a armağanı.

Mimozalı kızlar
Mimozaların gelişinin en az kendileri kadar güzel bir hikayesi var.Cevat Şakir, ünlü Fransız yazar Prosper Merimee’nin ilk romanı “Carmen”i Türkçeye çevirirken, esmer İspanyol kızlarının saçlarına küçük mimoza demetleri taktığını okur ve “Neden benim Bodrum”lu kızlarım da saçlarına mimoza demetleri takmasınlar” diye düşünür.Paris’ten tohumları getirir, onları bulabildiği her yere, rastgele eker.Bir süre sonra her yeri mimoza sarar.Bir gün,bir düğün alayında Bodrum’lu kızların saçlarına mimozalar taktığını görünce de sevincinden havalara uçar.

O yıllardaki Bodrum’u güzelleştirme isteğini de “Oraları zaten cennetti; ama on kat daha cennet yapmazsam adam değilim” şeklinde dillendirmiş.

Kendisine takma isim olarak kentin antik dönemine ait ismini “Halikarnas’ı” seçecek kadar Bodrum sevdalısı Cevat Şakir.

Olcay hanımın vedası.
13 Ekim, Mavi yolculuğun babası olarak da bilinen “Halikarnas Balıkçısı’nın” 46. Ölüm yıldönümüydü. Bodrum belediyesinin destekleriyle düzenlenen etkinliklerle anıldı.

Bu hafta ki yazımı Cevat Şakir’e ayıracağımı geçen haftadan belirlemiştim. Çeşitli yayınlardan okumalar yaparken, bir başka Bodrum sevdalısı Olcay Akkent’in blogunda, Cevat Şakir’in “mavi sürgün” kitabından derlediği bir yazı çıktı karşıma.Kendisini tanıyan bir arkadaşımdan telefon numarasını aldım ve hemen aradım ama cevap alamadım.Tanımadığı numaraları açmıyor herhalde düşüncesiyle mesaj yolladım.Cevap yok. Ertesi sabah tekrar aradım ve yine ulaşamadım.Aynı gün öğleden sonra, Olcay hanımın telefon numarasını veren arkadaşım Necmi Cavlı'dan bir mesaj geldi.

“ Bir süredir çeşitli hastalıklarla mücadele eden Olcay hanımefendi, bu sabah 92 yaşında hayata gözlerini yumdu “

Yaşadığım şoku size anlatamam.Tanışma fırsatı bulamadığım bir hanımefendinin vedası beni çok üzdü. ”Bu hayatta hiçbir şey tesadüf değil, mutlaka bir sebebi vardır” felsefisinden yola çıkarak, izninizle sizleri Olcay hanım’ın yazısıyla baş başa bırakmak istiyorum

25 kuruşluk kira

Cevat Şakir, bir akşam vakti, jandarmalar eşliğinde, sürgün olarak gelir Bodrum’a.Milas’tan Bodrum’a kadar yürümüştür.Aslında jandarmalara, postacıya ve diğer yolculara verildiği gibi ona da at verilmiştir.Ama at eyersizdir.Bozuk yolda eyersiz at üzerinde gitmek zor gelir. Attan iner.Saatler sonra yokuş başına varırlar ve Bodrum görünür. Jandarmalar “ “Şehre ve Hükümet Dairesine geliyoruz.Böyle yayan gitmek olmaz, atın üstünde dik oturarak şanla girmek gerek” derler ve Cevat Şakir’i zorla ata bindirirler.

Kaymakam, Vali Bey’in emriyle şehir hudutları içinde serbest kalacağının müjdesini verir.

Bu haber üzerine çok sevinmesi gerekirken, yorgunluktan yere çöküverir ve ağzından zayıf bir sesle “teşekkür ederim” çıkar.

Kaymakama bir ev kiralamak istediğini söyler.

Kaymakam, ”deniz kıyısında bir ev varmış gidip görelim” der.

Bodrum’un dar sokaklarından geçerek evin önüne gelirler.Evin sahibi de gelir.Kaymakamla ev sahibi birbirlerinin kulağına bir şeyler söyler. Cevat Şakir merakla bekler.Sonunda,Kaymakam, Cevat Şakir’e döner, ciddi bir yüzle “kirası yirmibeş” der. Cevat Şakir “yirmi beş lira” gibi anlar. Cebinde yirmi yedi-yirmi sekiz lira kadar para vardır.Ama o kadar yorgundur ki, yatıp uyumaktan başka bir şey düşünmediği için, yirmibeş lirayı hemen verir.Kaymakam “Cevat bey, kira yirmi beş kuruş” der.

Kutu gibi beyaz badanalı evin sokağa açılan kapısından avluya girer.Sokak kapısının tam karşısında, bir kapı daha vardır. Kapıyı açar. denizi görür.Çocukluğundan beri ilk defa hıçkıra hıçkıra ağlar.

İşin özü : İstiklal Mahkemeleri’nin hem Bodrum’a hem de Türk edebiyatına hediyesidir Halikarnas Balıkçısı.

Not: Sevgili Olcay hanım, umarım gittiğiniz yerde huzur içinde olursunuz ve yine umarım ki Halikarnas Balıkçısı ile Bodrum’u yad etme fırsatını da bulursunuz.

 

Yorum