Yasaklarla Yaşamak!

Ben “yasak” kelimesiyle en çok bu memlekette karşılaştım, belki de hep vardı ama aklım başımda ilk kez bu kadar tek kalınca daha çok tanışma imkânı buldum bu yasaklarla!

Saymaya kalksam bitiremem, hepsinin de kendi içinde sebepleri (veya kılıfları mı desek daha olur bilemedim?) var.

Örneğin, çok yakın geçmişte, Mart ayında İstanbul Valiliği Tiyatrolar Günü yürüyüşünü yasaklamıştı. Nasıl bir zararı olabilirdi ki biraraya gelmiş bir sürü sanat insanının? Ya da nasıl bir kötülükleri dokunabilirdi ki çevreye böylesi bir yasak uygun görülmüştü? Tamam, şu ülkeye döndüğümden beri son 8 senede artık alışmam gerekirdi ama her yeni yasakta sorgulamadan da edemiyorum, bununla da ilgili gerekçeyi hemen söyleyeyim; güvenlik sorunu yaratılabilirmişmiş, esnafı rahatsız ederlermişmiş falan filan, yani saçma! Aynı dönemlerde seçim sebebiyle yapılmayan kalmıyor, bangır bangır arabalarınla sokak sokak gezip kimseyi rahatsız etmiyorsun da, iki adımlık yürüyüş ve bir araya gelecek bir sürü aydın insan mı korkuttu seni? Ah pardon tam da öyleydi doğru, nasıl da unutmuşum aslında bazılarının kelimelerden oluşan doğru cümlelerden korktuğunu…

 

Neyse ne diyorduk? “Yasaklar”, yukarıdaki aklıma gelen yakın bir örnekti, bilirsiniz konuları dağıtmak üzerine üstüme yok ama ben hemen dünkü bir yasağa değinmeyi çok isterim! LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks) Onur Yürüyüşü, Dünya`da 1970`lerden bu yana yapılan ancak Türkiye`ye 2003 yıllarında başlanabilmiş bir yürüyüş, tabi başlanabilmiş derken bir sürü engele takılarak yapılmaya çalışılmış ve son 4-5 senedir ise türlü gerekçelerle yasaklar konularak izin verilmemiştir. Bu sene de o yasaklı senelerden biri oldu aslında, başta İstanbul olmak üzere Antalya, İzmir gibi şehirlerde de bu kutlamalara yasaklar getirilmiş. Hâlbuki bu yasağı da tam anlayamadım, ne olur varsa biri çıksın desin? İnsanlar sadece yürümek, kendilerine özel kılınmış günlerini kutlamak istediler o kadar! Ne var bunda? Biri nasıl Ramazan bayramını kutluyorsa, öteki nasıl Noel’ini kutluyorsa ya da beriki nasıl başkaca bayramlarını kutluyor ve/veya bazı özel günlerini anıyorsa bizim birde çevremizde aslında senden benden farkı olmayan ve kendi tercihleriyle yaşayan, sonra bu tercihleri bazı kafalarca dışlandığı için kendini sürekli kabul ettirmek durumunda kalan bireyler var, onlar da LGBTİ. Maalesef hala aramızda bunu özgürce yaşayamayan ve sürekli ailesinden, okulundan, çevresinden, çalışma arkadaşlarından gizleyerek yaşamak durumunda kalanlar var, böyle hayatlarla tanıştım... Bir düşünsenize, sürekli toplum baskısı veya “ahlaki değerler” çatısı altında özgürlüklerin kısıtlanıyor, üstelik özgür olmak istediğin şey ise “aşk”… Kim böylesi güzel bir duyguyu kısıtlama hakkını kendinde bulabilir ki? Nasıl ötekileştirebilirsin hiç çekinmeden?

Buna benzer bir yürüyüşe Sydney sokaklarında denk gelmiş ve merakımdan katılmıştım, belki bundan yaklaşık 12 sene önce (hatırlamıyorum) ama ilkti benim için. Aynı Taksim gibi kalabalık şehrin tam göbeğindeki ana caddeler trafiğe kapanmış ve adeta bir bayram havasında hazırlıklar yapılmış, o coşkulu anlar bekleniyordu. Sokaklar rengârenk, herkes rengârenk sonra herkes mutlu ve etrafta sadece bilinen sebeplerden ötürü (alkol, kavga vs) polisler var ama yok gibiler. Öylece kalabalığın arasına karışıp onları izledim, kimse kimseyi yargılamıyor, dışlamıyor, nefretle bakmıyor… Ben sadece bir kutlamanın parçası oldum ve hepimizin aslında farklı olmadığını, sadece seçtiğimiz din gibi, tercih ettiğimiz hayat gibi, edindiğimiz giyim tarzı gibi bunun da bir tercihten ibaret olduğunu ve nasıl ki diğerlerine kimsenin karışmaya hakkı yok ise, bu özgürlükte bir o kadar kimseye karışma hakkını vermiyor, bu evladın da olsa…

Memleketimde bu konuya dair destek var, sarf edilen cümleler çok fazla, yazılan çizilen zaten lebi derya… Ama bizim aynı zamanda bazı pas tutmuş ve siyaha dönmüş beyinleri renklendirmemiz, gerekiyor; kırmızıyla hayatı, turuncuyla şifayı, sarıyla güneşi, yeşiliyle doğayı, maviyle huzuru ve moruyla ruhu sevdirmeli önce, kısacası katedilecek çok yol var biliyorum ama olsun her şey bu şehirden başlayarak çok güzel olmaya doğru gidiyor bile…

Aşkı özür bırak, bildiği gibi yaşasın…

Şehrimden sevgiler…

Yorum