Hayırlara Vesile

Son yıllarda ülkemizde, “köşeyi dön de nasıl dönersen dön” mantığı giderek ağırlık kazandı. Özellikle 18-48 yaş aralığındaki gençlerde. Çalışacak güce sahip bu gençlerimiz, iş de beğenmiyor. Ancak köşe dönme gayreti içindeler… Bu gidişat, hayırlara vesile olur inşallah! Gençlerimizin beğenmediği işlerde, sosyal güvencesi olmayan yabancı uyruklu işçiler çalışıyor. Eskilerin deyimi ile “Atı alan Üsküdar’ı geçiyor.” Böyle iş beğenmeyip çalışmayanlara da kimse acımıyor: “Alta kalanın canı çıksın!” deniliyor. Komşusunun durumu hiç kimsenin umurunda değil.

Köşe dön, altta kalanın canı çıksın düşünce biçimi, ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirdi. Toplum düzeni köklerinden çürüyor… Çalışmayan üretmeyen halkımızın, alım gücünde sürekli bir şekilde düşme var, insanlarımız geçim sıkıntısı içinde. TÜİK verilerine göre işsizlik hat safhada, herkesin derdi, aş ve iş. Hiçbir kimse altta kalıp çiğnenmek istemiyor. Ancak birde bizim gençlerin davranış biçimine bakmamız gerekmez mi? Nasıl bir eğitim veriliyor, rol model olan liderler nasıl davrandılar ki bu hale gelindi?

Özel sohbetlerde herkesin merak ettiği bir şey vardı; “31 Mart 2019 mahalli seçimden beklentimiz ne, hayırlara vesile olur inşallah?” diye. Her kişi kendince, içinden geldiği gibi cevap vermeye çalışıyordu. Zannedersin ki gözümüzü yumunca bütün her şey, otomobil cam sileceğinin araba camını sildiği gibi silip, yeni bir günde yeni bir yılda her şey yeniden oluşacak… Hâlbuki biz ne istersek o olur. Bu olanları da illa da kadere bağlamak bir tesellidir. Çünkü Allah bize bir akıl vermiş, Cüzzi irade vermiş, aklımızla düşünüp irademizle gerçekleştirelim diye. Eğer aklimizi kullanmıyorsak, irademiz ile karar vermiyorsak, suçu da başkalarında arama hakkımız yoktur. Yani ne yaparsak onunda karşılığını alıyoruz. Bir Atasözümüz der ki; “Ne ekersek onu biçersin.” Bütün her şey irademizdedir…

Eski idarecilerimiz yerli malı kullanmaya bizleri teşvik ederlerdi, hayırlara vesile olur derlerdi. Şimdi ki liderler ise, elde ne varsa satıp savma gayretinde. Tarım, hayvancılık teşvik edilirdi. Şimdi bunların hiç biri yapılmıyor. Elin memleketlerinden canlı hayvan ve tarım ürünleri getirtiliyor. Zannedersin ki bu memlekette üretilemez. Yerli çiftçimiz, hayvancılığımızı teşvik edilmiyor. KOSGEP vasıtası ile teşvik ediliyormuş gibi lanse ediliyor. Girişimci KOSGEP’ten destek alana kadar. Anlının derisi çatlıyor. Derler ya, “Göle su gelene kadar, kurbağanın gözü pörtlüyor.” Tarlalarımız, çayırlarımız, meralarımız boş. Köyler mahalle oldu. Sanayici vasıfsız ucuz işçi bulsun diye tarımdan hayvancılıktan kopan köylü, şehirlere gitmeye yönlendirildi. Şehirlerde işsizlik arttı. Peki, kabahat kimde? Kabahati başkalarında aramaya devam ediyoruz. Anadolu’nun her tarafından insanları kentlerin varoşlarına toplayıp, kentlerin nüfusunu artırmak kadar yanlış ne olabilir ki?

Ülkemizde alın teri, el emeğiyle kazancın kutsallığı, çoluğuna çocuğuna yedireceğin en tatlı yiyeceğin alın teriyle kazançtan sağlandığında en tatlı yiyecek olduğu bilinci verilmelidir. “Köşeyi dön de nasıl dönersen dön” düşünce biçiminin yanlış olduğu öğretilmeli. Ahlaksızlara, hırsızlara, yalancılara, vatandaşına ikiyüzlülük yapanlara halkımızın izin vermemesi gerekir…

Çalışmak ibadettir düşünce doğrultusunda aklını kullanıp, el emeği ve alın teriyle kazanılan kazanç kutsaldır. İşsizliğin önlenmesi ve üretimin artması için, yerli malı üretimi desteklenmeli. Yeni iş sahaları açmak teşvik edilmeli. Köylerimizin, kasabalarımızın mamur edilmesi gerekir. Üretilen ürünler alım garantili olmalı. Köylere, kasabalara dönme teşvik edilmeli.

Yorum