Muasır Milletler Seviyesi

Bir ülkenin başarıları şansa ya da rastlantılara bağlı değildir. Kalkınıp ileri gitmiş ülkenin vatandaşları, yalandan dolandırıcılıktan uzak durup, dürüstçe, planlı ve gayretli çabalarıyla çalışarak kendileri elde etmiştir. Hayatımızda, yaptığımız ve yapacağımız her şey bizi bir hedefe götürür. Bir amaca hizmet etmek ve o amaca ulaşmak için öncelikle yalandan dolandırıcılıktan uzak durup, dürüst olmamız ve dürüstlükten asla ödün vermememiz gerekir. Amacını gerçekleştirmeye kararlı lider, her seçimini her hareketini ve yaptığı her değerlendirmenin ortak yarara hizmet etmesini sağlamak amacı ile muasır milletlerin kabul ettiği ahlaki değerlerden şaşmayacak bir şekilde hareket etmeli. Gerçek liderliğin hamurunda, özünde dürüstlük bulunur. Dürüstlük olmadığında yapılan işlerde anlam bulmak, elde edilen sonuçlardan hoşnut olmak imkânsızdır. Dürüstlük eksik olduğunda her şey parça parça olur.

Dürüstlük de insanlarda öğrenilen bir özelliktir. Bu özellik yaşam içinde oluşturulur ve bu sürecin hiçbir zaman sonu gelmez. Hatta hayat boyu devam eder… Yaşamın hiçbir noktasında “tamam dürüstlüğe ulaştım” denilemez. İyi bir insan olarak dünyaya gelinir ama yetiştiğiniz çevre sizi daha iyiye ya da daha kötüye yönlendirir! Topluma örnek olma açısından liderin, sağlam bir kişilik oluşturma ve dürüst olma konusunda büyük bir sorumluluğu vardır. Bu nedenle, çok çalışarak kariyer basamaklarını tırmanabilir ama dürüstlükten zaafa uğrayıp hırsızlarınızın kurbanı olabilirsiniz. Bu oyuna gelmemek için doğruyu yüzümüze söyleyecek gerçek dostlara ihtiyacınız vardır. Gerçek dostumuz yoksa vay halimize!

Karşımızda statü, güç sahibi ve beğenilen, takdir edilen çok başarılı insanlar var. Sanki her şeye sahip görünüyorlar; özel yaşamları harika, eşleri ve aileleri onları destekliyor; profesyonel kariyerleri de başarılı ve ilginç. Bütün bunları düşündüğümüzde görünüyor ki, her şeye birden sahip olabileceğinizi inandığınız zaman sahip olduklarınızla asla tatmin olamazsınız. Her kazancın bir bedeli vardır. Bir şeyi seçtiğiniz zaman başka bir şeyden vazgeçeriz. Unutmamız gerekir; her şeye aynı anda sahip olunamaz. Yaptığımız her seçimin bir bedeli olduğunu anlayamazsak, sonumuz çok fena olur… Seçimlerimizi çok tartarak yapmalıyız!

Devletler ve milletler yetiştirdikleri büyük kişiler sayesinde büyük olurlar. Bir devleti idare eden kadro, ahlak, inanç, azim, feraset, cesaret, milli şuur, sabır, kararlılık, yenilmezlik ve yüksek ülkü açısından iyi yetiştirilmişse idare sanatını iyi biliyorsa şüphesiz o devlet güçlü ve itibarlı olur. Medeni dünyada yerini alır. Bir devletin yönetim kadrosu zaafa uğrayıp kendi menfaatini ön planda tutuyorsa vah o devletin haline!

Milli şuurdan yoksun ülküsü olmayan kalitesiz, karaktersiz, ehliyetsiz ve liyakatsiz insanlar iş başına geliyorsa; devletin askeri gücü zayıflatılıp yetersiz kılınmışsa, millet manen çökük, kendine güveni silinmiş, yabancı kültür ve idareciler millete musallat olmuş, kimse kendine kendi ailesine, akraba ve komşusuna ve diğer insanlara güvenmiyorsa; ekonomisi çıkmazda, halkı iş ve aş derdindeyse, bu milleti imha etmek için her şart hazırlanmış demektir. Bu durumda düşmanlardan beklenecek hamle, o devleti bölüp parçalanması için, fitne ve fesadı körükleyip, iç savaş çıkarmak…

Peki, ne yapılmalı? Bütün iyi ve kötü yanları ile 81 milyon vatandaş olarak hepimiz biriz, bir bütünüz. Bütünleyici olunmalı, Türk milletini bir bütün olarak sevmeli. Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı sıfatının, ismimizin başına gelebilecek en onurlu sıfat saymalıyız. Ülkemizi muasır milletler seviyesine taşımak için, inancımızı ve bilincimizi yitirmemeliyiz. Bütün umudunu bağladığın ve inandığın şeylerin, birer, birer yıkılmak istendiğini gördüğünde, buna tek başına olsan da direnebilmeliyiz. Ülkenin ekonomik durumu perişan edilmiş ve iç barış bozulmuş olduğunda, ülkenin kurtarılabileceğine hiç kimse inanmazken bile, biz inanıp, güvenip ve çalışmalıyız. Yaptığımız atılım ve girişimlerin sonuçsuz kaldığını gördüğümüzde bile kendimizi umutsuzluğa, karamsarlığa kaptırmayıp, yeni atılım ve girişimler yapmalıyız. Yaptığımız ve yapacağımız her şeyin yaşantımızdaki her türlü inanç ve düşünce sahibi kimselerle dostluk edebilirsek, tartışabilir ve onların katı yargılarını bile hoş görebilir ve yine de bizim inanç ve düşüncelerimizde bir sarsıntı olmazsa, inan ki bu ülke ilelebet payidar kalacaktır…

Yorum