BİRİKMELİSİN BİRİKTİRDİKLERİNİN HAYATLARINDA…

“İyi dostlar biriktirin, herkesten zengin olursunuz.” İnsan hayatında ne önemlidir, hayatına sığdırdığı kişiler, hayatını, anılarını, acılarını, sevinçlerini paylaştığı insanlar. 

Gerçekten bir gülümseme belirdi yüzümde. Ne değerli şeyler yaşıyoruz aslında. İnsanların bir arada olması, birşeyler paylaşıyor olması ne kadar değerli. Belki insan biraz daha büyüyünce daha net anlıyor bunu. “Eğer zayıf noktanız, insanlara dostluk göstermenizse, siz dünyanın en güçlü insanısınız.” der Abraham Lincoln 

Hayatımda biriktirdiğim insanları düşününce kendimi daha cesur, daha güvende hissettim. Yalnız olmadığım ve hayatı paylaştığım için bir kez daha şükrettim. Yine yalnız ve sadece kendi için yaşayan insanları anlayamadım. Onlar için kalplerinde yer açabilmeleri için dua ettim. Çünkü bu duygunun ne kadar mutlu ettiğini, ne kadar huzurlu hissettirdiğini herkes hissedebilsin istedim. 

Dostluklar nasıl oluşuyor?
Unuttuk.
Hızlı hayat dostluk duygusunu aklımızdan aldı.
Yüreğimizden çaldı.

Eskiden yeni biri taşınınca bir “hayırlı olsun”a gidilirdi. Apartman toplantıları aile toplantıları gibi olurdu. İnsanlar arasında bir saygı vardı, bir güler yüz vardı. Bilmiyorum belki de ben öyle gördüm. Şimdi hala öyle mi merak ediyorum. Komşuluk, dostluk kısacası insan biriktirmek, hayatını onun değerini bilen ve özellikle birilerinin hayatına değer vererek geçirmek ve tüm bunları karşılık beklemeden yapıyor olmak gerçekten çok anlamlı ve değerliymiş. Bunu daha küçük yaşlarımda çok anlamazdım ama şimdi durduğum yerde yanımdakilere bakınca bunu daha iyi anlıyorum. 

Selam vermek, bir güler yüz göstermek belki de hayatınızdaki en değerli insanı size getirecek. Belki de hayatınızın ne kadar değerli olduğunu anlayacaksınız, kim bilir… Seneler içinde şunu da öğrendim; herkes herkese iyi gelmez, zarar verdiğini düşünüyorsan eğer, dostluğun kadar dostluk göremiyorsan, yavaş yavaş çekilmelisin o ilişkiden. Çünkü insan biriktirmek tek taraflı olmaz, biriktirdiğin kadar birikmelisin biriktirdiklerinin hayatlarında. 

Bir ailenin içine doğarız önce orada sosyalleşiriz, bir de sonradan hayatımıza kendi seçimimizle dahil ettiğimiz insanlar vardır. Bazen ailenden bile yakın olur, ailenin anlayamadıklarını onla bakışınla anlar hani. Onlar sayesinde görmediklerimizi görür, bilmediklerimizi öğrenir, kısacası baktığımız gözlükten başka şekilde bakarız, isteye, seve. Gezmeden de görmüş oluruz, okumadan da bilmiş oluruz, yaşamadan da deneyimlemiş oluruz. Biri adına mutlu oluruz, biri adına endişeleniriz… Bunlar bir şey katar bize, işte zenginlik gerçekten bu. 

Birileri için kendi hayatımızda yer  öğreniriz, ayaklarımızı uzatıp yatmak yerine ayak tabanlarımız ağrıyana kadar yürümeyi öğreniriz, saatlerce uykusuz kalsak bile birinin derdini çözebilmek için geceleri sabah ederiz, uzun uzun yollar kat ederiz. Ve döner, sonunda yorulmakta olsa, bir güzel an için, birilerine iyi gelebilmek, biri ile hayatının bir anını paylaşabilmek için tüm bunları nasıl yapabildiğine hayret eder, sonra da şükrederiz. 

Sokrates’e öğrencileri sormuş:
Dostluk nedir?
Sokrates de onlara su yanıtı vermiş;
Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır. Kimi insan atları olsun ister, kimi insan kopekleri… Kimisi altını, kimisi de sanı şerefi; bense bir dostum olsun isterim…

İnsan biriktiren yaratık… Şan şöhret biriktiriyor…
Süper zenginse Bodrum’da villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor.
Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor.
Gençse plak, kaset, CD biriktiriyor.
Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor.
Alimse kitap biriktiriyor.
Cahilse kin biriktiriyor…
Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor?

Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş. Bir adam gelmiş.
Hocam demiş!
Eşeğimi yitirdim…
Hoca da adama; Su namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız demiş.
Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş içinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konuşmamış, dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış ve komşunun kızına kem gözle baktı diye dost bildiği arkadaşını arkadaşlıktan silmiş biri var mı? diye sormuş. 
Arka sıralarda saf tutmuş, sümsük tipli biri parmağını kaldırıp, Ben varım Hocam, demiş.
Hoca eşeğini yitiren adama dönmüş,
Al bu adamı git, bundan büyük eşek olur mu? Yitirdiğin eşeğin yerine kullanırsın demiş.
Dostun yoksa… Eşekten farkın ne?
Evet, kabul ediyorum, insan birçok kişiyle beraber mükemmel dost olamaz, tıpkı ayni zamanda birçok kişiye aşık olamayacağı gibi…

“Güzel hayat isteyen, Güzel insanlar biriktirsin.”

Cemal Süreyya, bazı insanlar dosttan öte aile gibi olur der.  

Şöyle dönüp düşündüğüm zaman bir film şeridi gibi geçiyor her an hafızamdan. Birimizin sevinci hepimizin sevinci, birimizin üzüntüsü hepimizin üzüntüsü oldu. Aşamadıklarımızı birlikte aştık, bilmediklerimizi birlikte öğrendik. 
Ben önce insan biriktirmeye başladım. Baktım ki biriktirdiklerimin hayatında dost oluvermişim. 
Darısı Başınıza…

Yorum