BAKSANA YANLIZLIĞA ÇÖZÜM BULMUŞLAR!

Önce şunu sormak lazım, “yalnızlık” çözülmesi gereken bir şey mi? Bir de “yalnızlık” sadece erkek isen yanında bir kadın, kadın isen yanında bir erkek veya hem cinslerine ilgi duyuyorsan hem cinslerinin olması mı demek? Bu olunca çözdük mü yani?

Tamamen “insansız” kalmak kişinin kendi seçimidir ve buna bir çözüm gerekmez bence ve dahası o kişi de belki yaşadıklarının neticesinde çözümü “yalnız” kalmayı isteyerek bulmuş olabilir.

Neyse, nereden geldik şimdi bu konuya diye merak ediyorsunuz biliyorum, ancak bu sabah gazetede çok ilginç bir habere rastladım – belki de çok normal ama bana ilginç gelmiş olabilir- haber kısaca şunu anlatıyor; evinde ve/veya huzurevinde yaşamakta olan yaşlıların yalnızlıktan bunalmaları sebebiyle robot kedi – köpek verilmiş! Bahsi geçen ülke ise muhtemelen refah seviyesi en yüksek ülkelerden biri olan İsveç! Neymiş efendim gerçek kedi-köpek bakımı zor olacağından robot yapmışlar ve de harika geri bildirimler de alıyorlarmış ihtiyarlardan…

Bir Türk olarak haliyle bu haberi şok içinde okudum, bir kere bizde bu robot satmaz hocam gelse de tüm hayvan sever dernekler linç ederler üreticiyi, daha biz sokaktaki hayvana bakamazken robotla nasıl ilgileneceğiz Allah aşkına! Bir de bırak robot kediyi köpeği bence bizde bu “altın gün” kültürü varken zaten yalnız yaşlı bulmak çok zor, belki genç – yalnız grubu daha fazla bile olabilir…

Aslında robotla, bugünkü gelişen ve ayak uydurmaya çalıştığımız teknolojiyle nasıl da yalnızlaşıyoruz farkında değiliz. Bir cihazın içinde yaşar buluşuyoruz kendimizi, o cihaz ve gerçek arasında sıkışıp farklı dünyalar yaşayanlar da var biliyorum. Mesela orada (sosyal net alanda) acayip sosyal bir yaşantısı var”mış” gibi davranıp esasında sokakta veya günlük hayatında selam vermeyi bilmeyenler tayfası var. Şükür onlardan değilim, ne görüyorsan o benimki (sosyal medyayı pek bir seviyorum da). Hadi bizim kuşak ve yukarısı bunları sonradan keşfetti, yani bunula doğmadık bu yüzden her bir mecrada aktif değiliz, hangisi hoşumuza giderse oralarda takılıp mutlu oluyoruz ve yetiyor çünkü biliyoruz ki aslında dışarda da bir hayat var! Ama bunlarla doğanlara ne diyeceksin? Çocuk daha 0 -3 yaş arası ve i-pad ile yemek yiyebiliyor, i-pad varsa annenin dediği oluyor, sabah onunla uyanıyor ve onunla yatıyor. “Pepe” videosu ile başlayan yolculuk instagram, facebook falan gibi yerlerde devam ediyor, daha neler var neler de biz ayak uyduramıyoruz (biz derken benim kuşakJ)… Bu velilere (çocuk olmayınca bana bilmiş bilmiş konuşmak kolay tabi) hep bunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum, çocuğun aslında “çocuk oyunlarını” tanıması gerektiğini ve arkadaş edinmesi gerektiğini haykırmaya çalışıyorum ve aldığım cevap “ seni de göreceğiz” , ben ise içimden “göreceksiniz bakın bu dediklerimin hepsini yapacağım”! Yahu çevir sokaktan veledin birini ve sor “ çocuğum top ile hangi oyunlar oynanır sokakta?” ancak futbol diyebilecektir (zira kültürel bir bilinirlik) ama bir de “telefonda hangi oyunları oynuyorsun çocuğum” diye sor bak neler anlatacak...

Robot kedi de köpekte, elimizdeki bu cihaz ve ona bizi bağlayan tümü unsurlar da aslında biraz biraz yalnızlaştırıyor hepimizi öyle değil mi? bence öyle!

O zaman kendin seçmediğin sürece; bir zahmet et de insanları ara, hal hatır sor, çocuk gördüğünde iş yaptırmak veya susturmak için eline telefonunu tutuşturmak yerine iki oyun öğret, kap kolundan tiyatroya götür ve bak bunu yap ki dünyası aydınlansın, çocuk her şeye görsel alışmasın biraz hayal kurdurt ona.

Ben çok şanslıydım, kardeşimle çok güzel hayaller kurardık, yarattığımız bir oyun dünyamız vardı bizim, sokakta misket bile oynamışlığımız var, saklambaç var mesela, istop en sevdiğim, beş taş oyunu kıymetlidir bende çünkü bana bunu rahmetli pamuk anneannem öğretmişti, yakan topu yani namı değer “ortada sıçan” ( o hep ben olurdum) yeri ayrıdır bende çünkü çocukluğumun en kalabalık en mutlu zamanıdır, sek sek ( Türkiye`de ilk tanıştığım oyun ve hala çizilmişini bir yerlerde görsem oynarım) ve daha neler neler…

Öte yandan Türkiye`deki dostlarım “Sokak mı var” diyecektir, ne diyeyim sen de haklısın hocam, ağaç ve yeşillik sevemeyen bir memleketiz…

Olsun sen gene de inadına bak, belki “onların” henüz göremedikleri bir yerler kalmıştır, koş çocuğunu buluştur orası her neresi ise, birileri gelip elinden almadan…

Şehrimden Sevgiler

Yorum