Yay Bak Farklılıklarımız Zenginliklerimiz

Dünyamızda bulunan canlı cansız her şey, yoğunlaşmış bir enerji taşır ve yayar. Bu enerji bizim bilincimizi ruhsal, zihinsel, duygusal ve bedensel bütünlüğümüzü etkiler. Negatif enerjiyi hayatımızdan temizlemeliyiz. Çünkü hayatın tekrarı olmaz biliyorsunuz, ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarımızı silebilmek. Önemli olan, karanlık içinde doğru yolu bulabilmektir. Bir köprüde durup suyun akışını seyretmişsinizdir. Aynı su, köprünün altından bir defa geçer.

En güzel köprü gönüller arası kurulandır. Bilinçli ve gerekli zamanda yani doğru yer doğru alışkanlıkları getirir. Söz sahibine aittir. Lakap takmak, küfür hoş değil, haklılık bu şekilde kazanılmaz, kazanılmamalı. Müslümanlar eline beline değil sadece diline de hâkim olmalı. Nasıl dönmek istiyorsan berzah âlemine öyle yaşamalı.

Ülkemizde yaşayan değişik partilere mensup kimi insanlarımızın ten rengi, ses tonu, fiziksel özellikleri, kültürel özellikleri, kimisinin dili(şivesi), dini inancı farklı olabilir. Bu farklı özellikler insanı insan yapan ayırt edici özellikler değildir. Bu ne­denle bu özellikler birimizi diğerimizden daha önemli ya da kıymetli yapmaz. Bir insana kültürü, dili(şivesi), dini inancı ya da ten rengi nedeniyle farklı davranmak, ötekileştirmektir, ay­rımcılıktır. Ayrımcılık, hem hukuki hem de ahlaki açıdan insan haklarına aykırıdır. Farklılıklarımız, birbirimizi tamamlayan zenginliklerimizdir. Herkesin hayat tarzına, düşüncesine, inancına, farklılığına ve varlığına saygı göstermek gerekir. Çünkü insan haklarının temel ilkelerinden biri de farklılıklara saygı göstermektir.

 

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği bir dünyada ülkeler, bireyler ve firmalar arası ilişkiler yoğunlaşmakta ve yeni boyutlara taşınmaktadır. Kısacası dünya; siyaset, ekonomi, kültür ve toplum yapıları bakımından yoğun bir etkileşimin içinde küresel bir köy haline gelmektedir. Küreselleşme sonucu, ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler daha yaygın hale gelmiştir. Ülkemizde ki insanların farklı kişiliğe sahip olması bir sürpriz değildir. Çünkü yaşanılan yerin coğrafi özellikleri ve iklim yapısı, insanların, yaşayış biçimlerini ve kültürlerini, kişiliklerini ve yaşam stillerini doğrudan etkilemekte ve şekillendirmektedir. Herhangi bir partiye mensup iktidar ve muhalefet partilileri sürekli birbiriyle irtibat halinde olmalı. Eğer değişik partililer birbirleriyle irtibatı keserlerse bu gettolaşmaya götürür. Yani gettolaşıp hapsolur boğuluruz…

Kültür, toplumları ve toplumları oluşturan bireyleri etkilediği gibi, kültürün liderlik üzerinde de büyük etkisi vardır. Kültürlerin sahip oldukları farklı bilgi, inanç, değer ve tutumlar bireysel bağlamda davranış, fikir ve düşüncelere yansıdığı gibi, örgütsel ortamlarda da sistem, süreç ve yaklaşımları etkilemektedir. Bunun sonucu olarak; bireysel bağlamda davranışlar, fikir, düşünce ve bakış açıları, kültürden kültüre farklılık gösterdiği gibi, örgütsel bağlamda da sistem, süreç ve yaklaşımlar kültürlere göre değişiklik göstermektedir. Kültür ve kültürel farklılıkların liderlik bağlamında etki ve sonuçlarını anlayan ülkeler, çağın gerekleri doğrultusunda ilgili vatandaşlarını yönlendirip motive edecekler ve örgütse amaçlara daha etkin bir şekilde ulaşabileceklerdir. Liderler, ülkelerinde bulunan enerjiyi belirleyerek bunu potansiyel bir enerjiye dönüştürmelidirler. Yönetim; belirli amaçlara ulaşmak için, eldeki tüm kaynakları birbiriyle uyumlu, verimli ve etkin kullanabilecek kararlar alma ve uygulama sanatı ve bilimidir.

Adalet ve eşitlik ülkemiz insanının birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yaşamasının en temel değerlerinden biridir. Bir toplumda haksızlığın önlenebilmesi için o toplumda eşitlik ve adaletin sağlanması gerekir. Bu nedenle hem bireyler hem de yasalar adil olmalıdır. Böylece dünyamızdaki toplumsal düzen adil olur. Adil bir toplumda birlikte yaşama arzusu güçlenir, birlik ve beraberlik sağlanır. Adaletin ve eşitliğin sağlanmadığı durumlarda insan hak ve özgürlükleri çiğnenir ve düzen bozulur. İnsanlar arasında güvensizlik ve huzursuzluk meydana gelir. İnsanların bir birine olan bağlılığı ve güveni azalır ve mutsuz olurlar. Adalet ve eşitliğin sağlandığı durumlarda insanlar arasında güven, birlik, beraberlik, dayanışma olur. O hâlde öncelikle aileden, okuldan ve yakın çevremizden başlamak üzere yaşamımızda adalet ve eşitliğe uygun davranışlar sergilemeliyiz. Ancak bu yolla mutlu olabilir, karşılıklı güven ve barış içinde yaşayabiliriz.

Yorum