BULUTLAR

Sevgili Dostlar sizlere bulutların arasından geçtiğim sıralarda yazmaya başladım, aslında bunu daha önce bir kez daha deneyimlemiştim hatırlıyorum, en sevdiğim şehir ile yaşadığım şehir arasında bir yerlerdeydim o zamanlar, Bodrum – İstanbul arası bir yerdeydi, biraz daha zorlasam tam yerini de söylerdim. Bugün ise sadece camdan dışarı baktım ve nereden geçtiğimi, dünya üzerinde tam olarak nerelerde olduğumu merak etmeden baktım. Sadece bembeyaz bulutların arasından geçebilme mucizesine tanıklık ederek bununla mutlu olarak geçtim. Hava ayrıldığım ülkede kapalı ve bulutluydu ama gökyüzüne yükseldiğimiz anda bulutlar adeta bize “hoş geldin” dercesine daha da beyaz oldu, güneşin o hafif ışıltısının bile aralarından süzülmesine izin vererek bir görsel şölen yaşattılar bize!

Aslında gördüğüm bu harika manzara hayatın tam olarak kendisiydi ki! Öyle değil mi? ben sadece bugün o kadar şanslıydım ki hayata, hayatıma biraz daha tepeden bakabildim, içinde her zaman nefes alıp verdiğim, sizlerle, onlarla, şunlarla, herkesle paylaştığım yeryüzüne biraz daha tepeden baktım ve “güzelmiş” dedim, şükür ettim!

Bazen bu güzelliğin içinde koştururken öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi dakikalar, saatler, günler, aylar ve hatta yıllar nasıl geçmiş anlamıyoruz bile. Kendinize bir dönüp sorsanıza (ben sordum) , bence her birimiz sene sonunda şunu diyoruz “yahu yıl hangi ara bitti, bana mı öyle geldi? “ diyoruz ve bunu abartısız her sene diyoruz, ben diyorum. Çok koşuyoruz çok ve bu hızda ilerlerken en çok önümüze çıkan engellere, bizi üzenlere, gidenlere, kırıldıklarımıza filan takılıyoruz, takıla takıla ruhumuzu eskitiyoruz! Niye? Vallahi ben de bilmiyorum doğrusu ama şuan, hem de bu dakika biliyorum ki içinde nefes nefese kalarak koşturduğum hayatımın içinde dönüp arada bulutlara da bakmam gerekiyor, nefes alırken sadece nefes alabiliyor olmayı düşünerek bakmayı…

Diyeceksiniz ki “kızım hayat sana güzel” , evet zaman zaman güzel ama zaman zaman da olmayabiliyor, insanım bende sonuçta, ağladığımda oluyor inan ve bazen sesimi de yükseltebiliyorum ve harika da küfür ediyorum özellikle de İstanbul trafiğinde ( küfür lügatımda emin adımlarla zirveye tırmanıyorumdur kendi çapımda) ama konu bu değil, konu tam olarak etrafında “iyi” ve “güzel” kavramlarının da olduğunu bilmek, fark etmek. Fark etmediğin her “an” senden boşu boşuna giden “an” değil midir? Düşünsenize hala bulutların tepesinde size yazarken yolculuk etmeye devam ediyorum, ben az önce bu harika manzaranın bana kattığı anlama kulak vermeseydim öyle uyuya uyuya devam edecektim yolculuğuma ama şuan bu duygularımı, bu tecrübemi sizlerle paylaşmaktan o kadar mutluyum ki, her uçağa bindiğinizde bulutlara bakın istiyorum! “an” lar geri alınamıyor, öyle bıraktığın yerde kalıyor ve sana arkandan bakıp “ah be ‘insan’ keşke boşa geçirmeseydin beni” diyor!

Ben birazdan bulutların arasından süzülüp ait olduğum hayatıma devam edeceğim, fırtınalar olacak, kırgınlıklar yine olacak, belki o ya da bu sebepten uykusuz geceler, gözyaşı filan ama kesinlikle kahkaha da olacak, iyilik olacak, paylaşımlar olacak, aşk olacak ve hepsi daha ağır basacak! Çünkü ben bulutlara bakmaya devam edeceğim.

Bulutların tam üstünden sevgiler,

(not: yazmaya devam etmeyi çok isterdim ama cihazları kapatmalıymışız, hostes öyle istedi, hayata doğru inişe geçtik)

Yorum