Yüksek İnsani Değer...

Ülkemizin içinde bulunduğu duruma baktığımız zaman, çoğumuz içinde olduğumuz şu durumdan pek de memnun değiliz. İşte onlardan biri seçim kanunu. Şikâyetçi olduğumuz seçim kanunu değiştirilmeden, ülkemiz yeni bir seçime daha hazırlanıyor. Bildiğiniz gibi, 31 Mart mahallî seçimlerinde belediye başkanlığına aday kişilerin kim olacağına parti liderleri karar veriyor. Halbuki gerçek demokrasilerde, aday adayları arasından ön seçim ile belirlenmesi gerekir. Öte yanımızda ABD başkanı, aba altından sopa gösteriyor diyeceğim ancak öyle değil, alenen tehdit ediyor. İşte ülkemizin içinde bulunduğu bu durumda birliğe, bütünlüğe ihtiyacımızın olduğu bir dönemdeyiz. Bu birliği ve bütünlüğü önce ülkeyi yöneten iktidar, onlarla beraber muhalefette bulunun bütün partiler ve 81 milyon insanımız birbiri ile sevgi saygı ve hürmetle bütünleşmeli.

Halk, eliyle verdiği oyla devleti yönetecekleri iktidara getiriyor. Devleti yönetenler halkın oylarıyla iktidara geldiklerine göre, devlet bir milletin aynasıdır. Halk içinde görülen yalancılık, iftira, dolandırıcılık, hırsızlık, soygun, güvensizlik, öldürme, anarşi, hastalıkları sistemin veya sistemin uygulanışın kötülüğündendir. Kur’an-ı Kerimin Enfal Suresi 53. Ayet mealen şöyle “Allah işitendir, bilendir" diyor. Ra'd Suresinin 11. Ayetinde ise “Bir toplum kendisini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez” deyip musibetler musallat olan topluluğu uyarıyor ve bir başka ayet, En‘am Suresi 129. Ayet mealen şöyle "İşte böyle yapmaları sebebi ile zalimlerin bir kısmını diğerinin üzerine musallat ederiz." diyor. Bu ayetler ışığında durup düşünmemiz gerekir. Ülkemizin içinde bulunduğu durum, yanlışlarda ısrarlı oluştan ileri gelmektedir...

Ülkemizin, istenirse çözülebilir nitelikte olan ekonomik, sosyal, kültürel ve politik vb. pek çok sorunları var ve bu tür sorunların hepsi çözüme ulaştırılabilinir. En zor olan ise, dini inançlar dilinin kullanıldığı için toplumu ayrıştıran siyasi sorunların bile üstesinden gelmek mümkündür. Bütün bu sorunları çözecek, refah düzeyini yükseltecek, adaleti sağlayacak olan bizleriz, başkası değil. Bir toplumda toplumsal değişimin insanın tercihlerine bağlı olduğunu (Ra'd Suresinin 11. Ayetinde söylemişti), hatalarda ısrar edilmemesi gereği uyarısı yapılıyordu...

Bir toplumda yaygın olan “ahlaklı dürüst insan” algısı sağlıklı değil ise, o toplumda sağlıklı değişimden söz etmek pek mümkün olmuyor. Biliyorsunuz, toplum bireylerden oluşmaktadır. Öyle ise değişim de bireyden başlanılmalıdır. Toplumdaki güzel ahlaklı insanların sayısı, iyilik, güzellik ve doğruluk yolunda, toplumsal değişimi sağlayacak karar yeter sayısını bulduğu zaman, olumlu değişikler kendiliğinden başlamış olur. Ülkemizde insanın mutluluğu için var olan her şey, insanlığın önüne geçmiş buharlaşmış durumda. Bu bakımdan eğer yeni Türkümüzden söz edilecek ise “evrensel insanlığın kabul ettiği ahlaklı insan” olmaktan başlamak gerekmektedir.

İnsani bilinç yeniden inşa edilmeden, insanla ilgili hiçbir şey insana mutluluk getirmez. İçinden geçtiğimiz süreçler, insanı insan yapan yüksek insani değerler yavaş yavaş unutmaya başlanmıştır; insanın kendi yarattığı kültür, teknoloji, kendi oluşturduğu kurumlar, içinde yaşadığı toplum insanlarımızı esir almıştır. İnsan tam bir “dijital kuşatma” altındadır. İnsanın kendi varlığının farkında olması gittikçe daha zor hale gelmektedir.

Yüce yaratan her insanı özenle, en güzel şekilde, biricik, özgür bir varlık olarak yaratmış. Akıl, hür irade gibi üstün nimetlerle donatmış. Biricik, özgür bilinç bir değer olduğu bilinmeden özgürlük bilincinin gelişeceğinden söz etmek biraz zordur, değil mi? Çünkü özgürlük bilinci, doğrudan insanın sorumluluğu ile ilgilidir. İnsanın yapıp ettiklerinden sorumlu tutulabilmesi için, özgür olması, farklı alternatifler karşısında tercih hakkının bulunması gerekmektedir. Üstelik özgürlük ve sorumluluk bilinci insanın kendi varlığının farkında oluşu ile birlikte fark edilir ve bireysel çabalarla gelişebilir.

Yorum