FİYATLAR UÇTU MU NE?

Buralar fena! Kimi abilere göre her şey güllük gülistanlık ama gel gör ki işler hiçte öyle değil…

Şimdi her şeylerin tozpembe olduğunu düşünen bu abiler muhtemelen pazara, çarşıya çıkmıyorlar, görmüyorlar orada cayır cayır bizi yakan fiyatları! Abartmıyorum gerçekten yanan fiyatlar var ama öyle böyle değil, kısaca her şeyde; giyimde, kuşamda, yiyecekte, içecekte ve bunlar sadece bizim gündelik yaşamımız içinde bizi yakanlar ama bir de irili ufaklı ayakta durmaya çalışan firmaları düşünün, kim bilir ne patinajlar çekiyorlar ve kim bilir kimler kimler kepenklerini indiriyor haberimiz yok! Peki, bu ne demek? Çaresizce ortada kalan bir sürü işsiz insan ve beraberinde ailelerinin zor durumda kalışları…

Kendimden yola çıkacak olursak, kendi yağında kavrulan sadece kendinden mesul bir hatunum, durum böyle olunca eve alınanlar zaten sayılı, ben ne yapayım 3 kilo domatesi ya da patatesi, gidince 1-2 tane alıp çıkıyorum marketten ve bu yüzden neredeyse hiç fiyatlara dönüp bakmam ben, direkt alır giderim. Yalnız geçtiğimiz günlerde yine böyle bir gün, benim canım mahallemin köşesindeki bakkala girdim ( hala bakkal olan mahalleler var, en sevdiğim), şimdi hakkını yemeyelim her şeyin tazesi ve güzeli hep bu köşedeki bakkalımda, neyse başladım tazelerden salatalık, domates, kabak bir şeyler seçmeye. Derken arkamdan bir teyze yanaştı ve tam elini domatese uzatacak oldu ki bir baktım poşete koymadan kendi kendine söylenmeye başladı, “ bu nedir oğlum, böyle fiyat mı olur” filan, dışarıda yardımcı olmaya çalışan çırakta yavrum ne desin, kadın haklı. Sonra baktı çırak eğildi büküldü, teyze kendi de inanamayacak oldu ki bir de bana döndü baktı, elimde de domates poşetini görünce muhtemelen aklından “bu kız akıllı, hesap kitap bilen birine benziyor, fiyatı yanlış gördüm bir de şuna sorayım” diye geçirmiş olmalı ve de sordu “yavrum şu fiyata bir de sen bakar mısın, ne kadarmış domates?” , bende elim kolum dolu, önümde duran sebzelerin arasında domates fiyatı aramaya başladım, bakmadım ki ne bileyim, ama fiyatı görünce beynim dondu, 9.40TL kilosu, o an teyzeyle göz göze geldik, “yuh” dediğimi hatırlıyorum sadece… Benim elimde 2 tane domates tamam ama o teyzeciğim alamadan gitti işte! İki tane alıp gitse kime yettirecek, bu sene neredeyse tüm teyzeler kışlık domates sos yapamadıkları için ağlıyorlar, ay inanmayacaksınız ama avokado bile neredeyse daha ucuza gelecek! 2 tane alıp gitsen o alacağın domatesten daha fazla faydası dokunur hem daha ucuz, inan…

Düşünüyorum da biz yurtça her şeyleri mi dışarıdan Dolar ve Euro ile alıyorduk ta bu kadar uçtu fiyatlar? Hani TL şöyleydi, böyleydi ne oldu? İşte böyle zamanlarda çıkıyor her şey kendiliğinden ortaya, bu kadar verimli topraklar üzerinde yaşayan biz Türkler yediğimiz içtiğimiz sebzenin tohumunu bile oradan buradan alıyoruz, bize ne yedirdikleri belli değil? Kötü niyetli olmak hiç istemiyorum, güzel düşüneyim diyorum ve ne zaman aklım güzele doğru yolculuk etse işte bu gerçekler beni durduruveriyor… Organik sandığımız hiçbir şey organik değil artık, ama biz öyle sanıp veriyoruz daha fazlasını, bir güzel kazık yiye yiye tüketiyoruz, yapmıyor muyuz? Yapıyoruz, mis gibi de yapıyoruz! Ama organik olsun, olmasın bugün anladığım şu ki; ya bizim her haltımız tamamen dışarıya bağlı - ki çok affedersiniz aldığım tuvalet kâğıdına kadar böyle fiyatlar ile karşı karşıya kalıyorsam tam da bu demek olur, ya da bizde kim kime dum duma, dolarla alakası olmasa bile bunu gerekçe gösterip isteyen istediği fiyatı geçiriyor, tam bir denetim yok ve bunun faturası vatandaşa çıkarılıyor, yani bunlardan biri olmalı sanki!

Adaletsizliğin bir güzel örneği ile iç içe yaşamaktayım, konu “fındık” . Şimdi dostum, çık bakalım markete ve paketlenmiş fındık almak iste, ne kadar çıkıyor cebinden? İki avuç fındığa saçma sapan paralar öderken, bunu yetiştirmeye çalışan çiftçinin cebine senin markete ödediğin paranın yarısını bile girmiyor! Ya da üretici yine bunu toplu satarken kilosuna 9,5 TL alıyor, aynı fındık büyük abilerce işlenip paketlendiğinde kilosu 60TL dolaylarında satılıyor (rakamlar Eylül ayından), yahu farka bakar mısınız? O fındık toplanma evresine gelene kadar üreticinin ne gibi masraflar yaptığını ve sene boyunca nasıl uğraştığını ben kendi gözlerimle görüyorum, düşünün ki artık biz kendi topraklarımızı kendi haline bıraktık çünkü bakımı, toplatılması, temizlenmesi gibi süreçlerin hepsi masraf ancak karşılığında aldığınız yine çok affedersiniz “düdük” kadar bir para! Yapmıyoruz, sadece zavallı ağaçlar her sene ne verirse onu toplayıp kendimiz yiyoruz, hiç değilse biz marketlerde o saçma fiyatları ödemeden, gerçekten organik olan fındık yemiş oluyoruz.

“Özetlemem gerekirse” diyeceğim ama işin özeti ortada, aynı adaletsizliği farklı örneklerle yaz yaz bitiremem ki, yazmama dahi gerek yok her bir yenisiyle her gün karşılaşmak mümkün. Sadece bu formül çok basit ve ortadayken bu kadar da zor olmamalı, gerçekten böylesi cennet bir vatanda, böylesi verimli topraklarda bizler göz göre göre bunları yaşamamalıyız.

Benim göremediğim ve atladığım bir şey mi var? Bilen varsa anlatsın lütfen!

Yurdumdan sevgiler

Yorum