Sempati Mobilya

VAZİYETE GÖRE ŞEKİL

Okyanuslarda, iç denizlerde, göllerde ve de akarsularda yaşayan değişik canlılar var bilirsiniz. Her balığın, farklı sularda farklı yaşam alanları var. Bu balıkların her birinin ayrı ayrı birer toplum düzeni var. Bir de yaşam alanlarından koparılıp, tutsak edilip akvaryumda yaşama mahkûm edilmiş balıklar var. Akvaryumda balığın yaşayabilmesi için, her ne kadar eski yaşam alanına benzetilse de anavatanı gibi olmaz.
Akvaryumlardaki suyun bakımı, yaşamaya elverişli olması veya kirlenmesi her balığı kendi payına göre etkiliyor. Toplumlarda da birlikte yaşamanın kurallarına özen göstermek ve değerlerin farkında olmak sağlıklı toplum için çok önemlidir, tıpkı akvaryumda olduğu gibi… Dünyamız, süratle değişmektedir, kendimizi yenilemek, ayak uydurmak için kendimizi eğitmemiz ve geliştirmemiz gerekir. İşte o zaman değişen dünya düzenine ayak uydurabiliriz.
Akvaryumdaki bir balığın yanlış yemlenmesi, akvaryum suyunun kirletilmesi oradaki düzeni nasıl bozuyorsa, toplumdaki düzeni de aynı yanlışlar bozar. Dürüstlükten bahsedenlerin dürüstlüğü vaziyete göre şekil alıyorsa, kişinin suyun içinde boynuna bağlanmış bir taş gibi hissetmesine vesile olur. Toplum düzenini bozan, kişinin riyakâr davranışları "duruma göre dürüstlük" hastalığıdır. Bu hastalığa tutulan kişi kendine öz saygısını yitirir, dün dediğinden vazgeçer bugün başka bir şey söyler "dün dündür, bugün bugündür" der... Böyle duruma göre dürüstlük taslayanların oluşturduğu toplumunda düzen olmaz.
Toplumu derin sulara çekip batıran, toplumları hem ahlaksal hem de ekonomik açıdan batıran, beyinleri kısırlaştıran duruma göre dürüstlük hastalığından toplumu kurtarmak gerekir. Böyle iflas etmiş toplum olmaktansa, iyi bir eğitimle toplumların beyinlerine, ruhlarına, gönüllerine ve duygularına hitap edilmeli. Alın teri ile kazanılan on liranın, bulunmuş on liradan daha makbul olduğu bilinci içselleştirilmelidir. Toplum düzenini bozan sahtekârlık virüsünü kovup, doğruluk, dürüstlük ve doğru sözlü olma aşısı mutlaka yapılmalıdır. Böylece toplum tedavi edilmiş olur… Aklın, bilimin, sanatın, dostluğun, saygınlığın, hukukun, adaletin, kanunun, kuralın hüküm sürdüğü bir Türkiye olma mücadelesi verilmeli...
Küçük bir barakada doğmuş, profesyonel anlamda eğitim alamamış, yoksul ve eğitimsiz bir aileden gelmesine rağmen, bireysel çabasıyla kendisini eğitebilmiş olan yurdum insanları çoktur. Her anne baba evladının iyi bir eğitim almasını ister... Bu amaç için eski yaşam alanlarını terk edip, büyük şehirlere göçüp geldiler. Anadolu, bireysel azminin yanı sıra bir insanın azimle çalışarak istediği noktaya ulaşabileceğine en güzel örnekleri ile doludur. Çevrenize bir bakın, sıfırdan başlayıp ne mükemmel noktada olan insanlarımız var, değil mi? Ama ne yazık ki, herkes her şeyi eleştiriyor. Yapıcı konuşana yol gösterene hiç rastlamadım. Eleştirenler kendi kendini eleştiriyor farkında değil! Hâlbuki yapıcı olmak bilgili olmayı gerektirir. Bir işte başarılı olmak için usta olmak artık yetmiyor, bilge de olunması gerekir. Bilge kişi yaptığın işte çok başarılı olsa bile, insanları anlamak için derinleşilmesi gerekir…

Yorum