Sempati Mobilya

Bir Milyonda Bir Fikir

Çocukluk yıllarımdaki komşularımız, ailemizin birer ferdi gibiydi. O yıllarda nedensiz, çıkarsız sevgi ile beslenirdik. Şükrümüzü biliyorduk. Büyüklerimizi sayıyor, küçüklerimizi seviyorduk. Günümüz dünyasında ne yazık ki gelenek ve insani değerler unutuluyor. Şimdiki dostluklar madde ve çıkar üzerine kurulmaya başlamasıyla bireyselleşen insanlar, yalnızlığa doğru itildiğini yakinen izliyoruz.
Dünya genelindeki teknolojik gelişmeler başımızı döndürüyor. Okullarımızda verilen eğitim öğretim ile bu teknik ilerlemeyi yakalamak gibi bir gayret sezebiliyor musunuz? Şehre göçüp gelen insanlarımızın mutluluktan gözlerinin parladığını görebiliyor musunuz? Çocuklarımız çocukluklarını yaşayabiliyorlar mı? Şükredip küçük şeylerle mutlu olup, dünyamızda kalsaydık daha mı iyi olurdu?

Biz zeki bir milletiz, ona şüphem yok. Büyük önder Atatürk, ne demişti: “Türk milleti zekidir, çalışkandır!” Aziz Nesin tersini iddia etse de zeki bir milletiz, buna inanıyorum. Ancak bu zekâmızı doğru kullandığımızdan şüphelerim var. Neden mi? Örnekleri saymakla bitmiyor. Enflasyon % 35-40 düzeyinde seyrediyor. İhtiyacı olanların kullanmak istedikleri kredi faizi oranı ise % 40-45. 
Bu ekonomik krizde, milyonlarca insan açlık sınırına geldi. Kırk beş milyon insanımız yoksullukla mücadele ediyor. Her dört gençten biri işsiz kaldığı bir ülkede yaşıyoruz. Sayıştay'ın açıkladığı rapora göre, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın günlük masrafının 1.8 Milyon lira olduğu; başta başdanışmanlar olmak üzere Cumhurbaşkanlığı’nın tüm personeline yılda toplam 106 milyon 813 bin 327 TL harcama yapıldığı da ortaya çıktı. Aklın, bilimin, sanatın, dostluğun, saygınlığın, hukukun, adaletin, kanunun, kuralın hüküm sürdüğü bir Türkiye olma mücadelesi veriliyor mu? Siyaseti temsil eden iktidar ve muhalefet, orta oyunu oynar gibi vatandaşı kandırıyor. 

İnsanlarımız "aklını peynir ekmekle yemiş" gibi davranıyor. Sanki yasakları çiğnemek gibi bir yanlış algılayışımız var. Örneğin, sağlıksız bir şekilde rastgele ve her türlü planlamadan uzak, herhangi bir estetik kaygı gözetilmeden, insanların doğal ihtiyaçları dikkate alınmadan ve mevcut tarihî dokunun korunması düşünülmeden oluşan çarpık kentleşmeden bahsetmeyeceğim.

Park yapma yasağı olan tabelanın altına gidip otomobilimizi park ederiz. Kapalı mekânda sigara içmek yasaktır tabelası olan kapalı mekânda sigara içeriz. Hele “Sigara sağlığa zararlıdır” yazısı sigara paketinde yazılı olmasına rağmen, hastalanacağını bile bile ısrarla sigara içmeye devam ederiz. Hastanelere yiyecek getirilmesi yasaktır. Yazısını okuyoruz, ama ısrarla hastalara yiyecek götürmeye çalışırız.

Apartmanlarda halı silkelemek yasak olmasına rağmen, sanki böyle bir kural yokmuş gibi balkondan halıları çırpanları mutlaka görmüşsünüzdür. Geçen gün adamın biri arabasını park ettiği apartmanın balkonunun altından almaya gittiğinde balkondan halı silkeleyenle münakaşalarına şahit oldum. Eskiden elektrikli süpürge yoktu. Halı silkelemek de belki gerekliydi. Ama şimdi elektrikli süpürgeler varken halı silkelemeyi anlamak mümkün mü sizce?

Belediyenin park ve bahçeler müdürlüğü ekipleri şehrin uygun yerlerini yeşillendirmek maksadıyla ağaç diker, çimlendirir. Bu iş için bir sürü masraf edilir. Peki, biz ne yaparız, gidip o ağaçları söker, çimlerin üzerine araba park eder, piknik yaparız.

Mesai saatine uyana rastladınız mı? Hâlbuki kalite mesaiye uymayla başlar. Zaman ön önemli servettir, boşa harcanmaması gerekir. Söz verilen saatte olamayana nasıl güvenilir? Bu çiğnenen kurallara ekleyeceğiniz onlarcası vardır… Peki, ülkemiz bu duruma sizce nasıl geldi? Sokakta gezen her iki kişiden birinin oy kullanması ile bu duruma gelmedik mi? 

Biz milletçe kurallara pek uymuyoruz. Hâlbuki kurallar yaşantımızı kolaylaştırmak maksadıyla konulmuştur. Bu kurallar binlerce yıllık tecrübenin neticesinde son şeklini almış ve o nedenle de konmuşlardır. Kurallara uymayan sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalır. Bu yanlışları anlamakta güçlük çekiyorum. Eğitimde biz nerede yanlış yapıyoruz? "Bir milyon öğretmen, bir milyon fikir" yanlışlarımıza merhem olur inşallah!..

Yorum