Sempati Mobilya

ÇOK SEVİYORUM!

Ne zor değil mi aslında “seviyorum” diyebilmek? Esasında bir tanecik kelime, ama o bir tanecik kelime nasılda güzel anlamlar barındırıyor, girdiği tüm cümlelerin anlamına anlam katıyor, adeta havasını değiştiriyor. Böylesi güzellikle bir kelimeyi neden söylemekten çekiniriz bilmem!

Bugün ama başka bir sevmelerden bahsedeceğim, son günlerde yine birçoğumuzun – ve özellikle kadınlar- kendindeki güzel tarafları görmektense hep bir kusur olarak nitelendirdikleri taraflarını görmelerine tanıklık ettim ve etmeye de devam ediyorum, muhtemelen yaz mevsimi oluşu ve bedenlerimizin daha bir ortaya çıkmasından kaynaklıdır, kim bilir?

Sevgili Dostlar, bende sanki her bir tarafıma âşıkmışım gibi konuşuyorum ama değil, benim de o kadın dostlarımdan bazen farkım olmuyor, olmuyordu. Ama sonra bir gün; artık nasıl bir gündü hatırlamıyorum ve muhtemelen bir şeylerin bardağı taşırdığı bir gün olmalı, işte o gün ben aynaya baktım ve dedim ki “Melek güzel olanı gör, onları bul”, ve buyurun bakalım neler bulmuşum;

Bedeninde görmek istemediğin bazı çıkıntılar olabilir, yok efendim göbekmiş, popoymuş ya da göğüslerinmiş falan filan, ama sev onları yahu! Mesela kimisi gider silikon yaptırır, ama sende varsa ne söylenip duruyorsun ki?

“Kaz ayak” kavramının ne olduğunu Türkiye`de öğrendim ben, meğer göz kenarlarındaki o kırışıklıklarmış, bunlardan rahatsız olup gidip botoks yaptıran dostlarıma saygım sonsuz ama o kazayağı dediğiniz izler var ya güldüğünüzde ortaya çıkıyor, ben aynanın karşısına geçip defalarca kahkaha attım ve hep çıktılar ve dedim ki “o zaman ne gerek var ortadan kaldırmaya?”, mutluluk ifadem o benim! Ve şu dönemlerde en çok ihtiyacımız olan şey değil midir? Bırakalım da bari yüzümde izi olsun…

Saçlar, ah o saçlar yok mu? Neler çektik neler; dipler ayrı dert, uzar ayrı dert, düğün-dernek zamanlarında ayrı bir dert, peki en depresif zamanlara ne diyeceksiniz? Yazık o güzelim saçlara ve maruz kaldığı komikliklere! Ben çok gördüm sevgilisinden ayrılınca saçları dibine kadar kestiren ya da sapsarıyken simsiyah olan, yahu kadın ayrıldığın adam gidip saçını sıfıra vurduruyor mu?

Bana gelince; evvelden kafamda her gördüğüm beyaz tel saçta koşa koşa kuaföre giderken son 8 aydır saçıma boya sürmedim, bazen ben bile inanamıyorum! ve ben beyazlarımı pek bir seviyorum!

Şimdi tüm bunlara bakınca sakın kendinizi salın gitsin dediğimi düşünmeyin! Kendinize bakmayın etmeyin demiyorum, sadece diyorum ki aslında oturup ağladığınız o kusur dediklerinizin de güzel yanları olabilir onu bir görün istiyorum.

Hepsi bir kenara “sağlığın” devreye girdiği noktalarda kesinlikle yapman gerekeni yapmalısın; sporunuzu yapın ama kalbiniz için, gidin yüzün ama aldığınız nefesin kalitesi için, ekmeği ya da tüm zararlı beyazlardan uzak durun ve bunu da bedeninin daha genç kalması ve ruhunu daha uzun seneler taşıyabilmesi için… Yani demek istediğim şu ki; bir şey yapıyorsan da bunu sadece ve sadece kendi bedenin ve ruhun için yap! Yaptıklarının sonucunu birilerine beğendirmek için değil, kendini bir yerlere konumlandırmak için değil, bir adam için asla değil!

Sev yahu kendini daha ne diyeyim? Sev ama o, bu, şu umurunda olmasın! Sen umurunda ol senin ve önce sen sev seni!

Hadi koş git bak şimdi aynaya ve gör oradaki güzelliği…

Şehrimden Sevgiler

Yorum