Sempati Mobilya

Dünyaperest

Manevi ve ulvi değerlerin hor görüldüğü ve gözden düşürüldüğü cemiyetler, madde karşısında daha hırslı duruma gelip, birer “dünyaperest” oluyor. İnsan yığınları, manevi ve mukaddes değerlerin yerine maddeyi, parayı, lüksü, israfı, maddi zevk ve eğlenceleri koymaktadır. Ruhen tatmin olmamış kişi ve gruplarda, âdeta doymak bilmez bir “madde ihtirasının” teşekkül ettiği, bunun da insanlarda korkunç bir “maddi tüketim ihtirasına” dönüştüğü görülmektedir. Tıpkı, sevgiye ve alakaya ve oyuncaklara doyamamış çocuk ruhlu kişilerde görülen “israf” gibi…

On yedi milyon açlık sınırında yaşayan muhtaçların bulunduğu bir ülkede, devlet imkânlarının kullanılmasıyla lüks hayat yaşanması, villalar yaptırılması israf ve haram değil midir? Peki, bu nasıl olur? Malı kıymetinden aşağı fiyatla satarak veya kiraya vererek ve kıymetinden yukarı fiyatla satın alarak veya kiralayarak aldanmak israftır.

İsraf israf dedik, ee o zaman israf nedir? Malı kullanılmayacak faydasız hâle getirip helak etmek ve dünyanın mübah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir. Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Yiyin, için, fakat israf etmeyin! Allah Teâlâ israf edenleri elbette sevmez.” [Araf suresi 31 ve “Gereksiz yere saçıp savurma! Savurganlar, şeytanın dostlarıdır.” [İsra suresi 26, 27] Mal ve para hırsı, insanın idealist karakterini çökertmeye çalıştıkça, ondaki “ruhi boşluğu” büyütmektedir. Böylece, madde karşısında derin bir “açlık duygusuna” itilen kişi ve kitleler, eğitim öğretim laboratuarlarının yerine yeraltı dünyasının haram lokmalarına, kitaplıklar yerine havailiğe ilgi duymaktadırlar.

Dünyaperest insandaki maddi kazanç hırsı, beşeri değer ölçülerini tepetaklak etmek için ne mümkünse yapmaktadır. İnsanın değerini sahip olduğu “madde” ile insanın zekâsını “istismar gücü ile” insanın itibarını “tüketim kabiliyeti” ile tayin etmektedir. Maddi hırsına kapılmış kişide esas olan “maddi doyum” aynen “seksüel doyum”dur, gerisi teferruat!

Kısaca belirtmek gerekirse, pratikte İslam’ın “yüksek bir izzete sahip olarak” yaratıldığını haber verdiği insanı, mutlaka yıkmak ve onun yerine insanda “içgüdüsel duyguların hâkim kılındığını” oturtmak gibi bir cinnete dönüşmüştür.

Mal mülk, para hırsı içindekiler, böyle yapmakla mutlu olduğunu sanıyorlarsa, büyük bir aldanış içindedirler. Çünkü eğitimin bozulduğu, madde hırsı pençesine düşen cemiyetlerde yaşananları, istatistik bilgileri yorumlayan uzmanlar, intihar grafiklerinin yükseldiğini, anne baba ve eş cinayetlerinin, kadına ve çocuğa karşı şiddetin arttığını, akıl hastalarının çoğaldığını, suçlu nispetinin arttığını, cemiyet bağlarının hızla çözüldüğünü, yalnızlık ve sahipsizlik duygusunun derinleştiğini, sevginin yerini istismara, saygının yerini korkuya bıraktığının görüldüğünü ifade etmektedirler.

Dünyaya mahkûm olmak için değil dünyaya hâkim olmak için zenginlik istemeliyiz. Biz “dünyaperestleri” mağlup etmek için “dünyanın dizginlerini” elimizde bulundurmak zorundayız. Bana göre “Dünya ahretin tarlasıdır” ve mananın zaferi için maddeye hâkimiyet gerekmektedir. Yani, insan maddeye tapmamalı, onun efendisi olmalıdır.

 

Yorum