Sempati Mobilya

ÇEVRE-EDİZ HUN VE MUĞLA

Muğla’da ve ilçelerinde yaşayanlar çok şanslı. Cennette yaşamak gibi bir şey bu. Türkiye’nin geneline bakarsak, çok daha huzurlu, çok daha sağlıklı, çok daha hoşgörülü bir coğrafyadayız. Milli park benzeri, yaşam parkı gözüyle de bakabiliriz buraya.

Eksikleri yok mu, aksakları yok mu, elbette var ama büyük şehirlerdeki gibi zorlayıcı, can sıkıcı, çözümsüz şeyler değil bunlar. Başkent’e uzağız ya, para kolay gelmiyor, projeler kolay onaylanmıyor, bir de iktidar karşıtlığı yok mu, hele bunun cezasız kaldığı hiç görülmemiş. Varsın olsun, yavaş ama sağlam adımlarla gidiliyor sorunların üstüne. Bu yoklukta iyi işler de yapılıyor. Bunları görmek lazım. Eleştirmek kolay ama iyi işleri de görmek, desteklemek ve alkışlamak gerek. Nedense bizim toplumun bu tarafı çok eksik.

Bodrum’da işler aksıyor mu, ver veriştir Büyükşehir Belediye Başkanına. Marmaris’te eksik mi var, suçlusu Osman Gürün. Fethiye’nin, Ortaca’nın, Köyceğiz’in, Datça’nın şikayet edilen nesi varsa, kabahat Osman Gürün’de. Oysa kazın ayağı öyle değil işte. Koca Muğla’nın tüm sorumluluğunu adamın sırtına yüklemişler, sorunların üstesinden gelsin diye bekliyor herkes. Para yokmuş, imkan yokmuş, destek yokmuş kimin umurunda? Dr.Osman bey çelebi adam, insanın yüreğini ısıtan gülüşüyle cevap vermiyor eleştiri ve sataşmalara. Aksine tüm insanları sevgiyle kucaklıyor, muhaliflerine sahip çıkıyor, örneğin (Mehmet Kocadon’u çok severim) diyerek, Bodrum’dan gelen tenkit fırtınasını bile hoşgörüyle karşılıyor. Olgun insan fotoğrafı veriyor yani…

Dünya çevre günü münasebetiyle biz gazetecileri Muğla’ya davet etti. Akyaka’da azmağın kıyısında yemek yedik birlikte. Ertesi günü de, Muğla Mustafa Kemal Kültür merkezindeki çevre konulu bir toplantıya katıldık. Sözcü’nün başyazarı Rahmi Turan, Hürriyet’in başarılı ve deneyimli köşe yazarı Yalçın Bayer, Cumhuriyet’in Genel Müdürü Aykut Küçükkaya, Halk TV’nin başarılı program yapımcısı Fatih Ertürk, Oda TV’nin yöneticisi BarışTerkoğlu, Fox TV’nin muhabir ve kameramanları ile genç nesil gazetecileri de çevre gününe iştirak ederek, çevre sorunlarına gösterdikleri ilgi ve yaptıkları yayınlar nedeniyle “zeytin ağacı” ödülünü aldılar.

Muğla Mustafa Kemal kültür merkezini hepimiz çok beğendik. İçinde 600-200 ve 100 kişilik 3 salonu, müzik bölümü, tiyatrosu, orkestrası, sanatçı ve öğretim üyeleri için kulisleri, makyaj odaları, prova mekanları, el sanatları merkezleri ile imrenilecek bir tesis doğrusu. Böylesine kolay rastlanmaz. O kadar ki, 2 gezici otobüsüyle kültür ve gösteri turlarını bile Muğla’nın tüm ilçelerine, her yerine taşıyorlar. Keşke Bodrum’un da, Marmaris’in de, Fethiye ve Datça’nın da böyle kültür merkezleri olsa…

Çevre gününün yıldızı, ünlü aktör Ediz Hun’du. Çoğunuz Ediz Hun’u filmlerinden tanırsınız ama çevreci yönü ve eğitimi ile yıllardır Üniversite’de hocalık yaptığını pek bilmezsiniz. Ediz Hun aktörlük hayatını 129 filmle noktalayarak, 37 yaşında Norveç’e gitmiş ve çevre ağırlıklı eğitimini burada tamamlayarak, akademisyen sıfatıyla Türkiye’ye dönmüş. Bir ara milletvekilliği de yapan Hun, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı etiketiyle uluslararası toplantılara da katılarak, ülkemizi temsil etmiş. 80 yaşına merdiven dayamış ama inanılmaz genç görünüyor ve hala çok yakışıklı. Öyle güzel bir çevre sunumu yaptı ki, adeta oynadı sahnede. Bir o yandan bir bu yana koşarak, hatta bazen zıplayarak ne kadar sağlıklı olduğunu hepimize ispatladı. Çok yemek yemememizi, kendimizle barışık yaşamamızı, beslenmemize çok dikkat etmemizi, dünyada yaşayan tüm canlıları, bitkileri, çiçek ve ağaçları sevmemizi öğütledi. Biyolojik ritmi bozuk yaşayanlara tavsiyelerde bulundu. Öyle bilgiler verdi ki şaşarsınız. Örneğin bahçelerimizdeki çimlerin yılda 62 ton oksijen ürettiğini biliyor muydunuz?

 1804’de 1 milyar insan varmış dünyada. 1930’da 2 milyara, 1960’da 3 milyara, 1974’de 4 milyara,1955’de 5 milyara, 2000’de 6 milyara tırmanmış dünya nüfusu. Şimdi ise toplam 7 milyar 630 milyon kişiymişiz. Ediz Hun anlattı bunları. Böyle büyük bir nüfusa beslenme ve yaşam kaynakları yetmiyormuş artık. Doğa ekolojik bir pres altındaymış. O nedenle çok dikkatli yaşamalı, kaynakları çok dikkatli tüketmeliyiz. Aksi halde birbirimizi yer, birbirimize saldırırmışız. Dünya da, o istikamete doğru süratle gidiyormuş zaten. Böyle dedi Ediz Hoca ve ekledi:

 “Dünyada her şeyin bir sebebi, bir hikmeti vardır. Bizi yaratan Allah, her ihtiyacımızı düşünmüş. Doğaya zarar verirsek eğer, ilerde ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hale geliriz. Onun için tabiata ve hayvanlara zarar vermeyiniz…”

46 yıldır çevre günü kutluyoruz. Bana sorarsanız 46 metre olsun pek mesafe alamadık. Çevre Bakanlığını kurduk ama şimdi adı var kendi yok gibi. Şehircilik Bakanlığının şemsiyesi altına girmiş, kaybolmuş adeta. Belediyelerin yetkilerini ele geçirmiş, Ankara’dan bilinçsizce esip gürlüyor. Turizmden para kazanan bölgelerimizde imar iznini, Ankara şekillendiriyor artık. Belediyelerin “olmaz” dediklerine “olur”u yapıştırıp, inşaatları başlatıyor hemen. Olacak iş değil ama oluyor işte…

Çevre konularını işlemeye devam edeceğiz. Bu arada Osman Gürün’ün Muğla ve ilçeleri hakkındaki özet görüşlerine de sıkça yer vereceğiz. Hatta müjdelerine de…

 

Yorum