Dünyayı Doğru Anlamak

Hiçbir devirde tek başına yaşadıkları bilinmeyen insanların, herhangi bir amaçsız bir araya geldikleri de söylenemez, değil mi? İnsan vücudu nasılsa, cemiyet de onun gibi bir şeydir. Toplum hayatı insan için gelip geçici değildir, maddi, ahlaki ve zihnî yapısı ile ayrılmaz bir bağ içindedir. Dünyada güzel olan ve insanın mevcut tabiatını teşkil eden her ne varsa, arkadaş çevresiyle, yani toplumla birlikte güzeldir. Toplum huzurunun devamı için çalışılmalı, hayati öneme sahip olan gerekli şart olan her şey sağlanılmalı. Ancak esas amacını yitirmiş, değişmeye uğramış olan toplumların iyi mi, kötü mü oldukları, birer birer gözden geçirilmeli.

Toplumsal ödevleri yerine getirmek bazen zor olabilir. Nemelazımcılıktan ihmal ve zarar meydana gelir ve bazen de ortak menfaatler zedelenir. Yalan, ikiyüzlülük, dolandırıcılık, rüşvet ile iş gördürme, alkolizm, çapulculuk ve kitle olayları çoğaldığı zaman, kıymetli mallar harap ve yağma edilir, hatta bazen kamu güvenliğini sarsan olaylar olabilir…

Belki duymuşsunuzdur, memleket sevdalısı 2500 Bayburtlu, devlet fabrika yapmıyor bari biz yaptıralım düşüncesiyle bir araya gelip ekonomik güçlerini birleştirirler. Tuğla Kiremit Fabrikası kurulsun, memleketimizde bir iş imkânı doğsun, hizmete açılsın diye hisse alırlar. Nitekim fabrika kurulup üretime başlar. Aradan yıllar geçer, hisse alıp yatırım yapan bir Bayburtlu, fabrikanın satıldığını hisse pay ortaklarının pay değerlerinin Bayburt Ziraat Bankasına Şubesi'ne yatırıldığını duyunca bankaya gider. 2500 pay sahibi kişiden biri de Hacı Dayı banka müdürüne kendini tanıtır, kimliğini gösterip hisse sahiplerinden biri olduğunu belirtir. Hisse karşılığının bir kuruş cevabını alan Hacı Dayı, üçkâğıtçılığa uğradığını, hissenin beş para etmediğini öğrenir. Üzüntüden beynine kan fırlar… Çıkışta kendisi ile röportaj yapan Bayburt TV muhabirine şöyle serzenişte bulunur: "Behen taş gafalı salak de, ahmak de, ne dersen de, ama Hacı macı deme! Yalancılık, hırsızlık, sahtekârlık düzeni kurulmuş. Memleketimizin gençlerine iş imkânı doğacak, insanlarımız gurbet kapılarına gitmeyeceğine, memleket kalkındırılacağına inanduhğ, bu dürzilere yaturduhğ paramızın hepsini... Onlara öyle gızmışam ki bir aydır namazlarda İhlâs suresini bile ohğuyamiram..."

Kanunlara ve genel menfaatlere saygı, hukukun korunması, siyasi ödev, meslek ve vatandaşlık ödevlerimizdendir. Diğer bir ödevimizde, başka insanlarla olan, özel ilişkilerimize aittir. Hukuki düzenleme ve kanunların uygulanılması sırasında vatandaş mağdur bile olsa ve değiştirilmesine çalışılsa bile, bütün kanunlara ve hukuki düzenlemelere aynen uyulmalı. Neyi kastediyorum: Meşru bir şekilde konulmuş olanları ve yerine getirmek mecburiyetinde olduğumuz diğer ödevlere zıt olmayanları kastediyorum.

Hukuki otoriteler karşısında vatandaşın görevi, mesleki ödevini ister el işçisi, ister zihnî bir meslek sahibi veya bir sanayi, bir ticaret veya kamu görevlisi olsun, herkesin sosyal fonksiyonunu, şuurlu bir şekilde yerine getirmesidir. Çünkü toplum hayatı buna bağlıdır. Faydalı olan bir işin kötü yapılması, cemiyetin ihtiyaçlarının karşılanmasında gerekli olan toplam gücünü zayıflatır. Sosyal münasebetlerde düzenin sağlanması için ahlaki kurallara uymak ve saygı göstermektir. Her vatandaş kendi kapasitesi nispetinde, en yüksek seviyeden en alt seviyeye kadar, hukuki otoritelerin koydukları düzenleri takip etmeli, iktidarların kötü uygulamalarına karşı enerjik bir şekilde dayanışmalı. Mâni olma gücüne sahipse, kendisinin ve diğer vatandaşların haklarının yok olmasına asla müsaade etmemelidir. Bu düzenlemeler ne ile meşru ve geçerlidir? Sosyal düzenin gerekli olmasıyla, çünkü bu düzen olmazsa şahsi menfaatler ve ahlaki tekâmül de imkânsız olur.

Basından takip ettiğim kadarıyla, İstanbul Atatürk Havalimanı sökülüp yerine park yapılacakmış. İstanbul'a üçüncü havaalanı yapılması için kollar sıvandı ve ihtiyaç duyuluyor diye yapıldı. Ee şimdi havalimanlarından biri sökülüp yerine başka bir şey yapılacakmış. Üçüncü havalimanı ihtiyaç değildiyse neden yapıldı ki? Mademki ihtiyaç var şimdi neden sökülmek isteniyor? Bir havalimanı yapmak o kadar ucuz mu ki paralar toprağa gömülmek isteniyor. O pistler, çok az bir masrafla mı yapılıyor ki kıt kaynaklarımız heba edilecek? Yapmak bir masraf, söküp atmaksa başka bir masraf. Bu müsrifliktir... Memleketin ekonomik refahı düşüncesi birinci önceliğimiz olmalı. Doğru olduğu kabul edilen fikirler yayılmalı ancak politikacıların hesap bilmezliğini mazeret olarak ileriye sürenler, şikâyet ettikleri bu haksızlığa bizatihi kendileri sebep olurlar.

Yorum