Sempati Mobilya

DUANIN GÜCÜ...

Bir aydır kah yatakta, kah ayakta geçirdiğim hastalığımdan beni seven insanların pozitif enerjisi ve ettikleri dualarının gücü sayesinde iyileştim.  Rutin her yıl bu hastalık yakama yapışır ama bu yıl kabus şeklinde yaşadığım rahatsızlığım bu köşe yazısını, yayınlamaya vesile olmadı da değil.

Yazımda ibretlik bir de hikâyeye yer verdim. Duanın gücü bana bir kez daha hayatına hoş geldin Ali Fikret dedi. O zaman hoş bulduk diyelim…

ABD'de yayınlanan ünlü haber dergisi Newsweek, 2012 yılında Allah inancının insanın moralini yükseltip hastalıktan daha kolay kurtulmasını sağladığına değinilen makalede, bilimin de inançlı insanların hastalıkları daha kolay ve çabuk atlattığına inanmaya başladığını bildirdi.

Newsweek'in anketine göre, insanların yüzde 72'si dua ederek hastalıktan daha çabuk kurtulduklarına, duanın iyileşmeyi kolaylaştırdığına inanmaktadırlar. Michigan Üniversitesi'nin araştırmasına göre, dindarlarda depresyon ve stres daha az görülürken , Duke Üniversitesi'nin anjiyo operasyonu geçiren 750 hasta üzerinde yaptığı araştırmada da, "duanın iyileştirici gücü" bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Dua okuyan kalp hastalarının, ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde ölüm oranlarının yüzde 30 daha az olduğu tespit edilmiştir.

The New York Times gazetesindeki duanın şifa edici araştırmaları ve sonuçlarına şu şekilde yer verdi. San Francisco Hastanesi'nde 393 kalp hastası üzerinde yapılan başka araştırmada, 150 hasta için düzenli olarak dua edilmiş, tanımadıkları kişilerin kendilerine dua ettiği bu hastaların, ilaç tedavisine daha çabuk cevap verdikleri ortaya çıkmıştır. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü de ‘düşünce’ odaklı tıp için 30 milyon dolarlık bir fon ayırmış durumda. Harvard'lı bilim adamı Dr. Herbert Benson, Dua eden kişilerin beyin EMAR’larını çekerken, bu tarama ile vücudun ve beynin dua ederken değiştiğini ortaya koyuyor. ‘Yaptığımız beyin taramalarında, düzenli şekilde ibadet eden kişilerin, diğerlerine nazaran daha düşük tansiyona sahip olduklarını, daha az gerilim içinde olduklarını görebiliyoruz.’ diyen Benson’ın bulgularına göre, dua ya da ibadet esnasında vücut fonksiyonları rahatlıyor ve beyin büyüyor.

Duaların stresi gideren, bedeni sakinleştiren ve iyileşmeyi hızlandıran etkisi olduğuna dikkat çekiyor. İnanmanın hastalıkların yüzde 90'ında iyileştirici etkisi olduğunu iddia ediyor. Duanın gücünü keşfeden ilaç şirketleri şimdi ‘duayı modern tıp’ ile birleştirmenin yollarını arıyor. Kur’an-ı Kerim’in tavrı çok nettir bu konuda: ‘Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu.’ der Kullarım beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. (Bakara Suresi, 186)

Ancak son yıllarda ‘dua etmek’ dini bir ritüel olmaktan bir adım öteye geçerek tedavi aracı olmaya başladı. Dua ile iyileşme süreci arasındaki bağlantıyı incelemek amacıyla yürütülen araştırmalar son derece önemli sonuçlar ortaya koyuyor. Bakın bu konuda Hazreti Muhammed ne buyuruyor: "Herhangi bir kul, koltuğunun altı görülecek şekilde ellerini kaldırır ve Allah'dan bir dilekte bulunursa; acele etmediği takdirde kesinlikle duasına icâbet edilir.

-Acele nasıl olur yâ Rasûlullah?. - “Dua ettim, ettim; kabul olmadı” der (de vazgeçer)... İşte bu yanlıştır! Dua yerine gelene kadar ısrar etmek gerekir. Hem ‘dua eden’ hem de ‘dua edilen’ şifa buluyor.

Chicago’daki Rush Üniversitesi’nin araştırmasına göre, düzenli dua edenlerdeki erken ölüm oranının, dua etmeyenlere göre yüzde 25 daha az olduğu tespit edildi. Dua eden kalp hastalarının, ameliyattan sonraki birkaç yıl içindeki ölüm oranlarının, etmeyenlere nazaran yüzde 30 daha az olduğu ortaya çıktı

Yale Üniversitesi tarafından yapılan ve dünyanın en saygın bilim dergisi New Scientist'ta yayınlanan bir araştırmaya göre insan beyni "Allah’a inanmak için programlanmış" Amerikan Bilimler Akademisi için ; 212 araştırmayı inceleyen bilim adamları, bu araştırmaların yüzde 75'inde inanmanın insan sağlığı üzerinde pozitif etkilerinin saptandığına dikkat çekiyorlar. Araştırmalar, ayrıca, inanmanın sadece depresyon gibi psikolojik sorunlara karşı değil, yüksek tansiyon, kalp hastalığı gibi bedensel sorunlara karşı da koruyucu olduğunu, hayat kalitesini yükselttiğini gösteriyor.

Daha önce bu konuda yapılmış araştırmaları topluca analiz eden araştırmacı, inanan insanların daha uzun ve daha sağlıklı bir ömür geçirdiklerini kesin bir dille ifade ediyor. İçinde Müslümanların da olduğu bu araştırmaların toplam sonucu, düzenli olarak namaz kılan ya da kiliseye giden ve dinî cemaatlere dahil olan kimselerin ömürlerinin yüzde 29 daha uzun olduklarını gösteriyor.

DUA, esas itibariyle, beynin "yönlendirilmiş dalgalarıdır".

Kişinin ümit sevgi bağışlama yaratıcının ona yardım edeceği onun ellerine kendini bırakma ona güvenme yalnız ona inanma yalnız ondan yardım isteme duyguları iyileşme beklentisini artırıyor.

İşte Size Küçük Çocuğun Dua Hikayesi….

Küçük çocuk, deniz kenarına oturmuş, gözlerini de ilerideki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hali, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çeker. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:

- Merhaba delikanlı, dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?

Küçük çocuk başını çevirmeden; - Ama rüzgarlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü.

Adam çocuğun yanına oturup: - Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım! dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum. Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı.

Yaşlı adam sakin bir ses tonuyla. - Ümidini hiçbir zaman kaybetme! Bence dua etsen iyi olur.

Çocuk büyük bir sevinçle: - Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi?

- Allah isterse eğer ona öğretir! dedi ihtiyar. Topun geri gelmese de duaların sevabı sana yeter. Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları art arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah’tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgarın aniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük.

Akşamüstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü. Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı. Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup:

- Avınız inşallah iyi geçmiştir! dedi. Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim.

Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip: - Zaten ancak o kadar tutmuşum. Denizde “av” diye bir şey kalmadı.

- Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin! Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de “rasgele” derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşayarak,

- Dua ha! diye mırıldandı. O zaman tutar mıydım? - Tutamasanız bile duaların sevabı size yeter, dedi çocuk. Bunu yeni öğrendim.

Balıkçı böyle bir sözü ilk defa duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak: -Ben de yeni öğrendim! diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden. Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı. Artık topun gitmesine üzülmüyordu. Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada. Henüz ıslak olduğundan ışıl ışıl parlayan bir futbol topu.

Balıkçı, onu çocuğa uzatıp: - Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez! dedi. Bunu biraz önce denizde buldum! Küçük çocuk rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da… Topu ise, işte ellerindeydi.

Ona sıkıca sarılıp: - Bir daha benden izinsiz gezmek yok! dedi. Ya dua etmeseydim, ne olurdun?

 

 

 

Yorum