Sempati Mobilya

FETHİYE İZLENİMLERİ

Yitik Ülke Yayınevinin genç ve dinamik sahibi Kadir Aydemir, Mori'yi Fethiye Kitap Fuarında benden önce okurlarla buluşturmuştu.

Mori'yle buluşmak üzere perşembe günü sabahı biz de Fethiye yollarına düştük.

Muğla'da bahar, tüm coşkusunu dağlara denizlere dokumaya devam ediyor. Yol boyu hep, insanın ömrü olmalı da bu coğrafyanın her karesini adım adım yürüyerek yaşamalı, diye düşündüm.

Sakar'dan inerken Gökova kıyılarını hüzünle seyrettim. Ne yazık ki bu kıyılar da doymak bilmeyen cennet soyguncularınca imara açıldı.

24 Haziran bu cennetin korunması için de son şans.

Yol boyunca, Orman Genel Müdürlüğü'nün özellikle ormanların yoğunlaştığı bölgelere diktiği Erdoğan fotoğraflı dev panoları, tam bir subliminal mesaj ( beyin yıkama mesajı), tam bir algı operasyonu. Amaç, bu panoları görenlerin çevredeki yemyeşil ormanların Erdoğan'ın ve AKP'nin eseri olduğunu sanmasını sağlamak...

Oysa biz bu yolların arkasındaki dağların delik deşik olduğunu çok iyi biliyoruz.

Gökova'ın cennet koylarından Karacasöğüt'te, Cumhurbaşkanının yazlık sarayı için şimdiden 50.000'den fazla ağacın kesilmesinin acısı yüreğimizi yakıyor.

Her ne kadar kesilen onca ağacı geri getirmek, tarumar edilen dereleri tepeleri düzeltmek olanaksız; ama seçilirlerse Beştepe'yi ne yapacaklarını açıklayan diğer CB adayları, bu yazlık sarayı ne yapacaklarını da açıklamalıdırlar.

Fethiye Kitap Fuarı ne yazık ki pek sönüktü. Fethiyeli yazar arkadaşlarından hiçbirini göremedim. Öğrendiğim kadarıyla yeterince duyuru yapılmamış. Bence bu çok önemli bir gerekçe değil. Okur bilinçlidir. Bu tenhalığın gerekçesi okurun fuardan haberdar olmamasından çok ekonominin minik bir göstergesi olarak algılanmalı.

İkilem gayet açık: 10 liranız var. Pazardan bir iki kilo sebze mi , kitapçıdan bir kitap mı alırsınız?

Soner, Kınıklı domates üreticisi. İlçesinde AKP kurucularındanmış. Konu işine gelince Soner'e bir dokun bir ah işit.

"İlaç, gübre, tohum, işçilik, elektrik ve mazot giderleri öylesine yüksek ki ürünü tarlada, pazar fiyatlarından satsak dahi kurtaramayız." diyor.

Kadir, yeni kitap baskılarına hiç de sıcak bakmıyor. Matbaa girdilerinin, kağıdın dolara dayalı olması elimizi kolumuzu bağlıyor diyor.

Radyoda haber sunucusunun Erdoğan'ın yine kendiler dışında herkesi suçlayan konuşmaları.

"Artık çok iyi biliyoruz.Türkiye'de tek iyi, doğru ve dürüst olan Erdoğan ve AKP. Her kötülüğün, başarısızlığın ve yıkımın nedeni CEHAPE ve dış güçler."

Fethiye, kilometrelerce uzayan sahili, denize açılan tertemiz ve geniş caddeleriyle yaşanası bir kent. Kentin yaslandığı Mendos ve Babadağı bana hep bu kent için bir güven duygusu aşılamıştır.

Amintas mezarının ve kalenin olduğu bölgelerin de kentin turizmine etkili bir biçimde kazandırılmaması bir eksiklik.

Behçet Saatçı'nın ne denli çalışkan ve başarılı olduğunu bilenlerdenim. Bu eksikliklerde onun bir suçu olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu tür yerler Kültür Bakanlığına ait

10-11-12-13 Temmuz günleri Dibeklihan'da Muğla Tanıtım günlerimiz var. Etkinliklerin 3 gecesini Fethiye ayırdık. Behçet Başkanın konuyla ilgili olarak görevlendirmelerini anında yapması onun iş planlamasındaki pratikliğinin bir göstergesi.

Bu mevsimde Fethiye'de özellikle de Çalış sahilinden Günbatımını seyretmek haz verici. Güneşin kimi yerlerden denize dalışını, kimi yerlerde ise bir adanın ya da tepenin ardına saklanışını an an izlerken bambaşka alemlere dalıp gidiyorsunuz. Hele hele yanınızda çok değer verdiğiniz dostlarınız varsa hazzın doruklarında dolaştığınızı hissediyorsunuz.

11 Mayıs Fethiye için aslında çok acı bir gün. Çünkü 11 Mayıs 1919 günü İtalyanlar tarafından işgal edilmişti. O günleri Cavit Aker'in anılarından okuduğumda çok etkilenmiştim. Hele hele Muğla Gazeteciler Cemiyeti'nin 2014 Cavit Aker büyük ödülünü alınca bu bölge tarihine ilgim daha da artmıştı.

Cuma sabahı çok erken uyandım. Sahile çıktım. Dileğim Cavit Aker ve Mekri > Beşkaza milislerini anmaktı.

Fethiye yaza hazır. Gözlerim uzaklardaki limanda Çalış sahilinde yürüdüm, yürüdüm. Babadağı da Mendos da bulut sarmalında. Deniz, her saniyede renkten renge girerken dalgaların ne anlattığını çözmeye çalışıyorum. Sahile yürüyüş için çıkmış tek Türk benim. Karşımdan gelenler, arkamdan gelip geçenler sarışın, çekik gözlü, zenci. Aralarında Türkçe konuşan yok.

Bugün Hatem Okullarında genç öğretmenimiz Irmak'ın (Karaca) Mori için yoğun çabalarla hazırladığı bir programımız var. Öğrenciler beni bekliyor. Sevgili Meral ( Metin) bu program için arkadaşlarıyla Dalyan'dan kalkıp gelmiş. Irmak kızımızın annesi Cemile Hanım zaten kaç gündür bu etkinliklerin telaşında.
Hatem Okulları mimarisiyle oldukça güzel bir okul. Şehrin ortasında ve bahçesi geniş. Konferans salonu da oldukça iyi.

Öğretmenlikten kopalı üç yıl olmuş. Ama geride kırk beş yıllık bir öğretmenlik yaşamı var. Sevinmemek ve heyecanlanmamak olanaksız. Öğrencilerin gözlerindeki pırıltı muhteşem. Kitabı daha önce alanların Mori'yi çok sevmiş olmaları ayrı bir sevinç kaynağı. Bir yazarın en büyük mutluluğu yarattığı kahramanlarının okurlarıyla buluşması ve bütünleşmesiyle gerçekleşiyor.

Gün çabuk geçiyor. Dönüş bekliyor beni.

İnsanın, anılar bohçasını birbirine değer vermenin ürünleriyle doldurmasından daha değerli ne olabilir ki...

Fethiye'de tüm programlarımı planlayan Sevgili Cemile Karaca Hanıma eşi Mustafa Karaca ve kızları genç öğretmenimiz Irmak Karaca'ya, Fethiye'nin çalışkan Belediye Başkanı Sayın Behçet Saatçı'ya, ADD Başkanı Haydar Topçu ve üyelerine. Cumhuriyet Kadınları Derneğine, Hatem Okullarına, Uygar Otel'in sahibi can arkadaşlarım Zeynep - Nasuh Karaçav'a, etkinliğimizi Dalyan'dan arkadaşlarıyla birlikte onurlandıran Sevgili Meral Metin'e çok teşekkür ediyorum.

Yorum