KAYGI DURUŞU

Başlık bana ait değil Sevgili Dostlar çok değerli yazarımız Sunay Akın`dan alıntı , dün sosyal medya sayfasında yazdığı cümlelerin arasında en çok aklımda kalan ve bugünümüze tercüman olmuş en güzel iki kelime! “…sizleri bu üzücü haber sonrasında insan hayatına ve evlat acısında saygı göstermeyen paylaşımlardan dolayı bir dakikalık “kaygı” duruşuna davet ediyorum” tam olarak buydu cümlesi…

Bu cümleler ve daha fazlası aslında 11 tane genç kadının hayatını bir uçak kazasında kaybetmesiyle gündeme oturdu. Türkiye`de ünlü bir işadamının kızı ve yine kendi çevresinden olan yakın dostlarıyla bekârlığa veda partisine gittikleri ülkeden dönerlerken bilinmeyen bir sebeple (henüz) uçak düştü ve hepsi hayatını kaybetti. Buraya kadar tamam, çok acı ve gerçekten içler acısı bir durum, o aileleri düşünemiyorum bile! Ama yok, bizde çok laf yapan var bilirsiniz, önüne gelen konuşabildiğini, yorum yapabildiğini, bir fikri ve hatta sanırım omuzunda taşıdığı kafatası dediğimiz organının içerisinde bir “beyin” olduğunu düşünmekte!

Bu haber ilk verildiğinde gündeme düşen pek çok acı haber gibi izledim, okudum ve üzüldüm, gerçekten üzüldüm, “Allah ailelerine sabır versin “ dedim ve hayatıma devam ettim. Daha acısı bu habere yapılan iğrenç yorumlar oldu, kazadan sonraki gün bir baktım yine aynı haber gündemde. Merak ettim acaba sadece kaza değil miydi de bir daha manşetle haber olarak karşıma çıkmıştı, tek tek yorumları midem bulana bulana okudum, sonuna kadar okudum. Okudum ama kendimi üzmek için, bunalıma sokmak için değil, okudum çünkü aramızdaki bu zihniyetleri tanımak istedim, bilmek istedim. Kimdi bunlar? Nasıl bunca kelimeyi bir araya getirip böylesi iğrenç cümleler kurma cesareti gösterebiliyorlardı? Hangi kalple, hangi duyguyla yazabildiler? Aklımı kaçıracağım sandım, biz vicdanı, üzülmeyi, sevgiyi, şefkati ve benzeri duyguları hangi ara yitirdik, nerelerde unuttuk? Yahu insan öldü insan! Aileleri bilmedikleri ve tanımadıkları bir ülkeye gidip evlatlarının bedenini değil parçaları toplamaya gitti… Bu nasıl tarifsiz bir acıdır kim bilir ve kendini bilmez insan müsveddeleri ise hayatını kaybetmiş bu insanların fotoğraflarının altına öyle yorumlar yazıyor ki ben burada cesaret edip yazamıyor paylaşamıyorum bile! Üstelik burada yaşanan trajediyi alıp, yurdumun Doğusundan gelen şehit haberleriyle karşılaştırıp abuk subuk yazılanlara girmiyorum bile!
Sen kimsin de benim ölen birileri arkasından yaşadığım üzüntünün derecesini sorarsın, kimsin? Sen beni, onu, bunu, şunu tanıyormuşçasına oturduğun yerden ahkâm kesemesin efendi! Olabiliyorsan sadece insan olsun ama o insan cüssesinin içine de biraz olması gereken insani duygularını da eklemeyi unutma, elbet becerebilirsen!

Bu yazılanlar aslında ne kadar da güvende olmadığımın/olmadığımızın bir kanıtı değil mi? işte “KAYGI”  tam olarak bu noktada başlamakta Sevgili Dostlar. Bu zihniyetteki adamlarla iç içe olduğumuz aşikâr, o zaman sokakta başıma bir şey gelse hak ettiğimi düşünecek, belki de bir tekme gelip kendi atacak. Ya da adamın birine yüz vermedim diye beni çekip vurmaya kalksa çıkan gazete haberinin altına yazmadığını bırakmayacak, malum hayat tarzım onun minnacık beyniyle örtüşmediği için ben kakayım, öcüyüm ya öleyim ne olmuş, ona göre bir mikrop eksilmiş olur ama bir bilse asıl mikrop kendisi!

Buraya böyle yazıyorum çiziyorum ya şimdi, bilseniz aslında aklımdan geçen cümleleri ve yazık ki onlar kadar cesaretli olamıyorum, onların ölen insanlar için söyleyebildikleri cümlelerin üstüne kuracak bir cümle yok aslında, kızgın bile olsam yok! Karşıma alıp “Nerede kalbin, nerede sende olması gereken yerlerin” desem, bence boş boş bakar suratıma ve yine kendisine hak vererek!

Şiddeti de kötülüğü de içimizde ilmek ilmek büyütüyorlar, her seferinde yeşertiyorlar ve bunu güzel olan her şeyi soldurarak/yok ederek yapıyorlar, onlar her kimse korkarım ki çoğalıyorlar… Evet evet olan bu! ölünün arkasından nefret kusulan cümlelerden sonra yine korkarım ki olan umudumda yok olmaya yüz tuttu…

Sokaklarımızda kaygı büyüyecek de olsa sen yine de o vicdanı ve iyi olma isteğini kaybetme bari…

Şehrimden Sevgiler

Yorum