Sempati Mobilya

ŞİRİN BABA ÖLDÜ

Uzun uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde küçük mavi yaratıklar yaşarmış" diye başlayan efsanevi çizgi dizi "Şirinleri seslendiren Nur Subaşı artık aramızda değil.

Çocukluğumun en tanıdık sesiydi o. Türkiye’de her akşam iftar sofralarında onun duası sonrası Âmin denilir, yemekler yenirdi. İkimizde Ankaralıydık; Hayatının büyük bir bölümünü Ankara’da geçiren Nur abi ile benim  tanışmam ise radyo “Bodrum FM”de oldu.

Nur Subaşı'nın sesini, Esaretin Bedeli filminde "Hapishaneye bir şeyler sokabilmemle bilinirim" diyen Ellis Boyd karakterinden de tanıdım. TV'deki iftar ezanından sonra ellerimizi açtığımızda dua eden ses de onundu. O, Jack Nicholsun dahil olmak üzere onlarca Hollywood aktörünü başarıyla seslendirdi. Sayısız karakteri anlamamızı sağladı. Seslendirdiği karakterleri ise bizden biri yaptı.

Radyoya geldiği zamanlar seslendirmelerin ardından karşı taraftan onay beklerken, aralarda bol bol kendisi ile sohbet etme imkânı bulurdum. Hayata dair her şeyi biliyordu ve bitmez tükenmez o kadar çok hikâyesi vardı ki…

Kendisini dinlemekten o kadar keyif alırdım ki, bir gün akşam gel Gümüşlük Arriba Pansiyon’da kalıyorum, iki kadeh bir şeyler içeriz dedi bana. Benim için çok büyük bir şerefti ve derya gibi bir insanla şerefe diyecektim o akşam.

Ve böyle başladı Nur abi ile dostluğumuz. Her yaz geldiğinde ne haber evlat bu akşam içiyor muyuz? Diye arardı. Gün batmadan otururduk rakılı sohbetlere, o hikâye senin bu hikâye benim der içerdik.

Sesini koskoca bir neslin aklına kazımış olan Nur abim emekliliğin ardından yönetmenlik yapmaya da devam ederdi. Görselliğin bu kadar ağırlıkta olduğu dünyada yalnızca sesimizle insanların kafasında yer ettik derdi hep. Bazen sesini tanıyoruz, "Aa bu filmde de aynı ses", bazen reklamlarda görüp tanıyorlar ama sesin sahibini bilmiyorlar evlat derdi, sonra geçerdi hikayelerine: “Günün birinde Ramazan günü alkollü iken aracını trafik ekipleri durdurmuş, Nur abi polislerle atışınca karakola götürmüşler. Karakolda tabi kendisine bir sürü laf sayıyorlar, Nur abi altında kalır mı? Çatır çatır karşılık veriyor. Utanmıyor musun ramazan günü zil zurna sarhoş olmaya birde sorun çıkarmaya diyor komiser, o tınlamıyor bile ne amiri ne memuru. Arada orta yaşlı polislerden biri bu ses hiç yabancı değil bana diyor? Nur Abi’de her akşam dinlediğiniz İftar duasını okuyan benim deyince, Aman beyefendi daha önce niye söylemediniz diye bir hürmet bir hürmet… Nur abi hikâyelerini anlatırken zamanın nasıl geçtiğini bilmezdim. İçimizden biriydi ve hep içimizde yer alıyordu. Artık içimizde kalacakta, çünkü sevenleri onu unutamaz.

"İyi bir çocuk olursanız, bir gün siz de Şirinler'i görebilirsiniz" cümlesini hatırlamayan var mı? Eminim ki küçükken Şirinler izleyen çocuklara "İyi çocuk" olmaları karşılığında en iyi teklifi yapan ses, o sesti. İşte o sesin sahibi Nur Subaşı artık yok.

Gel Evlenelim Yürü Boşanalım; Necati Cumalı’nın kaleme aldığı bir tiyatro oyununun yönetmenliğini de yapmış bir aralar. Oyunu anlatırdı bana içinde geçen hikâyeleri ile. Nur abi bir Bektaşi hoşgörüsüyle çok iyiydi. Yönettiği o oyunda günümüz ilişkilerinden örneklerde vererek ne hale geldik bak evlat! derdi.

Evlenelim denince hemen “Evlenme Memuruna” koşan boşanalım denince de “Mahkemeye” giden sevdalılarla dolu şimdi memleket. Ben Gel Evlenelim Yürü Boşanalım oyunun ruh ve yapısına uygun bir yorum getirdim yönetirken. Bir başka deyişle, klasik bir yorumla baksaydım, yönetseydim, ne hayatta nede tiyatro da bu derece başarılı olamazdım derdi.

Benim hikâyelerimi de dinlerdi Nur abi… Çakır keyif olduk mu; Şu hikâyeyi bir daha anlatsana derdi bana. Dilim döndüğünce argonun ve küfürün çok yerinde kullanıldığı o hikâyelerimi anlatırdım abime, o ise saflığın ve zarafetin alttan alta aktığı bir olgunlukla beni dinler, dinler, dinlerdi.

Artık beni Gümüşlüğe çağıramayacak, tek başıma onunla içtiğim tahta masada belki son kez rakılayacağım onu yad ederek. Hoşçakal abi, güle güle usta, geriye, ne mutlu ki, sesinin olduğu çok sayıda karakter bıraktın. O, çocukların Şirin Baba'sıydı. İftar sofralarının duası Nur Subaşı’ydı;

NUR içinde yatsın.

Yorum