Sempati Mobilya

HATİCE

Pek çoğumuzun hayatına bir “Hatice” eli değmiştir illaki veya rastlamışızdır bir yerlerde bir tane Hatice`ye, hani derin paylaşımlarınız olmadıysa da en azından bir selam vermişsinizdir...

Kim bilir belki bir anneydi, belki kuzenin ya da komşundu, hatta en yakın arkadaşın veya sabahları sana kahveni tam istediğin gibi hazırlayan güler yüzlü bir barista...

Benim hayatıma da çok denk geldi, hem severim de Hatice ismini... Hepsi de sağ olsunlar nefis insanlardı ama bugün bütün Hatice’ler den müsaade isteyerek size aralarından bir tanesini anlatmak istiyorum...

O, vefalı bir dosttu hani kendi derdini unutup seninle ağlayan insanlar vardır ya işte öylelerindendi; ailemle omuz omuza en acı günümüzde adeta bir parçamız gibi en önde yürümüş olan bir dosttu, “gibi” dedim ya az önce hata ettim çünkü bizim parçamızdı aslında...

Ben şurada tanışalı birkaç sene olmasına rağmen, yüreğindeki sevgi dünyanın öbür ucuna kadar yıllar önce ulaşmıştı. O dönemlerde Sydney şehrindeydim ve ne zaman yurdumdan birileriyle telefonda konuşacak olsam cümle aralarında bizim Hatice’nin ismi illaki geçerdi, merak ederdim “kim bu?” diye, sonra iyi ki de tanıdım…

Gün geldi yurdumuza döndük, yolları önce annemle kesişti ve anında yoldaş oldular… Sonra hiç zaman kaybetmeden en samimi “kahve” dostu oluverdiler, Sevgili Dostlar “kahveye dost” demek o minicik fincan kahveyi tüketsen bile paylaşılanların çoğaldığı özel anlar demektir! Onların da paylaştıkları her geçen gün çoğaldı ve her annemi aradığımda arkada mütemadiyen Hatice’min şen sesi; nasıl zarif ve nasıl samimi... Zaten komşu olmaları da dostluklarını pekiştirmişti, hayrandım bu kadınlara… Son ziyaret ettiğimde “bu sefer kahveler ve ikramlar benden” deyip oturtmuştum ikisini de sonra da dedim ki “yazık size, siz evlerin dış kapılarını kaldırın ve aradaki duvarı kırıp oraya içerden bir kapı yapın geçişiniz kolay olsun bari”, öyle yan yana evler düşünün, kahkahalar havada birbirine karışmıştı... Hafta sonu boyunca kaldığım günlerde kahvelerini hiç birbirleri olmadan içmediler. İstanbul`a döneceğim gün ise bu sefer Hatice’m bizi çağırdı, mis gibi kahve ve ikramları eşliğinde sohbeti bir eşsizdi, memleketi konuştuk derin derin ve meğer kafalarımız nasıl da aynıymış bilmiyordum, bir kere daha hayran kalmıştım içi-dışı bir olan bu kadına...

Hatice üç evlat yetiştirmiş ama sadece kendi yetiştirmiş olan muhteşem bir anneydi... Ama çocukları da sağ olsun öyle... Böyle muhteşem kadınlara çoğu zaman hayırsız adamlar denk gelir ya hani, yazık ki bizim Hatice’mize de denk gelmişti bir tane, ayrılmışlardı neyse ki ve tuhaftır ben hiç görüp denk gelmemiştim bu adama, taa ki bir gazete haberine kadar…

Hayatın yükünü gizlice omuzlamış ama evlatlarına belli etmeden gülen yüzünün ardında akıttığı gözyaşlarıyla yaşamını başarıyla sürdüren Hatice bir akşamüstü ekmek almak için kapısından çıkmıştı, kim bilir nasıl nefis yemekler yapmıştı yine de tek eksiği ekmek olmuştu… Hemen evinin karşındaki büfeye gitti, malum bir yanı korkuyordu da “acaba karşısına çıkar mı bu adam, bir zara verir mi” diye, uzaklaştırması da varmış üstelik! ... Oysa nereden bilecekti ki tam da iki adım ötesindeydi ve nereden bilecekti ki o gün o da kadın şiddetine maruz kalacağını!

Gözünü kırpmadan oracıkta vurdu Hatice’mizi, önce emin oldu gittiğinden sonra da kendi canına kıydı... Hastaydı ama yine de kanuni kapsamlarda uzaklaştırma verilmişti, kendisini vurmayıp tutuklansaydı bile yüksek ihtimalle ceza alamayacaktı bu adam, o zaman hasta diye içerde tutamayacağın adama sen neden uzaklaştırma verirsin ki? Şuan da sorması da, konuşması da manasız elbet, ama örnekleri çok var ve hep olacak bunlar memleketimde, yazık…

Şimdi yok Hatice’m, hep yazdığım ve de yorum yaptığım çeşit çeşit kadına şiddet hikâyesinin tam ortasındayım bu sefer... Dostunun bu anlarına tanık olan komşuları (biri annem) bugünü asla unutamayacaklardı, kahveleri artık yarım kalacaktı…

Kadının kıymet verildiği bir dünya hayal ediyorum; sadece şiirler yaz ona yeter, sev yeter, gül yeter, hiçbiri zor değil “adam” hiç biri… Güzel Kadınlarım “Kadınlar Günün” şimdiden kutlu olsun, her gün senin ama yine de kutlu olsun!

Bir kadını ortadan ikiye böl…
yarısı annedir,
yarısı çocuk,
yarısı sevgili
yarısı aşk...

duyanlar bunu bilmez,
görenler anlamaz bunu!
yarısı rivayettir,
yarısı gece.

Cemal Süreyya

Hatice’m mekânın cennet olsun...

Şehrimden Sevgiler,

Yorum