Sempati Mobilya

KUKLACININ TUZAKLARI...

Bugüne kadar ne kuklaya, ne kuklacıya, ne de onların dümen suyuna girenlere eyvallah etmeyen kişiler, bundan sonra da bu oyunlara prim vermezler.
Hayatı dışarıdan bir gözle seyretmek nasıldır hiç düşündünüz mü? Şimdi o da nedir diyorsunuz belki de... İnsanların kim olduklarını bilerek yaşamak insana çok acı veren bir duygudur. Tepkileri, eylemleri ve düşünceleri hep aynı olan kişiler ile yaşıyorsanız nabzınızı kontrol edin.

Toplum olarak zaafımız bu bizim; kuklacıyı bırakır kuklaya bakarız. Kuklayı ciddiye alır, onun hal ve hareketlerinden, jest ve mimiklerinden derin anlamlar devşirmeye, onlar üzerine bilgiççe yorumlar yapmaya bayılırız.
Seyircinin tüm dikkatini üzerine çektiği kuklanın hiçbir marifetinin kendisine ait olmadığı gerçeğini görmezden geliriz.

İşte kuklacının bizden istediği şey de budur: Kendisine değil, kuklaya dikkat çekmek. Kuklayı alkışlarız, kuklacıyı alkışladığımızı bilmeden. Kuklayı yuhalar ve ıslıklarız, fakat kuklacıyı omzumuza alırız.
Çünkü robotlaştırılmaya başladınız mı, sistemin ya da insanların kölesi olmuşsunuz demektir.

Zamanında kukla yaratıcısı Gepetto güzel bir eser olarak Pinokyo’yu üretmiş. Ama üretirken eksilerini ve artılarını düşünememiş. Yani, bir kuklanın bile eksikleri olabileceği hiç aklına gelmemiş. Hepimizin bildiği üzere kuklalar insan emeğiyle yapılan oyuncaklardır. Tabi şu gerçeği de unutmamak gerekiyor, zavallı Gepetto ustamız bunu yaparken yüreğinde en ufak bire kötülük dahi yokmuş. Ama milenyum insanları diğer insanları kukla gibi oynatıp adeta yönetmeye çalışıyorlarya,  kuklaların sağır ve dilsiz olduklarını da zannederek.

Kuklacı ile kukla arasındaki gizli bağlantıyı fark edemeyenler, çoğu zaman kuklayı ıslıklarken kuklacıyı alkışlamak, kukladan nefret ederken kuklacıya aşık olmak, kuklaya tükürürken kuklacıya öpücük atmak gibi komikliklere sık düşerler.
Bu komikliklere hiç düşmeyenler de vardır. Sıradan insanlar kuklaya bakarken, onlar kuklacıya bakarlar. Perdenin arkasını görme ayrıcalığına sahip oldukları için de kendilerine övünme payı çıkarırlar. Onlar külyutmaz cinsindendir. Herkes kukla üzerine konuşurken, onlar kuklacı üzerine konuşmaya ve ona dikkat çekmeye çaba gösterir. Fakat bu ikincilerin durumu, kimi zaman, birincilerden daha komik ve acınılasıdır.

Bana kalırsa; özünü korumayı bilmek her zaman geçerli bir çözüm yoludur. Her şeye evet diyerek başarıyı ilke edinenler kendilerine saygısı olmayanlardır. Bu devirde en çok insanların dediği cümle şudur: “Ya kaybedersem...” zaten bunu düşündükleri için beyinlerine negatif cümleyi göndermiş olurlar ve bu yüzden bu olay aynen gerçekleşir. Çünkü korku, güvensizlik ve şüphe hayata perde çeken duyguların en zararlılarıdır.

Kuklacı ile kukla boş şeyler düşünmeyin bunları...

Sevgi X ruhun = Sen

Gönlünün götürdüğü yer her zaman doğru adrestir. O zaman bir kukla olmak yerine özünüz olursunuz. Hadi diyelim ki hayatta başarıyı yakaladınız ama dostlarınızı ihmal ettiniz işte o zaman sınıfta kalıp koca bir sıfır notu alırsınız.. Aynı sınıfı baştan okuyun durun.

İstediğiniz kadar başarılı olun ama asıl başarının kalbinizdeki iyilik olduğunu asla aklınızdan çıkartmayın. Şunu bilin ki, bilinçaltının tuzakları çok acımasızdır. O tuzaklardan kurtulmanın yolu sevginin gerçek anlamını bilebilmekten geçer.

Hiç alakası yok ama Diyarbakır’dan bir fıkra anlatayım sizlere gülün gitsin en iyisi, yada düşünün gitsin en kötüsü;

Diyarbakırlının biri bir gün  tepeye çıkıp dua etmeye başlamış.
-Allahlım baan para ver. Ev alacam, Araba alacam..
Tam o sırada deprem olmuş. Adam paldır, küldür yere yuvarlanmış. Adam kalkıp ellerini açmış.
-Taam Allah’ım vermisen, vermisen niye kızısen
Hade kızısen kızısen: Beni niye itisen…
Muhabbete Müebbette kalın…

 

Yorum