Sempati Mobilya

SED SAD İLE VEZİR VE HIZIR'IN MASALI

Rahmetli ninem anlatırdı. Ona da büyük büyük nineleri anlatırmış. Ben de "Hayır olsun" diye anlatmak isterim.

Zaman zaman içinde gökyüzündeki milyonlarca yıldızdan birinde 
Bizya diye güzel mi güzel bir ülke varmış. Bu ülkede her şey yolunda değilmiş; ama insanlar huzur içinde, yarın endişesi olmadan yaşayıp giderlermiş.

Bizya'nın komşularından biri Benya diye küçük bir ülkeymiş; ama Benya tarihte Bizya'yı da içine alan çok büyük bir devletmiş. Benya'yı Sed mi desem, Sad mı; adı hep karıştırılan bir başkan yönetirmiş. Sed Sad'ın en büyük hayali tarihteki büyük Benya imparatorluğunu yeniden kurmakmış.

Günün birinde Bizya'nın yöneticileri başta olmak üzere birçokları Benyalıları Sed Sad'la savaşa çağırmışlar. Ne yazık ki kimin kimi, neden öldürdüğü anlaşılamadan on binlerce insan ölmüş. Milyonlarca insan Bizya'ya sığınmış ve zamanla Bizyalı olmuşlar.

Gel zaman git zaman, Benyalılar, burası zaten bizim ata yurdumuzdu, demişler. Sed Sad da Bizya'ya da başkan olacağım diye tutturmuş.

Bizyalılar:

- Olmaz! Bizya'da hakanlık yok, dedilerse de o dinlememiş.

Sed Sad'ın işbilir bir veziri, bir de Hızır'ı varmış.

Vezir, Sed Sad'ın bir dediğini ikiletmez; her huzura çıkışta:

- Ballar balını buldum; vezirliğim yağma olsuuun, diye destur verirmiş.

Hızır da kapı ardında bekler. Sed Sad gel, dediğinde koşar gelir:

- Devlet, kulunuz; bağlar bahçeler mülkünüzdür, dermiş.

Bir gün Sed Sad aslanlar gibi kükremiş:

- Tez bana öyle bir Kanunuesasi hazırlayın ki ben istediğimi yapayım; ama kimse bana zalim demesin. Bu öyle bir Kanunuesasi olsun ki her şey bana tabi olsun; ama herkes beni demokrat bilsin.

Vezirle Hızır, baş başa verip düşünmüşler de düşünmüşler:

Hızır:

- Vezir, Bizya'da başkanlık yok. Halk kabul etmez, demiş.

Vezir:

- Kolayı var. Biz de "reisbaşkan" deriz, diye kestirip atmış.

Hızır:

- İyi ama ikisi de aynı anlamlı bunların, demeye çalışmış.

Vezir:

- Hızır kardeş Sed Sad bize Kanunuesasi'de "Her şey bana tabi ve demokrat olsun demedi mi?" Ee, isteyen reis,isteyen başkan desin... İsteyen de reisbaşkan desin kardeşim. Demokrasi bu. Bundan iyi çoğulculuk olur mu? İşimize bakalım, demiş ve susturmuş Hızır'ı.

Uzatmayalım. Vezir'le Hızır tam da Sed Sad'a uygun bir Kanunuesasi hazırlamışlar.

Bizya'nın payitahtında Rabya Sarayı diye dillere destan bir saray varmış. Set Sad'ın en büyük hayali bu sarayda pir elinden bengüayran içip sonsuza dek yaşamakmış.

"Allah mum yakana mum, fener yakana fener verirmiş."

Sed Sad da çalışmış çabalamış, Vezirle Hızır kul köle olmuş. Rabbim de bir istediğini hep iki vermiş.

Siz; olur mu, olmaz mı, diyedurun. Sed Sad, Bizya'ya reisbaşkan seçilmiş. Bizya'da kırk gün kırk gece cülus törenleri yapılmış. Törenlerin son gününde gökte melek kanatlı bin uçak görünmüş. Bu uçaklardan birinden göz kamaştıran bir ışık yayılıyormuş. Uçak gelmiş, tam tören meydanının ortasına çıhmış; pardon inmiş. Uçağın kapısı açılır açılmaz ta magripten maşrıka bütün devletlerin temsilcileri yerlere dek eğilerek Sed Sad'ı selamlamışlar. O sırada sakallı, badem bıyıklı, cüppeli, sarıklı ve de fesli pir mi, şeyh mi desem adamlar zikrediyor, apronda develer kurban ediliyormuş.

Birden kalabalık arasından Vezirle Hızır çıkmış. Ellerinde devasa bir kitap varmış.

Hızır, boğazındaki müzmin gıcığı temizleyip kısık kısık:

- Efendim, demiş ben Hızır kulunuz ve Vezir hazretleri ölçtük biçtik tam size göre bir kanunuesasi hazırladık. Artık kimse size Kanunuesasi'yi ihlal ediyorsun diyemez.

Vezir ağır çekim bir sesle:

- Emirleriniz harfiyen yerine getirilmiştir.Yolunuza bir olup bin ölmeye hep hazırız reisbaşkanım, demiş.

Sed Sad kitabı almış, üç kez öpüp başına koymuş ve gürlemiş:

- Ey beni diktatörlükle suçlayan demokratlar! Benya'da beni diktatörlükle suçladınız.Yurttaşlarımı kamplara ayırıp kırdırdınız.
Sıkıysa şimdi karışın işime. Kanun da benim, savcı da hakim de; devlet de benim, halk da millet de...

Ninem, burada soluklanır;

- Sed Sat ermiş muradına, Hızır'la Vezir çıkmış kerevete. Gökten üç elma düşmüş biri anlatanın, biri dinleyenlerin, biri de uyuyanların başına, deyip masalı bitirirdi.

Masalın böyle bitmeyeceğini düşünen torunlar sorardık:

- Ee, sonra ne olmuş?

Ninem;

- Benden bu kadar. Sonrasını da uyuyanlar düşünsün der, sırtını döner giderdi.

Yorum