Sempati Mobilya

YAŞAMI ZORLAŞTIRMAK

Düşüncelerim ellerimden hızlı olduğu için eskiden yazmayı başaramazdım. Ellerim yine yavaş ama düşüncelerimde artık yavaşlamaya başladı diyorum kendi kendime

Başka başka ruhlar ve değişik bakış açılarına ihtiyacımız varmış yazmak ve yaşamak için aslında ömür denilen bu yolda.
Şimdi ise bastonlar dolaşır oldu içimizde, yavaşlığımız belli ki ondan. Küçümsediğin şeylere dikkat et" diye söze girdi içimdeki İhtiyar. "O küçük şeylerin içinde bir kaplan uyuyor olabilir. Düşün ya ansızın uyanırsa!"

Çok öfke var be etrafta ihtiyar, diye sızlandım. Başka dertlerim vardı! Çocuk kalbimde, gökkuşağı altından geçmek isterdik hep… Gökkuşağı (yedi renk bulunur: kırmızı, turuncu, sarı ,yeşil, mavi, lacivert ve mor). Geniş bir yay şeklinde görülen gökkuşakları en yaygın olarak görülen çeşit olurken kırmızı en dışta, mor ortada görülen daha sık çıkan gökkuşağı çeşididir.
Bak altından geçer miyiz, sence?” diyerek hayaller kurardık. Gökkuşağının altından geçmek, olası mıydı acaba?

Bu merak ve hayal dolu çocukluk günlerimi aşıp büyüdüğümde, yaşadığım bu ve buna benzer birçok olayın aslında metafiziksel konular olduğunu anladım. Bunlar sadece “inanç” tı. Yani “Dış dünyayı algılama isteği sonucu zihinde oluşan bir anlayış biçimiydi. Halk inançlarıydı.

Anadolu’da yaşayanlar o eski insanlar  bir "güzellik çağı" başlattılar. Ellerindeki Kitabı anlayarak hazineleri bulmaya, dünyanın işaretlerini çözmeye başladılar ve hayatı estetiz ettiler. Muhteşem bir kültür oradan yükseldi. Hayyam'ın cebir, Cezeri'nin mühendislik kitabı 18. yüzyıla kadar Batı üniversitelerinde ders olarak okutuldu. Sağanak halinde evliyalar, bilgeler yağdı üstümüze. Fakat bazı "aşırı bağlılıkların" kültürel iktidarı ele geçirmeleri sonucu, kadir kıymet bilemedik, beklenen sıçramayı yapamadık.

Tabii hayat boşluk kabul etmiyor, sen durduğunda boşluğu başkaları dolduruyor! Öyle de oldu. Biz ağır kaldıkça, gelip boşlukları doldurdular. Gökkuşağı da öylecene olduğu yerde kaldı. Biliyorduk bizde geçemeyecektik zaten, takip et et yorulduk Gökkuşağını... Hayata sarıldık.

Her şey bir yalandı aslında; Bir yalanın içinde olma stili sizi mutsuzluğa sürükler. Çok çalışacağınız değil keyifle çalışacağınız bir hayatı seçin, hepimiz öleceğiz.  Ölüm ölen için bir şey değildir. Ölüm acısı ise kalanın emek verdiği şeyler üzerinden tarif edilen bencilliktir. Acıyı anlatmak dili ise artık o hayatımda olmayacak diyerek, harflere ve seslerle betimlenmektir ölüm.

Ağlar sızlanır kahreder, bazen de uzun hava söyler ağıtlar yakarsınız.  Rahat bir insan olun ve baktığınızdan fazlasını görün. Görmek ve bakmak arasındaki farkı da ölmeden hissedin.

 Kendin gibi olmayanlara hayatında koyduğun bariyer zaman kaybından başka bir şey değil bunu bil. "İnsan her zaman bilmez, bazen hisseder. İnsanda gizli güçler vardır. Bazıları bu güçleri fark eder ve iyiliğe, bazılarıysa kötülüğe kullanır..."

Modern kişi kendini bir türlü "insan" edemiyor ama robot etmek için çabalıyor. Buna bilim, bilimsel ilerleme falan diyorlar.  Fazla bilmeye de gerek yok; Paniğe gerek yok yani... Her kış  çıkarıp koymalı insan ömrünü masaya. Yüzüne bir ışık kondurup temize çekmeli hayatı. Martıyı şahit tutmalı bence, onu diyorum.

Hayatınız boş yere etkilemeyin, çok bilmekte iyi değildir, silkinin Mutlumu sunuz?

İyi şeyler hissediyormusunuz? Bunlara bakın.   

Allahın; "Sana sık sık eşeğini kaybettirip sonra bulduruyorsa,

bir: O Seni çok seviyor! İki: O işte yüksek bir ders vardır. .

Kimse kimseyi dinlemiyor, vereceği cevabı kuruyor. Nasıl bi'laf etsem de şunu sustursam diye! Oysa önce dinlemek ve anlamak olmalı insanın nasibi. "Cahille aşık atılmaz kaybedersin. İç sesleri dinle. Dut yemiş bülbülün bile içindeki konuşma bitmez. Kalbi fısır fısır fısıldar durur peşinde. Dışarısı çok gürültülüdür. Duyamaz insan iç sesini, sağır olur 'gak gudu gak' kazların arasında."
Hayatlarına kurallar koyanlar, kurallar koymayanlar vardır.
Ama bilginin bir kuralı yoktur ve bilgi zaman geçtikçe değişmekte ve farklılıklar göstermektedir ki; Sen bunlar içinde yanılgıya düşer, yanılmışım diyebilirsin. İşte erdem budur. Ama yanıldığını saklamak ve bu tarz tutumdan korkmak seni toplumdan git gide uzaklaştırmaktadır.  Dinlemekten yorulmayın, insanlara emek harcayın, onlarla uğraşmaktan da korkmayın.

Hayat yüzmek gibidir. Suya ilk girdiğinizde korkarsınız, çabalarsınız.
Sonuç: Daha sonra suyun içinden çıkmazsınız.

Kendini bilen Rabbini bilir" hadisinde söylendiği gibi Allah'ı Öğretmen bilmek. Kendi özümüzü bildikçe "Allah'ın bilinmez olan hazinesini" idrak etmeye başlamaktır ömür dediğin. Vicdandır, gözünün bebeğindeki merhamettir inandıkların...
Şimdi sıra bu inanç arayışının kodlarını İŞ dostlarla kurmakta veya kurcalamakta.

Benim çocukluk heyecanlarımın doğurduğu bu merak, sayısız inançların varlığını bulmamı sağladı. Bunlara inanın ya da inanmayın...  İnançlar kişilerin vicdanlarında sağlam bir yer kazanmalıdır. Önemli olan inançların topluma ve insanlığa zarar verecek boyutlara ulaşmamasıdır.

Dudaklarımda mırıl mırıl kendi ebem kuşağımın hikayesi. Öfkenin, hırsların yerini tevekkül alıyor büyüyünce usulca.  Bir gençlik heyecanı ise, evet her zaman yanı başımda. Denize bakıyorum.

Kış başladı görüyormusun güzelim.  Bir ilham ise ense kökümde. Ve martı uçuyor alnımda.

Kafamda sorular: Bir ömrün bedeli nasıl verilir? Yaşamlarınızı zorlaştırmamanız arzusuyla....     

Hoşgeldin 2018...

Yorum