2017

Yılın bitmesine artık günler kala önüme bakmak yerine bir an durup arkama bakayım istedim, bakın neler gördüm neler…

Daha 2017`nin ilk sabahında dehşet dolu bir güne uyandık, adamın biri İstanbul`un en gözde mekânlarından birine elini kolunu sallaya sallaya girdi ve de önüne denk geleni vurup öldürdü…
Yılın ikinci çeyreği tarihe imzasını atan cinsten oldu mesela, hayatımda hiç duymadığımız kadar “Evet” ve “Hayır” kelimelerini duyduk milletçe, %51 ile “Evet” dendi belki ama “Hayır” oranlarına bakınca %49 aslında Türk milletinin cesur duruşuyla umut vaat eden bir sonuç oldu… Neticede “Başkanlık” sistemi geldi mi, geldi!

Biz Hollanda ile bir sürü sebepten kopma noktasına geldik, bazıları Katar`ı aforoz ederken kimisi kol kanat gerdi, öbürü ülkeme giremezsin dedi, birisi vize vermem dedi, berikisi senin soyundan gelen vatandaşım olsa da istemiyorum topraklarımda dedi, aman işte ülkeler arası minik anlaşmazlıklar yaşanmış 2017`de anlayacağınız, gelir geçer şeyler hem neler geldi de geçemedi değil mi ama?
Sonra bir “Adalet” yürüyüşü oldu! Bir siyasi partiye destek vermek veya öne çıkarmaktan ziyade temelinde sadece ve sadece “adalet” kelimesini temsilen yapılan bir eylem olup, adam yürüdü mü yürüdü, sesini duyurdu mu duyurdu peki her geçtiği noktadan birileri peşine takıldı mı, takıldı? Ben hiçbir yerde ne bir parti bayrağı gördüm, ne de parti adına yapılan bir aksiyon, tamamen “adalet”, ha sonuç mu? Bakın onu bende bilmiyorum! Sahi “adalet” tam olarak nerede?

Mesela bana yabancı biri gelip “sizin ülkenizde eğitim sistemi nasıl işliyor? “ diye sorsa, benden alacağı cevap kocaman gözlerimle boş boş bakışım olurdu. Toparlamak için cümleleri süsleyip bir şeyler uyduracak kadar bile bir veri yok elimde. Sevgili Dostlar belki de ben çok gündemin gerisinde kaldım af buyurun ama beni geçin de, hayata bir yerinden tutunup emek veren yüzlerce öğrenci biliyor mu ki sistemi? Galiba o yabancıya vereceğim cevap en fazla “şey yabancı, biz değişime açık ve hemen ayak uyduran bir toplumuz, çocuklarımız da sağolsunlar çok hızlı adapte oluyorlar, yanlış hatırlamıyorsam biz en son TEOGÖSYMAGAHAIUSBDHLK sistemine geçtiydik”, hangi harflerin bir araya geldiği sistemdeyiz şuan biri söyler mi?  

Ben arada dünya çapında ya da kendi sınırlarımızda devam eden kan dökme operasyonlarına hiç girmeyeyim, acı çok acı…

Sokakta hunharca, canice, vahşice savunmasız hayvanlara türlü türlü işkenceler yapanlara nasıl tanıklık ettik hepiniz biliyorsunuz, hiç detaya girmeyeyim çünkü canım acıyor…

Peki, yılın bitmesine günler kala hala kadınların katledildiğini de eklememe gerek yok sanırım! Öyle ki 2017 için bir oran alınamıyor bile, 31 Aralık bekleniyor tam sonuç için, çok yazık. Bir de cezalar neredeyse olmadığından, bu suçu gerçekleştiren çoğu canlı ( biliyorsunuz amip de bir canlıdır) yaptığını doğru bulan cahil bir kesim ne yazık ki!

Mesela 2017 içerisinde ruhu hastalıkla dolu bir başka lider, bilmem neredeki okyanus açıklarında garip nükleer denemeler yaptığını duyurdu veya duyduk, yani adam inkâr etmedi. Nerede yapıldığı net bile değil, belki de buna maruz kalan o nefis somon balığını ben çoktan hüplettim ve de 3 yıl sonra öleceğim!

Son çeyrekte yine gündeme güm diye oturan bir diğer konu da Rezzab oldu, ne adammış arkadaş! Şimdi yargılanıyor ama yaptıklarını yıllara yaydığında bu adam kaç yaşında başlamış kestirmeden hayatını daim ettirmeye belli değil, insan düşününce şaşıp kalıyor. Eeee herkes üzümü yemişte bağını sormak şimdi akıllarına gelmiş! Olan yazık Ebru`ya oldu yahu!

Yahu zamlarda girdi araya da gündem sağolsun öyle yoğundu ki, bizi o yakan zamlar elimize maaş bordrolarını alınca bir güzel anladık ve oturduk yerimize… Bunca vergi benim cebimden çıkarken, bana dönüşü ise hizmet yerine gündeme güm diye düşen birilerinin yediğini görmek oldu, vallahi pek bir acı!

Sonra tarzı bakımından biz Türk Halkına pek de yabancı olmayan biri daha var dünyanın bir ucunda, Trump! Kendisinin 2017 yılına damgasını vuran çok anları oldu fakat yılın sonuna imzasını akıldan çıkmayacak şekilde attı diyebiliriz, “Kudüs İsrail`in başkentidir” dedi ve bir güzel her yeri karıştırdı. Kudüs adeta bulunduğu konumda bir denge unsuru, ateşi fitilledi ve istediği de tam buydu! Sadece dilerim ki yine olan masumlara olmaz…
Bakalım bizimkiler çözer kesin bunu da, halkça merakla bekliyoruz!

Yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde en ilginç olanı ise şu sıralar gündemde olan karar  “15 Temmuz darbe girişimi ve girişimin devamı niteliğindeki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacağı” hükmü. Buna bir fıkra eklendiğinde şöyle devam ediyor (bazı kaynaklarca) "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15.7.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır." Şimdi buna ilişkin ilgili partiye ait bir mensup dün haber kanallarında bir açıklama yapıyor ki evlere şenlik, anlat deseniz de anlatamam çünkü anlamadım. Sorulan sorulara cevap veremediği noktada ise “Açıkça kararda belirtiliyor zaten” diyor. Ancak “açık” değil işte sorun bu, zavallı gazetecilerin derdi de zaten anlam vermek ve kanunun gerekliliğini anlamak. Ben ise oturduğum yerden bakınca, bu kararı şöyle anlıyorum; yani Allah göstermesin yarın öbür gün yine bir darbe girişimi olsa ve/veya benzeri bir tehdit durumunda halk sokağa dökülüp memleketini kurtarma eğilimi içerisine girdiği vakit aralarından biri beni de tehdit unsuru olarak görürse kafama sıkabilecek. Sıkabilecek diyorum çünkü evinde ruhsatlı/ruhsatsız cephanelik bulunduran hem çok insan var, hem de maalesef nerede kullanacağını henüz bilemeyen bir kesim var... İşte o kesimin istediğini yapmasına müsaade eden bir tasarı gibi geldi bana? Memleketine sahip çıkıp kan dökmeye hazır aklı başında olanlara lafım yok! Yani umuyorum tüm bunları ben yanlış anlamışımdır, hani daha yeni ya bu tasarı belki kafam basmadı kim bilir! Eminim bir kahraman çıkar ve açıklık getirir duruma.

Yalnız en çok hangisine güldüğümü söyleyeyim mi size? Şu arabalardaki “siyah film” çıkmazı, gerçekten film gibi… Bir yasak geldi, bir kaldırıldı, bir renk ayarının değişmesine karar verildi, sonra birine yasak oldu birine olmadı vs. tam bir komedi, merak edip son durum neydi bakmadım bile!

Öte yandan çoğunuz biliyorsunuz Avustralya`da benim diğer evim ve gündemi elimden geldiğince takip etmekteyim, çok gelişmeler oldu ama aklıma kazınanları hızlıca paylaşayım; bir kadının Parlement Evinde bebeğini emziren ilk kadın olarak tarihe geçmesi oldu, böyle sıra dışı durumlarda yayınlanan fotoğrafların arka fonunda anlık mimikleriyle kendi gerçeğini ortaya koyanları dikkatle incelerim, en hakiki tepki onlarındır çünkü! Fotoğraflarda bu kadına hayranlıkla bakan insanlar vardı etrafında, mesela kimse onu kovmadı veya ayıplamadı da (öyle bir habere denk gelmedim), oysa bizim buralarda hamileyken bile giydiklerin kimisine göre suç sayılmakta. Sonra aynı mecliste bir karar çıktı,  hem cinsleriyle evlenmek için talepte bulunan bir gruba destek veren koca bir millet gördük, onlar da “Evet” ve “Hayır” oylarıyla ilerledi, sonunda onlar da “Evet” kazandı! Parlement Evi’nde karşıt görüşlü olanlarla birlikte herkes kutladı bu anı, şarkılar söylendi, mutluluktan gözyaşı dökenler oldu vs. Çünkü adalet ile alınan bir karardı ve herkes saygı gösterdi, bu yüzden birlik vardı… Pek alışık olmadığımız bir tablo tabi, biz yumruklara, uçuşan sandalyelere ve küfüre alışkınız, daha heyecanlı!

Neyse daha neler neler olmuştur da benim aklımda kalanlar bunlar olmuş.
Şimdi ise dönüp önüme bakıyorum ve de dileyebileceğim en güzel şey önümüzdeki ve sonraki yıllarda akıl sağlığımızı korumak olurdu, sağlıklı olmak ve sağlıklı olmak… Zaten o olduktan sonra mutlu da olmayı beceririz, gülmeyi de deneriz, huzuru da görmeyi biliriz…

Kısacası sevdiklerinizle güzel bir yıl sizlerin olsun…

Şehrimden sevgiler…

Yorum