Sempati Mobilya

Türkiye Zükam Olmuş

Türkiye Zükam Olmuş

Türkiye nezle (zükâm) olmuş, pıskırıp duruyor. "Çok yaşasın" dediğinizi duyar gibiyim. Neden mi nezle olmuş: Toplum temelinin oturduğu prensipler, siyasi ve ekonomik özgürlükler üzerine inşa edilmiş olmalı. Nitekim yüce yaratan Kur’an-ı Kerim’in Şura suresi 38. ayette diyor ki: “Onların iş ve yönetimleri aralarında şura iledir.”; Maide suresi 8. ayette: “Ey inananlar! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetenler olun. Bir topluluğa kininiz, sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu korunup sakınanlar için daha uygundur.”; Nisa suresi 58 ayette ise: “Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.” buyuruyor. Bu ayetlerin ışığı yolumuzu aydınlatıyor. Bunlardan şunu anlamamız gerek: Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve tavsiye edilen ideal değerlere göre, bir ülkede iyi işleyen kurumların bulunması gereklidir. Yönetenlerin de halkla birlikte kanunlara ve kurallara uymalılardır.

Kuran’ın koyduğu hükümler evrenseldir; mekânın ve zamanın değişmesi ile insanlar bu hükümlerden vazgeçemez. İslâmiyet’i yanlış anlama ve özünden uzaklaşma neticesinde, değişik mezhepler, cemaatler, şeyhler ve dervişler çoğaldı... Din yerine hurafeler konulup ve bu da İslâmiyet olarak adlandırılıyor. Geçenlerde 56 İslâm Birliği Teşkilatı ülkeden, 48 ülke temsilcisi İstanbul'da toplandı. Onların 208 dünya devleti içerisindeki yeri neresidir diye bir bakın! İslâm toplulukları, Batı’da gelişen teknolojinin gerisinde kaldı. Bazıları Batı medeniyeti ve kültürünü tamamen taklit yolunu benimserken Batı’nın ilmini, teknolojisini nakledip, manevi-kültürel değerlerde İslâm kaynaklarına sadık kalınmadı. Bunun neticesinde de önce iktisadi, sonrasında da siyasi ve soysal bozulmaya uğranıldı...

Hayatı sorgulamak ve özgür düşüncenin karşısındaki dogmatik öğretileri saf dışı bırakmak için ne yapmalıyız diye hiç düşündünüz mü, sevgili okuyucu düşünmüşündür belki. Ben konuyu biraz daha açmalıyım: Dine dayalı ahlak, öteki dünyada daha iyi bir yaşam vaadinde bulunur. Öyle değil mi? Ama erdem burada. İfade edilmemiş duygular asla ölmez, sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür eder. Ahlaklı kişi, bu dünyada ödüllendirilmediği sürece güzel ahlak bozulur. İnsanların mülkiyetle ilişkilerinde yapılacak gerçek bir değişikliğin bu yönde ahlaki kurallara uymada çok daha yararlı olacağına inanıyorum. İnsan doğasını idealistlik anlamda yanlış yorumlayanlar, bu olguyu bulandırmış ve pratik açıdan yararsız kılmıştır. İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrendi. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geç kalınmıştır. İnsanların "tecrübe" dediği şey işte budur. Kalbiyle inanmak istediği arasında bağlantısını kaybetmiş insanlar grubu...

Kendimizi yoklarsak, bildiğimizi sandığımız çoğu temel ve basit bilgileri bile, doğru olarak bilmediğimizi görebiliriz. Bizim asıl trajedimiz her şeyi bildiğimizi düşünürken, aslında hiçbir şey bilmediğimizin üzerini örtmeye çalışmamızdır. Soru sorma, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyine mi sahibiz? Bildiklerimizin hepsi çürük temeller üzerinde mi yükseliyor? Kendi inancını, ideolojisini, dünya görüşünü tam olarak ortaya koyabilecek kaç tane insan var? Şu bir gerçek ki, bildiğini gerçekten bilen bu tür insanların sayısı çok azdır. Çünkü insanların çoğu bilmeden inanırlar. Bir gün bilgi evimiz, kafamızın üzerine çökene dek böyle de gidecek...

Sonuç olarak, ne yazık ki, hayatın gerçekliklerinden bihaber, Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın gönderdiği ilk ayet olan "Oku!" emrini yerine getirmeyen, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Bilgiye ulaşım kolaylaştıkça cehalet de artıyor. Çünkü insanlar ellerindeki akıllı telefonu genellikle sosyal medyaya girmek için kullanıyorlar. Ya da oyun oynamak, chat yapmak için. Bilgi için kullanan çok az. En fazla gazete okuyorlar. Üstelik çağın sorunu, bilgiye ulaşmak değil ki. Esas olan o bilgiyi, analiz edip yorumlayabilmektir. Günümüzdeki, işte gerçek değişim, dönüşüm ve güç budur...

Tüm okuyucuların yeni yılını en içten duygularımla kutlarım...

Yorum