Sempati Mobilya

ŞEKERİM

Arabanın benzine, çiçeğin suya, kokoreç’in kimyon’a ihtiyaç duyduğu gibi ihtiyaç duyuyordum şeker’e. Çocuk olduğum için bünyem şekerle çalışıyordu. Fakat şöyle bir sorun vardı, şeker’i çok yiyince bende bir kaşınma ve bir takım kabarmalar oluşuyordu. Evet..! Fazla şeker bünyeye dokunuyordu. Böyle durumlarda tabi ki devreye annem giriyor, “Fazla yeme, akşam her yerin kabarınca ben sana sorarım, babana şikayet ederim” şeklinde standart cümlelerini söylüyor ve beni hayata küstürüyordu..

O gün tüm çabalarım sonuçsuz kalıyordu. Annem bir türlü para vermiyor ve benim şeker ihtiyacım sürekli artıyordu. Bu süreçte başarısız olmam, babamın da evde olmasıyla açıklanabilir. Çünkü o evdeyken iğrenç haykırmalarımı, kendimi yerlere atıp debelenmelerimi yapamıyordum. Durum artık benim tarafımdan dayanılmayacak boyutlara gelmiş ki anneme bir müddet sonra “para ver adi karı” dedim. Bu cümlemin ardından o günün diğer günlerden farklı olacağını hafiften kestirmeye başlamıştım. Annem, “Babana söylemeye gidiyorum” dedikten sonra her zaman gider gibi yapıp bir kaç adım atar sonra dururdu. Bu sefer durmadı. Baktım harbiden gidiyor, bende koşup bacağına yapıştım. Annem dur durak bilmiyor, beni sürüye sürüye koridoru arşınlıyordu. “Anneeaaa özür dilerim özür dilerim anneeeaaa” nidalarım acınası bir boyut kazanmış, yürek burkan bir hal almıştı. Ve çabalarım nihayet sonuç vermiş, annem babamın olduğu odaya gelmeden durmuştu. Annemin “Bi daha öyle söyliycekmisin ?” sorusuna, burnumdan akan sümüğü dilledikten sonra “hayır” şeklinde cevap verdim. Annem zaferini kutlar bakışlarla kafasını salladı ve ekledi, “Bırak şekeri, Dolaptan elma al ye..” Biraz uslu durayım da annem “çocuk uslandı, dersini aldı” desin diye bir müddet sessiz sakin odamda bekledim. Çocuk olduğum ve salak olduğum için çok karışık bi planım yoktu. Annemin cüzdanından para çalacaktım..

Odadan çıkıp salona yöneldim. Annemle babam oturma odasında televizyon izliyorlardı. Vitrinin önüne sandalye çekip sağ üst tarafındaki kapağı açtım. Cüzdan oradaydı. Açıp parayı aldım.. Bakkaldaki neşemi anlatmaya kelimeler yetmez. Uzun uzun şekerler vardı ya.. Onlardan 2-3 tane aldım, sonra bir sürü farklı şekerlerden de aldım. Şekerleri yerken çıkardığım gürültüden dışarıdaki hiçbir sesi duymuyordum. Öyle bir şeker yemek.. Her şey ne kadar da güzel giderken ve ben bizim evin oralarda kucağımda bi sürü yiyecekle dolanırken apartmandan babam çıktı ve direkt olarak beni gördü. Bu olmaması gereken bir durumdu. Çünkü o gün babam dışarı çıkmak için hazırlanmıyordu. Dışarı çıkacak olan bir baba kendini belli ederdi ve o gün benim babam evde oturmalık bir babaydı. Dışarı çıkacak bir baba değildi. Hislerimde yanılmıştım. Kaçamazdım. Kucağımda yiyeceklerle babama yaklaştım. ” Ne aldın, nereden aldın, paran vamıydı, parayı nerden buldun” gibi sorularının cevap verilebileceklerine cevap verdim, verilemeyecek olanlarda sustum. Beraber eve girdik..

Mutfağa, annemin yanına gidiyoruz. Annem, babam, ben ve kucağımdaki şekerler.. Herkes ayakta.. Hepimiz Babamın “parayı nerden buldun” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyoruz. Soru bana sorulunca önce mal gibi anneme bakıyor, sonra babama bakıyor, daha sonrasında kafamı öne eğiyorum. Babam mutfaktan çıkıyor.. Annemle birbirimize bakıyoruz. Biraz sonra babam içerden annemin cüzdanıyla çıkıp geliyor. Parayı benim aldığımı biliyor. Bütün olay bunu bana söyletmek.. Açıp içine bakıyor. Anneme paranın eksik olup olmadığını soruyor. Annem “eksik” diyor. Artık sabrının sonuna geldiğini hissettiğim babamın yinelediği sorusuna “annemin cüzdanından aldım parayı” cevabını veriyorum. Burdan sonra her şey “slowmotion” ilerliyor. Annemin kollarını bağlayıp yaptığım hatayı vurgulayan bakışları, babamın elinde cüzdanla bana bakmadan, camdan dışarıyı izlemesi..

Sonrasında “ŞŞŞŞSSSSTTTTTAAAAK” diye bi ses geldi. Hepimiz bu sesin nereden geldiğine çok şaşırdık. Anlam veremiyorduk. Sanırım herkes birbirine bakıyordu. Büyük ihtimalle onlar beni görüyor fakat ben onları göremiyordum. Ben, “GÜRLER PLASTİK” yazısı görüyordum. Çöp kovasının dibine düşmüşüm.. Çok sert vurmuş babam. Cüzdanla vurmuş.. Çöp kovası, “GÜRLER PLASTİK” imzası taşıyormuş o gün öğrendim.

GÜRHAN

Yorum